İsrail, Lübnan'ın başkenti Beyrut'a, ateşkesin başlamasından bu yana ikinci kez olmak üzere hedefli bir saldırı gerçekleştirdi. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), saldırının saat 14:00 sularında 'hedefli bir şekilde' yapıldığını açıklarken, detay vermedi. İsrail medyası, kimliği belirsiz kaynaklara dayandırdığı haberlerde, saldırının bir İran milis gücünün liderini hedef aldığını belirtti.
Saldırının Detayları ve Arka Planı
Saldırı, İsrail'in güney Lübnan'daki Hizbullah altyapısını hedef alan dalgalar halinde süren operasyonlarının ardından geldi. IDF, Beyrut'un daha önceki saldırılardan korunmasının ABD Başkanı Donald Trump'ın talebi üzerine gerçekleştiğini ifade etti. Hem İsrail hem de İran destekli Hizbullah, karşılıklı olarak ateşkes anlaşmasının tekrar tekrar ihlal edildiği suçlamasında bulunuyor. Son saldırının ardından, Hizbullah'ın kaledası olarak bilinen Beyrut'un yoğun nüfuslu Dahieh banliyösünde, yerleşim yerlerinin üzerinde yoğun dumanlar yükseldi. Kurtarma ekiplerinin olay yerine ulaşmaya çalıştığı ve bölge sakinlerinin komşularını ve akrabalarını kontrol etmek için birbirlerini aradığı bildirildi.
Hedeflenen Kişi ve Genişleyen Operasyonlar
İsrail medyasına göre, saldırının hedefi, Hizbullah ile müttefik bir İran milis gücü olan İmam Hüseyin Tugayı'nın füze kuvvetleri başkanı Ali el-Husni idi. Bu saldırılar, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, Hizbullah'ın İsrail askerlerine ve kuzey İsrail'deki sivillere yönelik insansız hava aracı saldırılarının ardından kara operasyonunu genişlettiğini duyurmasının ardından geldi. Çarşamba günü IDF, Zahrani Nehri'nin yaklaşık 40 kilometre kuzeyine taşınmaları yönünde bölge sakinlerine çağrıda bulunmuş ve 'aşırı güçle' hareket edeceğini belirtmişti.
Güney Lübnan'daki Durum ve Sivillerin Durumu
Lübnan Sağlık Bakanlığı'na göre, erken saatlerde Sur (Tyre) ve kentin doğusundaki bir bölgeye düzenlenen iki İsrail saldırısında en az 11 kişi hayatını kaybetti. Sur'dan gelen sosyal medya videolarında, sokakların alevlerle turuncu renkte aydınlandığı, dumanla kaplı yollar ve en az bir aracın alevler içinde kaldığı görüldü. Gündüz saatlerinde ise yüksek katlı konut binalarının yakınında devasa bir ateş topunun yükseldiği ve mantar şeklinde bir duman sütununun şehir silüetinin üzerinde yükseldiği kaydedildi. Hizbullah'ın Sur'daki bir üyesi, kurtarma ekiplerinin çalışma koşullarının 'çok tehlikeli' olması nedeniyle işlerine ara vermek zorunda kaldıklarını ve İsrail askeri yetkililerinden bölgeyi boşaltmaları yönünde uyarılar aldıklarını BBC'ye bildirdi. Çarşamba günkü tahliye emri, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana en büyüğü olup, Lübnan topraklarının yaklaşık %14'ünü oluşturan yaklaşık 300 kasaba ve köyü kapsıyordu. Çoğu, güney Lübnan'ın diğer bölgelerinden zaten yerinden edilmiş olan birçok sakin için gidilecek belirgin bir yer kalmamıştı.
Saida'daki Durum ve İnsani Kriz
Perşembe günü Saida sokakları olağandışı bir yoğunluktaydı; marina bölgesi öğle yemeği yiyen plaj ziyaretçileriyle doluydu ve yerinden edilmiş kişiler için tek bir çadır bile yoktu. Ancak barınakların kapasitesini aşmasıyla, insani yardım görevlileri ve şehir yetkilileri, yerinden edilmiş kişilere kuzeye gitmelerini söyledi. Burada artık yer kalmamıştı. Saida, Zahrani Nehri'nin kuzeyinde, ancak Beyrut'un güneyinde yer alan bir sahil kentidir. Sur veya Nebatiye gibi diğer şehirler kadar sert vurulmamıştı. En son tahliye emirlerinde adı geçmediği için, 46 yaşındaki Hanaa Jamaa, gece yarısı uyandığında sahip olduğu bir dairenin vurulduğunu duyduğunda şok yaşadı. Gelir kaynağı olarak kiraya verdiği daireye bir füze yaklaşık 02:40'ta isabet etmiş, binanın çatısına çarptıktan sonra aşağı doğru ilerlemişti. Dairede iki yerinden edilmiş kişi ve Saida'dan iki sakin olmak üzere dört kişi hayatını kaybetti. Hanaa'dan daireyi kiralayan kişi üç yıldır orada yaşıyordu ve kendisinin bir sivil olduğunu belirtti. Gözyaşları içinde, 'Biz ne Hizbullah'tan yanayız ne de İsrail'den. Biz sadece barış istiyoruz' dedi.
Ateşkes İhlalleri ve Diplomatik Gerilim
İsrailli yetkililer, Hizbullah'ın saldırılarının geçen ay yürürlüğe giren ve iki kez uzatılan İsrail ve Lübnan hükümetleri arasındaki geçici ateşkes anlaşmasını ihlal ettiğini belirtiyor. Lübnanlı yetkililer ise İsrail saldırılarının kendisini ihlal olarak görüyor. Bu gerilim, ABD ve İsrail ile İran arasında devam eden savaşın sona erdirilmesine yönelik görüşmeleri sekteye uğratma tehdidi taşıyor. İran, herhangi bir anlaşmanın Lübnan'ı da kapsaması gerektiğini savunurken, İsrail Hizbullah tehdidiyle mücadele etme hakkını saklı tuttuğunu ifade ediyor. Lübnan, 2 Mart'ta İran'ın dini liderinin öldürülmesine karşılık olarak Hizbullah'ın İsrail'e roket atmasıyla savaşa dahil olmuştu. İsrail ise Lübnan genelinde hava harekatı ve kara istilasıyla karşılık vermişti. Ülke sağlık bakanlığına göre, savaşın başlangıcından bu yana Lübnan'da en az 3.224 kişi hayatını kaybetti; bu rakamlar savaşçı ve sivil ayrımı yapmıyor. İsrail ise 23 askerinin öldürüldüğünü bildirdi.
Uzman Analizi:Beyrut'a yönelik bu hedefli saldırı, mevcut ateşkesin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Saldırının zamanlaması ve hedefi, bölgesel gerilimin tırmanma potansiyelini artırmakta ve diplomatik çözümlerin önündeki engelleri çoğaltmaktadır. Sivillerin yaşadığı insani krizin derinleşmesi ve artan can kayıpları, uluslararası toplumun daha etkili bir arabuluculuk rolü üstlenmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.