Ekonomi 7 dk okuma

Küresel Elektrik Üretiminde Dönüşüm: Doğal Gazın Payı Azalırken Yenilenebilir Enerji Yükselişte

Küresel elektrik üretiminde doğal gazın payı, yenilenebilir enerji kaynaklarının yükselişiyle belirgin bir düşüş yaşıyor. Özellikle güneş ve rüzgar enerjisi, artan talebi karşılamada kilit rol oynarken, Türkiye de doğal gaz kullanımını azaltan ülkeler arasında öne çıkıyor.

C
Editör
Canan Demir
Yayınlanma Tarihi
Paylaş
Güneş panelleri ve rüzgar türbinlerinin yer aldığı geniş bir yenilenebilir enerji santrali
Küresel enerji piyasalarında doğal gazın yerini yenilenebilir kaynaklar alıyor.

Küresel Enerji Dönüşümünde Öne Çıkan Başlıklar

  • Küresel elektrik üretiminde doğal gazın payı, 2020'den 2025'e kadar belirgin bir düşüşle %23,9'dan %21,8'e geriledi.
  • Güneş enerjisi, 2025 yılında 636 teravatsaatlik (TWh) rekor bir artışla küresel elektrik talebi artışının yaklaşık %75'ini tek başına karşıladı.
  • Türkiye, son on yılda doğal gazdan elektrik üretimini 21 TWh azaltarak bu alanda en belirgin düşüşü yaşayan ülkeler arasında dördüncü sırada yer aldı.

Küresel enerji piyasalarında önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarının, özellikle güneş ve rüzgar enerjisinin hızla büyümesi, doğal gazın elektrik üretimindeki geleneksel rolünü azaltıyor. Uluslararası enerji düşünce kuruluşu Ember'in yayımladığı rapora göre, bu yapısal değişim, enerji güvenliği ve fiyat istikrarı arayışlarının bir sonucu olarak öne çıkıyor.

Gelişmenin Detayları

Ember'in raporu, küresel elektrik üretiminde doğal gazın payının 2020'de %23,9 seviyesindeyken, 2025'te %21,8'e gerilediğini ortaya koydu. Bu düşüş, yenilenebilir enerji kaynaklarının artan elektrik talebini karşılama kapasitesinin güçlenmesiyle doğrudan ilişkili. Küresel elektrik talebi, sanayileşme ve elektrifikasyonun etkisiyle son 25 yılda iki kattan fazla artarak 2025'te 31.774 teravatsaate ulaştı.

Doğal gazın yeni elektrik talebini karşılama oranı ise tarihi olarak en düşük seviyelere indi. 2001-2005 döneminde küresel talep artışında %33 olarak hesaplanan doğal gazın payı, 2021-2025 döneminde %11'e geriledi. Aynı dönemde güneş enerjisinden elektrik üretimi 636 TWh (%30) artış göstererek doğal gazdaki büyümenin 17 katına ulaştı ve küresel elektrik talebindeki artışın yaklaşık %75'ini tek başına karşıladı.

Küresel dönüşümün önemli bir parçası olan Türkiye, doğal gazdan elektrik üretimini son 10 yılda 21 TWh azaltarak en belirgin düşüşün yaşandığı ülkeler sıralamasında dördüncü oldu. Bu sıralamada, Türkiye'nin önünde 80 TWh düşüşle Japonya, 29 TWh düşüşle Vietnam ve 25 TWh düşüşle Brezilya yer aldı.

ÜlkeDoğal Gaz Tüketiminde Azalma (Teravatsaat)
Japonya80
Vietnam29
Brezilya25
Türkiye21

İthal gaza bağımlı ekonomilerde görülen bu eğilimin, fiyat oynaklığı ve enerji güvenliği risklerine karşı geliştirilen yapısal bir dönüşümün yansıması olduğu değerlendiriliyor. Doğal gazdan elektrik üreten 124 ekonominin 61'i üretimde zirve seviyesini geride bıraktı. Bu durum, doğal gaz kullanımındaki düşüşün geçici bir dalgalanmadan çok yapısal bir dönüşümden kaynaklandığını gösteriyor.

Japonya'daki düşüşte nükleer santrallerin yeniden devreye alınması ve güneş enerjisi kapasitesindeki artış etkili olurken, Birleşik Krallık, İspanya ve İtalya'da yenilenebilir enerji yatırımlarının güçlenmesi doğal gaz talebini azalttı. 2025 verilerine göre, ABD, Japonya, Almanya, Birleşik Krallık, İtalya, Kanada ve Fransa'dan oluşan G7 grubu genelinde ise yenilenebilir kaynaklardan elde edilen elektrik üretimi 2.544 TWh seviyesine ulaşarak, 2.577 TWh olan doğal gaz üretimini yakalamaya çok yaklaştı.

Rusya'nın Ukrayna'yı işgaliyle başlayan fiyat dalgalanmaları ve enerji güvenliği endişeleri, yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandıran temel unsurlar arasında yer aldı. Rapora göre, 2026'da ABD-İsrail-İran gerilimi gibi jeopolitik aksaklıklar, ithal gaza dayalı sistemlerin risklerini bir kez daha ortaya koyarak bu dönüşümü daha da tetikledi. Düşen temiz enerji maliyetleri ve enerji güvenliği kaygıları, doğal gazı küresel elektrik sisteminin ana yakıtı olmaktan uzaklaştırıyor.

Doğal Gazın Yükselişi ve Yenilenebilir Enerjiye Geçişin Tarihsel Arka Planı

Doğal gaz, 20. yüzyılın sonlarından itibaren elektrik üretiminde kömüre kıyasla daha temiz bir alternatif olarak öne çıkmış ve birçok ülkede enerji karışımının önemli bir parçası haline gelmiştir. Özellikle sanayileşmenin hızlandığı ve çevresel kaygıların arttığı dönemlerde, doğal gaz santralleri daha düşük karbon emisyonları ve esnek çalışma kapasiteleri sayesinde tercih edilmiştir. Ancak, doğal gazın küresel piyasalardaki fiyat oynaklığı ve ithalata bağımlılık, enerji güvenliği açısından riskler barındırmaktadır. Son yıllarda ise iklim değişikliğiyle mücadele hedefleri ve yenilenebilir enerji teknolojilerindeki hızlı gelişim, güneş ve rüzgar enerjisini doğal gaza göre daha rekabetçi ve sürdürülebilir bir seçenek haline getirmiştir. Bu durum, enerji sektöründe köklü bir paradigma değişiminin yaşandığını göstermektedir.

Enerji Dönüşümünün Ekonomik ve Jeopolitik Yansımaları

Küresel enerji dönüşümü, sadece çevresel faydalar sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda önemli ekonomik ve jeopolitik yansımaları da beraberinde getiriyor. Doğal gaza olan bağımlılığın azalması, ithalatçı ülkeler için enerji faturasını düşürerek makroekonomik istikrara katkıda bulunuyor. Ayrıca, yenilenebilir enerji teknolojilerine yapılan yatırımlar, yeni istihdam alanları yaratıyor ve yeşil ekonominin büyümesini destekliyor. Jeopolitik açıdan bakıldığında ise, enerji kaynakları üzerindeki rekabetin azalması ve ülkelerin kendi iç kaynaklarına yönelmesi, bölgesel ve küresel güç dengelerinde değişimlere yol açabilir. İthalata bağımlılığın azalması, ülkelerin dış politika manevra alanını genişleterek enerji güvenliğini artırıyor ve jeopolitik risklere karşı daha dirençli bir yapı oluşturuyor.

Anlık Nokta Enerji Perspektifi:

Küresel elektrik üretiminde doğal gazın payının azalması ve yenilenebilir enerjinin yükselişi, enerji sektöründe geri dönülmez bir değişimin habercisidir. Bu dönüşüm, hem çevresel sürdürülebilirlik hem de enerji güvenliği açısından kritik öneme sahip olup, ülkelerin uzun vadeli stratejilerini bu yeni gerçekliğe göre şekillendirmesini zorunlu kılmaktadır.

Doğal gazın payı, yenilenebilir enerji kaynaklarının, özellikle güneş ve rüzgar enerjisinin hızla büyümesi ve artan elektrik talebini karşılamadaki rolünün güçlenmesi nedeniyle düşmektedir. Ayrıca, ithal gaza bağımlı ekonomilerdeki fiyat oynaklığı ve enerji güvenliği endişeleri de bu düşüşte etkili olmaktadır.

Türkiye'nin doğal gazdan elektrik üretimini son on yılda 21 TWh azaltması, ülkenin enerji ithalatına bağımlılığını azaltma ve enerji güvenliğini artırma yönündeki çabalarının bir göstergesidir. Bu durum, Türkiye'nin küresel enerji dönüşümündeki aktif rolünü ve yenilenebilir enerjiye yönelimini vurgulamaktadır.

Yenilenebilir enerji, özellikle güneş ve rüzgar, küresel elektrik talebindeki artışın büyük bir kısmını karşılayarak doğal gazın yerini almaktadır. 2025 yılında güneş enerjisi, küresel elektrik talebi artışının yaklaşık %75'ini tek başına karşılamıştır. Bu durum, temiz enerji maliyetlerinin düşmesi ve enerji güvenliği kaygılarının artmasıyla daha da hızlanmaktadır.

2025 verilerine göre, G7 grubu genelinde yenilenebilir kaynaklardan elde edilen elektrik üretimi 2.544 TWh seviyesine ulaşarak, 2.577 TWh olan doğal gaz üretimini yakalamaya çok yaklaşmıştır. Bu, gelişmiş ekonomilerin de enerji dönüşümünde önemli adımlar attığını ve yenilenebilir enerjiye yatırımları hızlandırdığını göstermektedir.

Bu Haber Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?