Kızıldeniz'deki Yeni Gerilimin Ana Hatları
- İran destekli Husiler, Suudi Arabistan'a karşı 'deniz ablukası' başlattıklarını duyurarak bölgesel gerilimi yeni bir boyuta taşıdı ve Babülmendep Boğazı'nı kapatma tehdidinde bulundu.
- Husiler, bu adımı Suudi Arabistan'ın Yemen'e uyguladığı ablukaya ve Husi liderlerini taşıyan uçağa yönelik olduğu iddia edilen hava saldırısına misilleme olarak gerçekleştirdiklerini belirtti.
- Suudi Arabistan yönetimi, Husilerin bu hamlesini uluslararası hukukun ihlali ve küresel enerji arz güvenliğine doğrudan bir tehdit olarak nitelendirerek Kızıldeniz'deki seyrüsefer serbestisini korumak için her türlü önlemi alacağını açıkladı.
Yemen'deki İran destekli Husiler, dün Suudi Arabistan'a karşı 'deniz ablukası' uygulamaya başladıklarını ilan ederek bölgesel krizi daha da derinleştirdi. Bu gelişme, Hürmüz Boğazı'ndaki geçişlerin neredeyse durma noktasına gelmesinin ardından, Kızıldeniz'in güney kapısı olan stratejik Babülmendep Boğazı'nda tansiyonu zirveye taşıdı. Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Seri, Suudi Arabistan'ın Yemen'e uyguladığı ambargoya yanıt olarak 'göze göz' ilkesiyle hareket edildiğini ve bu ülkenin limanlarına giden veya petrolünü taşıyan gemilerin hedef alınacağını belirtti. Bu tehdit, küresel deniz ticaretinin ve enerji arzının kritik geçiş noktalarından birinde yeni bir krizin fitilini ateşledi.
Husilerin Misilleme Adımları ve Suudi Arabistan'ın Tepkisi
Husiler, Suudi Arabistan'ın, İran'daki bir cenaze töreninden dönen Husi liderlerini taşıyan uçağı hedef almak amacıyla Sana Havalimanı'na hava saldırısı düzenlediğini iddia etti. Bu olayın ardından misilleme yapan Husiler, Suudi Arabistan'daki Abha Uluslararası Havalimanı'nı füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef aldı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun Yemen hava sahası ve limanları üzerindeki abluka kısıtlamalarına tepki gösteren Husiler, 'Ablukaya abluka ile karşılık vereceğiz' mesajını paylaştı. Askeri Sözcü Yahya Seri, gerilimin tırmanması durumunda Babülmendep Boğazı'nı tamamen kapatabilecekleri tehdidinde bulundu.
Bölgede tırmanan gerilim, 2022'de sağlanan ateşkesin ardından tarafları yeniden karşı karşıya getirdi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada ise 'terörist Husi milislerin askeri sözcüsü' olarak tanımlanan Seri'nin açıklamalarının kınandığı belirtildi. Riyad yönetimi, Husilerin bu hamlesini seyrüsefer serbestisine ve küresel enerji arz güvenliğine yönelik doğrudan bir tehdit olarak nitelendirdi. Suudi Arabistan, Husilerin açıklamalarını uluslararası hukukun ihlali olarak tanımlarken, Kızıldeniz’deki petrol sevkiyat hatlarının korunması için her türlü önlemin alınacağını bildirdi.
Babülmendep ve Hürmüz Boğazlarının Stratejik Önemi
Arapçada 'Gözyaşı Kapısı' anlamına gelen ve Arap Yarımadası'nın güney ucunda yer alan Babülmendep Boğazı, Kızıldeniz'in kapısı niteliğinde olup Aden Körfezi'ni Kızıldeniz'e bağlayan stratejik bir su yoludur. Sadece 32 kilometre genişliğindeki bu kritik su yolu, küresel deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 12’sine ve konteyner taşımacılığının dörtte birine ev sahipliği yapıyor. Babülmendep Boğazı, normal şartlarda günlük yaklaşık 7,8 ila 8,8 milyon varil ham petrol ve işlenmiş akaryakıtın geçiş yaptığı son derece kritik bir dar geçittir. Küresel deniz yoluyla taşınan ham petrolün yaklaşık yüzde 30’u Hürmüz ve Babülmendep boğazlarından naklediliyor.
Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklığı aşmak için petrolünü karadaki Doğu-Batı Boru Hattı üzerinden Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı'na taşıyor. Buradan tankere yüklenen petrolün izlediği yol ise gideceği pazara göre şekilleniyor. Avrupa ve Amerika'ya gidecek gemiler Yanbu'dan kuzeye, Süveyş Kanalı'na doğru ilerleyerek Babülmendep Boğazı'na hiç uğramadan Akdeniz ve Avrupa pazarlarına ulaşıyor. Ancak Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi Asya devlerinin enerji ihtiyacını karşılamak için gidecek petrol taşıyan gemiler Yanbu Limanı'ndan güneye inmek ve mecburen Babülmendep Boğazı'ndan geçmek zorunda kalıyor.
Küresel Ticaret ve Enerji Piyasaları Üzerindeki Olası Yansımalar
Bölgede tırmanan gerilim, küresel enerji piyasaları için ciddi riskler barındırıyor. Enerji piyasası analistleri, Hürmüz ve Babülmendep boğazlarının eşzamanlı kilitlenmesi halinde ortaya çıkacak olası senaryoları 'çifte tıkanma' olarak adlandırıyor. NBC News'teki habere göre, Babülmendep Boğazı'nın tamamen kapanması, Suudi petrol ihracatının büyük bir kısmının bölgeden çıkışını engelleyeceğinden küresel petrol arzını yüzde 7 oranında azaltacak. Bu aksaklık, Körfez'deki savaş nedeniyle sevkiyatları halihazırda küresel arzın yüzde 10'u oranında düşürmüş olan devasa kesintiye ek bir yük getirecek. Analistler, Hürmüz'ün ve Babülmendep Boğazı'nın tamamen kapanması durumunda mevcut karasal boru hatlarının taşıma kapasitesinin küresel talebi karşılayamayacağını vurguluyor.
Boğaz’daki güvenliğin tamamen kaybolması durumunda, tankerlerin Afrika’nın güneyindeki Ümit Burnu rotasına yönelmesi zorunlu hale geliyor. Bu durum sevkiyat sürelerini 10 ila 20 gün uzatırken, navlun ve sigorta maliyetlerini katlayarak nihai petrol fiyatlarına doğrudan yansıyor. Brent petrolün varili halihazırda 88,32 dolardan işlem görürken, böyle bir senaryoda ham petrolün varil fiyatının 120 doların üzerine yükseleceği, buna bağlı olarak küresel taşımacılık ve sanayi üretim maliyetlerinin de doğrudan artacağı öngörülüyor. Denizcilik ve emtia analiz firması Kpler verilerine göre Suudi Arabistan, nisan ayından bu yana Yanbu’dan günlük ortalama 4,5 milyon varilin üzerinde ham petrol ve akaryakıt sevk etti ve bu miktarın yaklaşık yüzde 70'i Asya’ya gitti. Yanbu'dan kuzeye, Süveyş Kanalı ve Süveyş-Akdeniz Boru Hattı (SUMED) üzerinden Akdeniz/Avrupa'ya giden petrolün miktarı günlük ortalama 1,3-1,5 milyon varil seviyesinde. Bu rota Babülmendep Boğazı'na uğramadığı için Husi ablukasından etkilenmeyecek.
Anlık Nokta Editoryal Değerlendirmesi:Kızıldeniz'de tırmanan bu gerilim, sadece bölgesel bir çatışma olmaktan öte, küresel enerji güvenliği ve deniz ticaretini derinden etkileme potansiyeli taşıyor. Babülmendep Boğazı'nın olası bir kapanması, zaten kırılgan olan küresel tedarik zincirleri üzerinde yıkıcı bir etki yaratabilir ve dünya ekonomisini yeni bir şok dalgasıyla karşı karşıya bırakabilir. Uluslararası toplumun acil ve kararlı diplomatik adımlar atması, bu kritik su yolunun güvenliğini sağlamak ve daha geniş çaplı bir krizi önlemek adına hayati önem taşımaktadır.
Husiler, Suudi Arabistan'ın Yemen'e uyguladığı yaklaşık 12 yıllık ablukaya ve Husi liderlerini taşıyan uçağa yönelik olduğu iddia edilen Sana Havalimanı saldırısına misilleme olarak deniz ablukası ilan ettiklerini belirtiyor.
Babülmendep Boğazı'nın tamamen kapanması durumunda, Suudi petrol ihracatının büyük bir kısmı engelleneceğinden küresel petrol arzı yüzde 7 oranında azalabilir. Bu durum, Körfez'deki mevcut savaşın neden olduğu yüzde 10'luk kesintiye ek bir yük getirecektir.
Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı'nı aşmak için Yanbu Limanı'nı ve Doğu-Batı Boru Hattı'nı kullanmaktadır. Ancak bu rota, Asya pazarlarına giden petrol için Babülmendep Boğazı'ndan geçişi zorunlu kılmaktadır. Avrupa ve Amerika'ya giden sevkiyatlar ise Süveyş Kanalı üzerinden Babülmendep'e uğramadan gerçekleştirilebilir.
Boğazın kapanması durumunda tankerlerin Afrika'nın güneyindeki Ümit Burnu rotasına yönelmesi gerekecek, bu da sevkiyat sürelerini 10 ila 20 gün uzatacak ve navlun ile sigorta maliyetlerini önemli ölçüde artırarak nihai petrol fiyatlarına yansıyacaktır.