İran'da siyasi ve güvenlik suçlamalarıyla gerçekleştirilen idam cezalarında, 28 Şubat'ta başlayan çatışmaların ardından belirgin bir artış gözlemleniyor. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, söz konusu tarihten bu yana en az 32 siyasi mahkumun infazı doğrulandı. Uluslararası Af Örgütü verileri, 2025 yılı genelinde siyasi gerekçelerle 45 kişinin idam edildiğini, 2026 yılındaki mevcut tablonun ise bu artış eğilimini hızlandırdığını ortaya koyuyor.
İdam Bir Baskı Aracı Olarak Kullanılıyor
İnsan hakları örgütleri, Tahran yönetiminin idam cezasını toplumsal muhalefeti bastırmak ve halk üzerinde korku iklimi yaratmak amacıyla bir siyasi baskı aracı olarak kullandığını belirtiyor. İnfaz edilenler arasında casusluk suçlamasıyla yargılananların yanı sıra, Ocak ayında gerçekleşen ve şiddetle bastırılan protestolarla bağlantılı olduğu iddia edilen kişiler de bulunuyor. BM İnsan Hakları Ofisi, bazı infazların gizli gerçekleştirildiğine dair endişelerini dile getirerek, idam cezasının muhalif sesleri susturmak için sistematik bir şekilde kullanıldığına dikkat çekiyor.
Hukuki Standartlar ve İtirazlar
Uluslararası hukukta idam cezası için belirlenen ölümcül suç işleme eşiği, İran'daki birçok vakada göz ardı ediliyor. Örneğin, 21 yaşındaki karate şampiyonu Sasan Azadvar, herhangi bir ölümcül eylemle suçlanmamasına rağmen 'Allah'a karşı savaş açmak' (moharabeh) suçlamasıyla idam edildi. İran yargı erki başkanı Gholamhossein Mohseni Ejei ise 30 Nisan'da yaptığı açıklamada, uluslararası eleştirileri reddederek mahkemelerin kararlarından geri adım atmayacağını vurguladı.
Uzman Analizi:İran yönetiminin bu infaz politikası, hem iç siyasetteki otoritesini koruma hem de dış tehditler karşısında zayıf görünmeme çabasının bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, rejimin Ocak ayındaki ayaklanmaların yarattığı sarsıntıyı ve savaşın getirdiği baskıyı, idamlar yoluyla toplumsal bir 'güç gösterisine' dönüştürmeye çalıştığı görüşünde birleşiyor.