Dünya 8 dk okuma

Kolombiya Seçimleri: Barış Süreci mi, Askeri Çatışma mı?

Kolombiya'da bugün gerçekleşen başkanlık seçimlerinin ikinci turu, ülkenin onlarca yıllık silahlı çatışmasının geleceğini belirleyecek. Aşırı sağcı Abelardo de la Espriella'nın askeri çözüm vaadi ile solcu Iván Cepeda'nın barış sürecini sürdürme teklifi karşı karşıya geldi.

S
Editör
Selin Aras
Yayınlanma Tarihi
Paylaş
Kolombiya başkanlık seçimleri ikinci turu oy verme işlemi
Kolombiya'da seçmenler, ülkenin geleceğini belirleyecek kritik seçimlerde sandık başında.

Kolombiya Seçimlerinden Öne Çıkan Başlıklar

  • Aşırı sağcı aday Abelardo de la Espriella, mevcut Başkan Gustavo Petro'nun “toplam barış” planını terk ederek silahlı gruplarla tam ölçekli askeri çatışmaya dönme vaadinde bulunuyor.
  • Sol kanadın adayı ve “toplam barış” planının ana mimarı Senatör Iván Cepeda ise planın gerekli değişikliklerle sürdürülmesini savunuyor.
  • Bugün gerçekleşen ikinci tur seçimleri, Kolombiya'nın 2016'daki FARC barış anlaşmasından bu yana en şiddetli dönemini yaşayan onlarca yıllık silahlı çatışmasında dramatik bir değişimi tetikleme potansiyeli taşıyor.

Bogota, Kolombiya – Kolombiya'da bugün yapılan başkanlık seçimlerinin ikinci turu, ülkenin onlarca yıldır süren silahlı çatışmasının geleceği üzerinde belirleyici bir dönemeç olarak görülüyor. Seçmenler, mevcut barış sürecinin akıbetini tayin edecek iki zıt görüşlü aday arasında tercih yapmak üzere sandık başına gitti.

İlk turda en yüksek oyu alan aşırı sağcı avukat ve iş insanı Abelardo de la Espriella, Başkan Gustavo Petro'nun tüm suç örgütlerinin silahsızlandırılmasını müzakere etmeyi öngören “toplam barış” planından vazgeçerek, silahlı gruplara karşı tam ölçekli askeri bir mücadele başlatma sözü verdi. De la Espriella, kendisini “sistem karşıtı” bir figür olarak konumlandırırken, aslında paramiliter yapılarla ilişkili isimlerin avukatlığını yapmış ve ülkenin geleneksel güç ağlarıyla iç içe geçmiş bir siyasetçi olarak biliniyor.

Gelişmenin Detayları

De la Espriella'nın rakibi ise Petro'nun desteklediği halefi ve “toplam barış” planının ana mimarı sol görüşlü Senatör Iván Cepeda. Cepeda, planın “gerekli değişikliklerle” devam ettirilmesi gerektiğini savunuyor. Kampanyanın büyük bölümünde anketlerde önde giden Cepeda, üç hafta önceki ilk turda mağlup olmuş ve o zamandan beri merkez seçmenlerin desteğini çekmekte zorlanmıştı.

41 milyondan fazla Kolombiyalının oy kullanma hakkına sahip olduğu bu seçim, Latin Amerika'da son dönemde gözlemlenen sağcı yükseliş dalgasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Peru'da Keiko Fujimori'nin oy sayımında önde gitmesi ve geçen yıl Şili'de José Antonio Kast'ın seçimi kazanması gibi örneklerin ardından, Kolombiya'da da suçla demir yumrukla mücadele eden bir aşırı sağcı adayın zaferi bekleniyor. Uzmanlar, De la Espriella'nın seçilmesi halinde, bölgede yalnızca Meksika, Brezilya, Uruguay ve Guatemala'nın sol hükümetler tarafından yönetileceğine dikkat çekiyor.

Bogota'daki Los Andes Üniversitesi'nden siyaset bilimi profesörü Sandra Borda Guzmán, De la Espriella'nın dünya genelindeki son seçimleri şekillendiren iki eğilimi başarıyla kullandığını belirtiyor: kendisini düzen karşıtı bir “dışarıdan” figür olarak sunması ve şiddete hızlı çözümler vaat etmesi. De la Espriella, seçilmesi halinde 90 gün içinde suç gruplarının egemen olduğu bölgelerde devlet kontrolünü yeniden sağlayacağını iddia etmiş, ancak daha sonra bu sözünden geri adım atarak “güvenlik sorununu 90 günde çözeceğimi asla söylemedim” demişti. Avukatlık kariyerine sağcı paramiliter milis liderlerini savunarak başlayan De la Espriella, ilk üç ayda 10 büyük narkoterörist ve organize suç liderini “yakalamayı veya öldürmeyi” hedeflediğini ifade etti.

Şiddet seviyeleri, FARC ile yapılan barış anlaşması öncesindeki olağanüstü yüksek seviyelerin altında kalsa da, son bir yıl 2016 anlaşmasından bu yana en şiddetli dönem olarak kaydedildi.

Cartagena'dan 40 yaşındaki iş yöneticisi Miguel Bermúdez, De la Espriella'ya oy vereceğini, zengin ve güçlülerin avukatı olarak uzun bir geçmişi olmasına rağmen onu bir “dışarıdan” figür olarak görmesi nedeniyle belirtti. San Andrés adasından 57 yaşındaki diş hekimi Kátia Outten ise Cepeda'ya oy vereceğini, onun “sıradan insanların ihtiyaçlarını anladığını” düşündüğünü söyledi. Cepeda'nın destekçisi Başkan Petro'nun görev süresi boyunca sosyal programlar genişletilmiş ve asgari ücret artırılmıştı. Yoksulluk oranı, kayıtların başladığı 2012'den bu yana en düşük seviyesine geriledi. Outten ayrıca De la Espriella'nın cinsiyetçi görüşleri nedeniyle ona oy vermemeye karar verdiğini, bir radyo röportajında kadın seçmenler arasında penisinin büyüklüğü nedeniyle destek kazandığını iddia etmesini örnek gösterdi.

Kolombiya'nın Uzun Soluklu Çatışma Tarihi

Kolombiya, 1960'lardan bu yana süregelen ve milyonlarca insanı etkileyen silahlı bir çatışma geçmişine sahiptir. Bu çatışmanın temel aktörlerinden biri olan Kolombiya Devrimci Silahlı Kuvvetleri (FARC), yarım asırdan fazla süren mücadelenin ardından 2016 yılında hükümetle tarihi bir barış anlaşması imzalamıştır. Bu anlaşma, ülkedeki şiddet sarmalını sona erdirme ve FARC üyelerinin topluma yeniden entegrasyonunu sağlama amacı taşımaktaydı. Ancak, anlaşmanın uygulanmasında yaşanan zorluklar ve FARC'tan ayrılan grupların yeniden silahlanmasıyla birlikte, çatışmalar farklı boyutlarda devam etmiştir. Mevcut Başkan Gustavo Petro'nun 2022'de göreve gelmesiyle birlikte uygulamaya koyduğu “toplam barış” politikası, sadece FARC'tan ayrılan gruplarla değil, ülkedeki tüm silahlı ve suç örgütleriyle müzakere yoluyla barışı sağlamayı hedeflemektedir. Bu politika, Kolombiya'nın güvenlik anlayışında köklü bir değişim yaratma potansiyeli taşımaktadır.

Seçim Sonuçlarının Bölgesel ve Toplumsal Yansımaları

Kolombiya'daki başkanlık seçimlerinin ikinci turu, ülkenin iç dinamiklerinin yanı sıra Latin Amerika'daki siyasi eğilimler açısından da büyük önem taşıyor. Abelardo de la Espriella'nın zaferi, bölgede son dönemde yükselişe geçen sağ popülist ve güvenlikçi siyaset akımını güçlendirebilir. Bu durum, Kolombiya'nın mevcut “toplam barış” politikasından askeri çözümlere yönelmesine ve bunun sonucunda şiddet olaylarında potansiyel bir artışa yol açabilir. Iván Cepeda'nın seçilmesi ise, Başkan Petro döneminde uygulanan sosyal politikaların ve barış odaklı yaklaşımların devamlılığını sağlayarak, toplumsal eşitsizliklerin azaltılması ve insan haklarının korunması yönünde adımların sürdürülmesi anlamına gelecektir. Seçimin sonucu, Kolombiya'nın uluslararası ilişkilerini, özellikle ABD ve İsrail ile olan bağlarını da etkileyebilir; De la Espriella'nın bu ülkelerle ilişkileri güçlendirme vaadi, mevcut hükümetin dış politikasından bir sapma anlamına gelecektir.

Anlık Nokta Editoryal Değerlendirmesi:

Kolombiya'da bugün gerçekleşen başkanlık ikinci turu, ülkenin barış ve güvenlik geleceği için kritik bir dönüm noktasıdır. Adayların zıt yaklaşımları, Kolombiya halkının önümüzdeki yıllarda hangi yolu seçeceğini belirleyecek ve bu karar, bölgesel istikrar üzerinde de önemli etkilere sahip olacaktır.

De la Espriella, Başkan Gustavo Petro'nun tüm suç örgütlerinin silahsızlandırılmasını müzakere etmeyi amaçlayan “toplam barış” planını terk etmeyi ve silahlı gruplarla tam ölçekli askeri çatışmaya geri dönmeyi vadetmektedir.

Iván Cepeda, “toplam barış” planının ana mimarı olarak, gerekli değişikliklerle birlikte planın devam ettirilmesini savunmaktadır.

Bu seçim, 2016'daki FARC barış anlaşmasından bu yana en şiddetli dönemini yaşayan ülkenin onlarca yıldır süren silahlı çatışmasında dramatik bir değişimi tetiklemesi beklendiği için kritik bir dönemeç olarak görülmektedir.

Analistler, Latin Amerika genelinde yeni bir sağcı zafer dalgası olduğunu belirtiyor; Peru'da Keiko Fujimori'nin oy sayımında önde gitmesi ve Şili'de José Antonio Kast'ın geçen yılki seçimi kazanması gibi örnekler, Kolombiya'da da demir yumruk yaklaşımını savunan bir sağcı adayın zaferini işaret edebilir.

Bu Haber Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?