Dünya

Golders Green'de Bıçaklı Saldırı: Londra Yahudileri İçin Terör Alarmı ve Derinleşen Yaralar

Londra'nın Golders Green semtinde iki Yahudi erkek bıçaklandı. Polis olayı 'terör saldırısı' olarak nitelendirirken, şüphelinin geçmişi ve artan antisemitizm endişeleri gündemde.

Golders Green'de Bıçaklı Saldırı: Londra Yahudileri İçin Terör Alarmı ve Derinleşen Yaralar

Londra'nın kuzeyindeki Golders Green semti, geçtiğimiz günlerde iki Yahudi erkeğin hedef alındığı dehşet verici bir bıçaklı saldırıyla sarsıldı. Polis, olayı derhal “terör saldırısı” olarak nitelendirerek şehirde geniş çaplı bir soruşturma başlattı. Bu saldırı, bölgedeki Yahudi toplumunda büyük bir endişe ve korku dalgasına yol açtı.

Saldırının Detayları ve Kurbanlar

Çarşamba günü öğleden önce, Golders Green sokaklarında yaşanan olayda, biri 70'li yaşlarında Moshe Shine, diğeri ise 30'lu yaşlarında Shloime Rand isimli iki Yahudi erkek bıçaklandı. Edinilen bilgiye göre, saldırgan Essa Suleyman önce kaldırımda koşarak bir kişiyi hedef aldı, ardından bir otobüs durağında bekleyen başka bir adama defalarca saldırarak onu yola itti. Neyse ki, her iki kurbanın da hayati tehlikesi bulunmuyor ancak özellikle Moshe Shine'ın yaralarının daha ciddi olduğu belirtildi. Olay yerine hızla intikal eden polis ekipleri, elinde bıçakla görülen 45 yaşındaki şüpheli Essa Suleyman'ı elektroşok cihazı kullanarak etkisiz hale getirdi ve gözaltına aldı. Polis memurlarının şok cihazı kullanmadan önce defalarca “bıçağı bırak” diye bağırdığı anlar, kameralara yansıdı.

Şüphelinin Geçmişi ve Güvenlik Endişeleri

Saldırının faili Essa Suleyman'ın kimliği kısa sürede açıklandı. Somali doğumlu ve çocuk yaşta yasal yollarla İngiltere'ye gelerek Britanya vatandaşı olan Suleyman'ın, güvenlik birimleri tarafından daha önce de bilinen bir isim olduğu ortaya çıktı. Londra Emniyet Müdürü Mark Rowley, Suleyman'ın “ciddi şiddet geçmişi ve ruh sağlığı sorunları” bulunduğunu ifade etti. Ayrıca, zanlının 2020 yılından bu yana terörle mücadele polisinin “Prevent” adlı önleyici takip programı kapsamında değerlendirildiği ve radikalleşme eğilimi gösterdiği tespit edilmişti. Bu durum, kamuoyunda güvenlik kurumlarının bu tür tehditleri önlemedeki etkinliği konusunda ciddi soruları beraberinde getirdi.

Toplumdan ve Siyasetten Tepkiler

Saldırının ardından Yahudi toplumu liderleri ve vatandaşlar, büyük bir şok ve endişe yaşadı. Yaralıları hastanede ziyaret eden Yahudi Topluluğu Konseyi'nden Haham Levi Schapiro, doktorların Moshe Shine'ın tamamen iyileşeceği konusunda iyimser olduğunu belirtti. Shloime Rand'ın annesi, Londra sokaklarında masum bir topluluğa yönelik bu tür olayların yaşanmasına duyduğu şaşkınlığı ve üzüntüyü dile getirdi. İçişleri Bakanı Shabana Mahmood, şüphelinin geçmişi hakkında bilgi verirken, Başbakan Keir Starmer da Golders Green'i ziyaret ederek Yahudi toplumunun liderleriyle bir araya geldi. Ancak Starmer'ın ziyareti sırasında, bazı protestocuların konvoyunu yuhalaması ve Hamas liderlerinin fotoğraflarıyla Starmer'ın fotoğraflarını bir arada taşıması dikkat çekti. Protestocular arasında yer alan Sophia Ziff, “Artık burada güvende olup olmadığımı bilmiyorum” derken, Edith Binstock ise “Hepimiz gidersek İngiltere daha kötü bir yer olur” sözleriyle endişelerini dile getirdi. Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan da Yahudi halkının korku içinde yaşamasından dolayı duyduğu dehşeti ifade etti.

Artan Gerilim ve Önceki Saldırılar

Golders Green'deki bu bıçaklı saldırı, Londra'da ve Birleşik Krallık genelinde Yahudi topluluklarına yönelik artan bir tehdit zincirinin son halkası olarak kayıtlara geçti. Geçtiğimiz dönemde, Yahudi mülklerine yönelik kundaklamalar, sinagoglara yapılan saldırılar ve tehditkar olaylar sıkça yaşanmıştı. Örneğin, geçtiğimiz aylarda Manchester'da bir sinagogun önünde meydana gelen araçlı ve bıçaklı saldırıda iki Yahudi hayatını kaybetmiş, üç kişi ağır yaralanmıştı. Ayrıca, Golders Green'deki bir sinagogun otoparkında ambulansların ateşe verilmesi, Finchley Reform Sinagogu'na molotof kokteyli atılması ve bir anıt duvarının kundaklanması gibi olaylar, Yahudi toplumundaki gerilimi daha da artırmıştı. Bu son saldırı, bölgedeki antisemitizm endişelerini yeniden alevlendirerek, güvenlik önlemlerinin ve toplumsal uyumun önemini bir kez daha gündeme getirdi.