- Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, Türkiye Yapay Zeka Zirvesi'nde teknoloji tekellerinin oluşturduğu küresel tahakküme ve bunun insanlık üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti.
- Bayraktar, modern teknolojilerin insanlığı bağımlı hale getiren ve iradesini zayıflatan bir "dopamin girdabı" yarattığını ifade etti.
- Türkiye'nin ve dost ülkelerin bu tahakkümden kurtulmak için insansız hava aracı (İHA) ve silahlı insansız hava aracı (SİHA) başarısına benzer, paradigma değiştiren bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini vurguladı.
İstanbul – Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, 13 Haziran 2026 Cumartesi günü İstanbul'da düzenlenen "Türkiye Yapay Zeka Zirvesi"nde yaptığı konuşmada, teknoloji tekellerinin küresel tahakkümüne karşı çarpıcı uyarılarda bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan "Türkiye Yapay Zeka Vizyonu ve Eylem Planı"nın ardından kürsüye çıkan Bayraktar, insanlığın teknokapitalist küresel tahakküm altında gönüllü bir esarete sürüklendiğini ve bağımsızlığının tehdit edildiğini belirtti.
Dijital Çağın Gönüllü Esareti ve Dopamin Girdabı
Selçuk Bayraktar, yaklaşık 30 yıl önce internetin sınırları kaldıracağı, bilginin serbest dolaşımının dünyayı eşitleyeceği ve sivil teknolojilerin küresel barışı getireceği yönünde bir "teknoloji ütopyası" satıldığını ancak gelinen noktada bağımsızlığı tehdit eden en büyük unsurun konvansiyonel ordular değil, tedarik zincirlerine, veri merkezlerine ve doğrudan cebimizdeki cihazlara sızan teknokapitalist küresel tahakküm olduğunu dile getirdi. Bayraktar, bu tahakkümün geçmişin kaba diktatörlükleri gibi kuvvetle değil, milyarlarca insanı uyuşturucu gibi müptela kılan bir sistemle, gönüllü bir esaret olarak hayatımıza girdiğini vurguladı.
Herhangi bir sosyal medya veya video platformunun temel algoritmasının, insanı kıramayacağı bir döngünün, adeta eroine benzer bir dopamin girdabının müptelası haline getirdiğini ifade eden Bayraktar, arka planda çalışan yapay zekanın nörolojik zaafları analiz ederek dopamin salgısını tetiklediğini ve insanları ekranda daha fazla tutacak öfke, hedonizm ve korku temelli içerikleri optimize ettiğini belirtti. Bu bağımlılığın insanı sağlığından, akli melekelerinden ve en önemlisi hürriyetinden kopardığını, irade göstermesine engel olduğunu ve zayıf düşürdüğünü sözlerine ekledi.
İnsan ve Makine Arasındaki Bulanık Çizgi
Bayraktar, insan ile makine arasındaki çizginin giderek bulanıklaştığını, sadece makinelerin insanı taklit etmesinden değil, insanların hızla makineleştiği karanlık bir çağa doğru yol alındığını anlattı. Ruhsuz bir rasyonalizmin ve materyalizmin tahakkümü altında olunduğunu belirten Bayraktar, makinelerin ve "makine insanların" istilasıyla karşı karşıya kalındığını söyledi. Bayraktar'a göre, makine insanlar için inanç, sevgi, merhamet ve hürriyet yoktur; onlar için acı, hasret, keder de yoktur. İnsanın yaratılmışların en şereflisi olduğunu ve medeniyetin gönül medeniyeti olduğunu vurgulayan Bayraktar, gönlü olmayan, merhameti ve sevgisi olmayan sentetik insanın elindeki teknolojinin ancak bir imha aracına dönüşeceğini ifade etti. Asıl gayenin, insanın makineleştiği değil, teknolojinin insana hizmet ettiği adil bir dünya inşa etmek olduğunu dile getirdi.
Teknoloji Tekellerinin Örümcek Ağı ve Yeni Paradigma Çağrısı
Kuşatmanın sadece cihazlara değil, doğrudan insanın iradesi ve ruhuna yapıldığını belirten Selçuk Bayraktar, bugün sivil teknoloji ürünlerinin neredeyse tümünün birer silaha dönüştürüldüğünü söyledi. Bedelini ödeyerek alınan akıllı telefonlar, saatler ve iletişim ağlarının insanlığı adeta bir örümcek ağına hapsettiğini, oysa inançta örümcek ağının insanı zulümden ve kötülüklerden muhafaza eden mucizevi bir perde olduğunu hatırlattı. Bayraktar, günümüzün "tekno-canavarlarının" tüm insanlığı attığı her adımdan, aldığı her nefese kadar takip eden bir ağ ördüğünü ve tedarik zincirine sızdırılan bombalarla cebimizdeki telefonların, akıllı saatlerin, hatta kulaklıkların bile insanları katletmek için birer silaha dönüşebildiğini kaydetti.
Yapay zeka teknolojisini hegemonik bir biçimde elinde tutmaya çalışan dev tekellerin, neredeyse insanlığın sahip olduğu tüm enerji kaynaklarını tüketecek devasa bir işlem gücü talep ettiğine dikkat çeken Bayraktar, bu ihtirasların firavunların sonsuz egolarını yüceltmek için yaptığı dev yapılar gibi salt kaba güçle inşa edilmiş piramitleri andırdığını söyledi. Küresel devlerin yüz binlerce işlemci ile insanlığın tüm verisini harmanlayıp orantısız bir güç elde ettiğini belirten Bayraktar, Türkiye gibi ülkelerin ve dost ulusların kısıtlı kaynaklarıyla bu dev tekellerle rekabet edebilmesi için İHA ve SİHA serüveninde yapıldığı gibi bugüne değil geleceğe odaklanıp, başkalarının belirlediği kuralları takip etmek yerine paradigma dönüşümü yaparak yepyeni bir kırılım yakalamak gerektiğini ifade etti. Büyük dil modellerinde kaydedilen ilerlemelerin, doğru yönlendirmeyle bu kırılımların mümkün olduğunu gösterdiğini ve kaba işlem gücü yerine insanın düşünsel yeteneğine benzer yöntemsel iyileşmelerin önemini vurguladı.
Türkiye'nin Yapay Zeka Hamlesi ve Küresel Teknoloji Arenası
Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan "Türkiye Yapay Zeka Vizyonu ve Eylem Planı" ile yapay zeka alanında iddialı bir yol haritası belirlemiştir. Bu plan, yapay zekayı sadece bir teknolojik araç olarak değil, aynı zamanda ekonomik ve stratejik bir bağımsızlık meselesi olarak ele almaktadır. 2021-2025 Ulusal Yapay Zeka Stratejisi ile temelleri atılan süreçte Türkiye, küresel yapay zeka endeksinde önemli bir ilerleme kaydederek 2021'deki 44. sıradan 2024 yılı itibarıyla 34. sıraya yükselmiştir. Yeni dönemde hedefin, yapay zeka ekosisteminde ilk 20, küresel ekonomide ise ilk 10 ülke arasında yer almak olduğu belirtilmektedir. Plan; nitelikli insan kaynağı, yüksek başarımlı hesaplama altyapıları, veri ekosistemi ve egemenliği, sektörel uygulamalar ve yönetişim mekanizmaları gibi beş ana sütun üzerine inşa edilmiştir. Özellikle "Türkçe Büyük Dil Modeli" çalışmaları, kültürel ve teknolojik egemenliğin stratejik bir parçası olarak değerlendirilmektedir.
Teknoloji Tekellerinin Toplumsal ve Stratejik Etkileri
Teknoloji tekellerinin yükselişi, sadece ekonomik bir mesele olmanın ötesinde, toplumsal yapıları, bireysel özgürlükleri ve ulusal güvenliği derinden etkileyen çok boyutlu sonuçlar doğurmaktadır. Selçuk Bayraktar'ın vurguladığı "dopamin girdabı" kavramı, dijital platformların insan psikolojisi üzerindeki manipülatif etkilerini gözler önüne sermektedir. Bu durum, bireylerin karar alma süreçlerini, dikkat sürelerini ve genel refahını olumsuz etkileyerek "makineleşmiş insan" profilinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır. Ekonomik açıdan, bu tekellerin veri ve işlem gücü üzerindeki kontrolü, yeni girişimlerin önünü kesmekte ve küresel rekabeti eşitsiz bir zemine taşımaktadır. Stratejik olarak ise, sivil teknolojilerin birer silaha dönüşebilmesi ve tedarik zincirlerine sızma potansiyeli, ulusal güvenlik için ciddi tehditler oluşturmaktadır. Türkiye gibi ülkelerin bu tahakkümden kurtulma çabaları, sadece teknolojik bağımsızlık değil, aynı zamanda kültürel ve toplumsal değerlerin korunması açısından da kritik bir öneme sahiptir. Yapay zeka etiği ve veri egemenliği gibi konular, gelecekteki dijital düzenin şekillenmesinde belirleyici rol oynayacaktır.
Anlık Nokta Editoryal Değerlendirmesi:
Selçuk Bayraktar'ın "Türkiye Yapay Zeka Zirvesi"ndeki konuşması, dijital çağın getirdiği zorluklara karşı ulusal ve insani bir duruş sergilemenin gerekliliğini net bir şekilde ortaya koymuştur. Teknoloji tekellerinin yarattığı "örümcek ağı" metaforu, bağımlılık ve kontrol mekanizmalarını çarpıcı bir biçimde özetlerken, Türkiye'nin "Milli Teknoloji Hamlesi" vizyonunun sadece ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal ve etik bir bağımsızlık mücadelesi olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda, yerli ve milli yapay zeka çözümlerinin geliştirilmesi, sadece teknolojik bir hedef değil, aynı zamanda insan odaklı bir gelecek inşa etme misyonunun temelini oluşturmaktadır.
Selçuk Bayraktar, teknoloji tekellerinin insanlık üzerindeki en büyük tehdidini nasıl tanımlıyor?
Bayraktar, bağımsızlığı tehdit eden en büyük unsurun, tedarik zincirlerine, veri merkezlerine ve doğrudan cebimizdeki cihazlara sızan teknokapitalist küresel tahakküm olduğunu belirtiyor.
Türkiye Yapay Zeka Vizyonu ve Eylem Planı'nın temel amacı nedir?
Plan, Türkiye'yi yapay zeka teknolojilerinde lider ülkeler sınıfına taşımayı, yapay zekayı ekonomik ve stratejik bir bağımsızlık meselesi olarak ele almayı ve küresel yapay zeka ekosisteminde ilk 20, küresel ekonomide ise ilk 10 ülke arasına girmeyi hedeflemektedir.
Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Bayraktar, Türkiye'nin küresel teknoloji devleriyle rekabet edebilmesi için hangi stratejiyi öneriyor?
Bayraktar, İHA ve SİHA serüveninde yapıldığı gibi bugüne değil geleceğe odaklanıp, başkalarının belirlediği kuralları takip etmek yerine paradigma dönüşümü yaparak yepyeni bir kırılım yakalamayı önermektedir.
"Dopamin girdabı" kavramıyla ne anlatılmak isteniyor?
"Dopamin girdabı", sosyal medya ve video platformlarının temel algoritmalarının, yapay zeka kullanarak insanları nörolojik zaaflarından faydalanarak ekranda daha uzun süre tutmak için öfke, hedonizm ve korku temelli içerikleri optimize etmesiyle oluşan bağımlılık döngüsünü ifade etmektedir.