Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) işbirliğinde hazırlanan "İşgücü Piyasası ve Kadın İstihdamı Ekseninde Aile Dostu Politikalar" raporu, Türkiye'deki kadınların doğum sonrası iş hayatından çekilme oranlarına ve bunun kamu maliyesi üzerindeki çarpıcı etkilerine ışık tuttu. Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri Buluşması kapsamında kamuoyuna sunulan rapor, mevcut politikaların etkinliğini ve gelecekteki ihtiyaçları gözler önüne seriyor.
Çarpıcı Veriler: Doğum Sonrası İşten Ayrılma Oranları
2016-2025 döneminde doğum yapan yaklaşık 1,4 milyon özel sektör çalışanı kadının verileri analiz edilerek hazırlanan rapor, doğum sonrası kadınların işgücü piyasasından kademeli bir kopuş yaşadığını ortaya koyuyor. Buna göre:
- Doğumdan sonraki ilk bir ay içinde kadınların yüzde 3,7'si işten ayrılıyor.
- Altı ay içinde bu oran yüzde 39,9'a yükseliyor.
- On ikinci ay itibarıyla ise kadınların yüzde 56,5'i iş hayatına veda etmiş oluyor.
Bu veriler, kadınların işten ayrılışının ani bir karar olmaktan ziyade, zamanla artan bir eğilim gösterdiğini net bir şekilde ortaya koyuyor.
İşten Ayrılmanın Temel Nedenleri ve İşe Dönüş Dinamikleri
Analizler, kadınların doğum sonrası istihdamdan çekilmesinde birden fazla faktörün etkili olduğunu gösteriyor. Başlıca nedenler arasında evdeki iş ve bakım yükünün büyük ölçüde kadınların üzerinde olması, iş ve aile yaşamını dengeleme zorlukları, sınırlı esnek çalışma imkanları ve erişilebilir, güvenilir bakım hizmetlerinin yetersizliği öne çıkıyor.
Peki ya işe dönüş? Rapor, işten ayrılan kadınların yüzde 64,33'ünün yeniden kayıtlı istihdama döndüğünü belirtiyor. Ancak bu dönüşün ortalama süresi 13,3 ay gibi uzun bir zaman dilimini kapsıyor. Dönüş yapan kadınların sadece yüzde 15,9'u aynı firmaya dönerken, yüzde 48,2'si aynı sektörde, yüzde 53,1'i ise aynı meslekte iş buluyor. Bu durum, kadınların çoğunlukla iş yeri değiştirerek kariyerlerine devam ettiğini gösteriyor. Reel ücretlerde ise, hem aynı hem de farklı firmalara dönüşlerde ayrılma öncesine kıyasla sınırlı artışlar gözlemleniyor.
Sektörel Farklılıklar ve Firma Büyüklüğünün Etkisi
Doğum sonrası kadınların işten ayrıldığı sektörler incelendiğinde, emek yoğun işlerin önemli bir paya sahip olduğu görülüyor. Eğitim ve sağlık gibi iş güvencesi ve düzenli çalışma saatleri sunan sektörlerde işten ayrılma oranları daha düşük seyrederken, sanayi ve hizmet gibi vardiyalı çalışma gerektiren sektörlerde bu oranlar çok daha yüksek seviyelere ulaşıyor.
Firma büyüklüğü de kadın istihdamında kritik bir faktör. Büyük ölçekli firmalarda doğum sonrası işten ayrılan kadınların oranı yüzde 15 iken, küçük ölçekli firmalarda bu oran yüzde 43'e kadar yükseliyor. Ayrıca, ücretsiz doğum izni ve yarı zamanlı çalışma gibi olanaklardan yararlanma oranları da oldukça düşük; çalışan kadınların yalnızca yüzde 24,22'si ücretsiz doğum izni kullanıyor.
Ekonomiye Yansıması: Milyarlarca Liralık Kayıp
Raporun en dikkat çekici bölümlerinden biri, doğum sonrası işten ayrılan kadınların kamu maliyesi üzerindeki etkisine odaklanıyor. 2016-2024 döneminde doğum sonrası işten ayrılıp kayıtlı istihdama geri dönmeyen 309 bin 581 kadın olduğu tespit edildi. Bu kadınların sadece yarısının istihdamda kalması durumunda, yaklaşık 797 milyar lira prim geliri ve 491 milyar lira gelir vergisi geliri elde edilebileceği hesaplandı. Bu durum, işgücünden kopuşun sadece bireysel bir kayıp olmadığını, aynı zamanda kamu maliyesi için de ölçülebilir ve önemli bir maliyet doğurduğunu gözler önüne seriyor.
Çözüm Yolları: Aile Dostu Politikalar Güçlendirilmeli
Rapor, kadın istihdamının ve doğum sonrası iş hayatında kalma oranlarının artırılmasının ancak bütüncül bir yaklaşımla ve aile dostu politikaların güçlendirilmesiyle mümkün olabileceğine işaret ediyor. Öne çıkan politika önerileri arasında şunlar yer alıyor:
- Gelir güvencesi sağlayan ebeveyn izinleri
- Kadın ve erkekler arasında bakım sorumluluğunun daha dengeli paylaşılması
- Güvenli, erişilebilir ve kaliteli kreş/bakım hizmetleri
- Esnek ve güvenceli çalışma modelleri
- KOBİ'ler dahil işverenleri destekleyen sürdürülebilir teşvik mekanizmaları
- İşe dönüşü kolaylaştıran beceri geliştirme ve yeniden eğitim programları
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, rapora ilişkin yaptığı değerlendirmede, kadınların iş ve aile arasında tercih yapmak zorunda kalmaması gerektiğini vurguladı. Bakan Işıkhan, "Bakanlık olarak hedefimiz, kadınların hem çalışma hayatında güçlü biçimde var olduğu hem de aile kurma kararlarını ekonomik ve sosyal kaygılar olmadan verebildiği bir sosyal politika çerçevesi oluşturmaktır" dedi. UNFPA Türkiye Temsilcisi Mariam Khan ise kadınların ekonomik hayata katılımının sadece gelir artışı değil, aynı zamanda nitelikli iş gücünün korunması, hane refahının güçlenmesi ve sürdürülebilir kalkınma açısından da kritik önem taşıdığını belirtti.