Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Londra'da düzenlenen üst düzey bir diyalog toplantısında Türkiye'nin enerji güvenliği ve dönüşümüne liderlik etme iradesini vurguladı. Türkiye, 2035 yılına kadar küresel nihai enerji tüketiminde elektriğin payını yüzde 35'e çıkarmayı ve yenilenebilir enerji kapasitesini üç katına çıkarmayı hedefliyor. Bakan Bayraktar, enerji verimliliği ve temiz enerji teknolojileri üretimi konusunda Türkiye'nin bölgesel bir merkez olma potansiyelini öne sürdü.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, 23 Haziran 2026 tarihinde Londra İklim Eylemi Haftası kapsamında düzenlenen COP31-IEA Üst Düzey Enerji Dönüşümü Diyaloğu toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye'nin enerji dönüşümü ve güvenliğine yönelik vizyonunu paylaşan Bakan Bayraktar, küresel krizlerin enerji sektöründeki kırılganlığı artırdığına dikkat çekti. Toplantıya, COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un yanı sıra farklı ülkelerden bakanlar katılırken, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol moderatörlük yaptı. Öte yandan, Romanya'daki doğal gaz boru hattı döşeme çalışmalarında kullanılacak olan Castorone 11 adlı mavna, İstanbul Boğazı'ndan geçişini sürdürüyor.
Küresel Krizlerin Gölgesinde Enerji Güvenliği
Bakan Bayraktar, konuşmasında son yıllarda yaşanan Kovid-19 salgını, tedarik zinciri aksaklıkları, ticaret savaşları, doğal afetler, Ukrayna ve İran'daki savaşlar gibi birbiri ardına gelen krizlerin enerji piyasalarında büyük arz şoklarına yol açtığını belirtti. Bu bölgesel çatışmaların küresel ekonomide hissedilen sonuçlar doğurduğunu ve enerji sektörünün bu süreçte en kırılgan sektör olduğunu vurgulayan Bayraktar, enerji güvenliğinin tartışmaların merkezine yerleştiğini ifade etti. Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı Antalya'daki COP31 Zirvesi'ne doğru ilerlerken, Bayraktar Türkiye'nin mesajının net olduğunu dile getirdi: “Enerji dönüşümü ve enerji güvenliği bir arada ilerlemelidir. Dirençli bir gelecek, daha temiz, daha çeşitli, yüksek düzeyde birbirine bağlı ve güvenli enerji sistemlerine dayanmaktadır. Türkiye, ortak geleceğimize liderlik etmeye, işbirliği yapmaya ve yatırım yapmaya hazırdır.”
Türkiye'nin 2035 Enerji Vizyonu ve Yenilenebilir Enerji Hamlesi
Tüketimdeki ani artışla birlikte “elektrik çağına” girildiğini belirten Bakan Bayraktar, geçen yıl küresel enerji talebinin yüzde 1,3 büyüdüğünü, elektrik talebinin ise bu hızın iki katından daha fazla arttığını açıkladı. Bu artışın elektrikli araçlar, veri merkezleri, artan soğutma talebi ve modern ekonomilerin hızlı elektrifikasyonu tarafından tetiklendiğini ifade etti. Bayraktar, enerji güvenliği ve iklim eyleminin el ele ilerlemesi gereken günümüz koşullarında, daha dirençli ve kapsayıcı yeni bir piyasa tasarımına ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Bu dönüşümü bir fırsat olarak gördüklerini belirten Bakan, yaklaşık iki hafta önce COP31 Dönem Başkanlığı çatısı altında önemli bir dönüm noktası olarak, 2035'e kadar küresel nihai enerji tüketiminde elektriğin payını yüzde 35'e çıkarma hedefini duyurduklarını hatırlattı. Bu iddialı hedefin, geleceğin enerji sisteminin giderek daha fazla elektrik odaklı, dijitalleşmiş ve merkeziyetsiz bir yapıda olacağı gerçeğini yansıttığını dile getirdi.
Günümüzde yenilenebilir kaynakların Türkiye'nin kurulu gücünün neredeyse üçte ikisini oluşturduğunu belirten Bayraktar, 2035'e kadar yenilenebilir enerji kapasitesini üç katına çıkarma planı bulunduğunu anımsattı. Bu devasa artışı desteklemek amacıyla, yaklaşık 30 milyar dolarlık yatırımla çığır açacak 40 gigavatlık bir HVDC (Yüksek Gerilim Doğru Akım) iletim koridoru aracılığıyla ulusal elektrik şebekesinin modernize edildiğini söyledi. Bakan Bayraktar, bu yeni koşulların daha akıllı şebekeler, daha fazla dijitalleşmiş sistemler, daha büyük depolama kapasitesi, daha güçlü iletim ve dağıtım ağları ile esneklik ve dirence yönelik çok daha yüksek oranda yatırım gerektirdiğini ifade etti. Ayrıca, Türkiye'nin güneş panelleri, rüzgar türbini bileşenleri, gelişmiş bataryalar ve akıllı elektrik ekipmanları da dâhil olmak üzere temiz enerji teknolojileri için bölgesel bir üretim merkezi olarak konumlandırıldığını belirtti.
Uluslararası Enerji Politikalarının Temel Dinamikleri
Küresel enerji politikaları, son yıllarda jeopolitik gerilimler, iklim değişikliği ve artan enerji talebi gibi çok boyutlu zorluklarla karşı karşıya kalmıştır. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında düzenlenen Taraflar Konferansları (COP), bu zorluklara küresel çözümler üretmeyi hedefleyen en önemli platformlardan biridir. Türkiye'nin 2026 yılında Antalya'da ev sahipliği yapacağı COP31, bu bağlamda büyük bir önem taşımaktadır. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ise enerji güvenliği, ekonomik kalkınma ve çevresel sürdürülebilirlik alanlarında politika tavsiyeleri sunarak dünya genelindeki enerji dönüşüm süreçlerine rehberlik etmektedir. Bu tür üst düzey diyaloglar, ülkelerin ulusal enerji stratejilerini küresel hedeflerle uyumlu hale getirme ve ortak işbirlikleri geliştirme fırsatları sunmaktadır.
Türkiye'nin Enerji Hamlesinin Bölgesel ve Küresel Yansımaları
Türkiye'nin enerji dönüşümü ve güvenliği konusundaki iddialı hedefleri, hem bölgesel hem de küresel ölçekte önemli yansımalara sahip olacaktır. Yenilenebilir enerji kapasitesini üç katına çıkarma ve elektrik tüketimindeki payını artırma vizyonu, ülkenin enerji bağımsızlığını güçlendirirken, karbon emisyonlarını azaltma yolunda da kritik bir adım teşkil etmektedir. Bu durum, Türkiye'yi temiz enerji teknolojileri üretiminde bölgesel bir merkez haline getirme potansiyeli taşımakta ve enerji tedarik zincirlerinde yeni fırsatlar yaratmaktadır. Ayrıca, kritik minerallere erişimi güvence altına alma ve enerji verimliliği yatırımları, ülkenin ekonomik direncini artıracak ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmasına katkı sağlayacaktır. Türkiye'nin COP31 Dönem Başkanlığı, bu vizyonu uluslararası platformda daha güçlü bir şekilde temsil etme ve küresel iklim eylemine liderlik etme imkânı sunmaktadır.
Anlık Nokta Editoryal Değerlendirmesi:Bakan Bayraktar'ın Londra'daki açıklamaları, Türkiye'nin enerji politikalarında proaktif ve lider bir rol üstlenme arzusunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Küresel enerji güvenliği ve iklim değişikliğiyle mücadelede entegre bir yaklaşım sergilenmesi gerektiği vurgusu, uluslararası işbirliğinin önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Türkiye'nin 2035 hedefleri, ülkenin enerji geleceğine yönelik iddialı ve stratejik bir yol haritası sunarken, bu hedeflere ulaşmadaki kararlılık, bölgesel ve küresel enerji dengeleri üzerinde etkili olacaktır.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, 23 Haziran 2026 tarihinde Londra İklim Eylemi Haftası kapsamında düzenlenen COP31-IEA Üst Düzey Enerji Dönüşümü Diyaloğu toplantısına katıldı.
Türkiye, 2035 yılına kadar küresel nihai enerji tüketiminde elektriğin payını yüzde 35'e çıkarmayı hedeflemektedir.
Bakan Bayraktar, enerji dönüşümü ve enerji güvenliğinin bir arada ilerlemesi gerektiğini ve dirençli bir geleceğin daha temiz, çeşitli, birbirine bağlı ve güvenli enerji sistemlerine dayanacağını vurguladı.
Türkiye, 2035'e kadar yenilenebilir enerji kapasitesini üç katına çıkarmayı ve bu artışı desteklemek amacıyla yaklaşık 30 milyar dolarlık yatırımla 40 gigavatlık bir HVDC iletim koridoru kurarak ulusal elektrik şebekesini modernize etmeyi planlamaktadır.