⚡ Önemli Noktalar
- Türkiye, siyasi irade ve reformlarla bölgesel bir merkez haline geldi.
- Ülkenin altyapı yatırımları ve lojistik ağı küresel şirketler için cazibe merkezi oluşturuyor.
- Türkiye, 2041'de dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmeyi hedefliyor.
Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, Türkiye'nin artık sadece bir köprü olmanın ötesine geçerek, güçlü siyasi iradesi ve hayata geçirdiği reformlarla tam anlamıyla bölgesel bir merkez haline geldiğini belirtti. MÜSİAD tarafından Almanya'da düzenlenen "Avrupa ve Balkanlar Genişletilmiş İstişare Kurulu" toplantıları kapsamında gerçekleştirilen "Türkiye’ye Yatırımda Yeni Dönem: Türk Şirketleri İçin Yeni Vergi ve Yapılanma Fırsatları" başlıklı panelde konuşan Dağlıoğlu, ülkenin makroekonomik başarılarını, lojistik gücünü ve yeni dönem teşvik modellerini katılımcılarla paylaştı.
Türkiye'nin Lojistik Üstünlüğü ve Küresel Bağlantıları
Dağlıoğlu, Türkiye'nin ulaştırma, lojistik ve altyapı yatırımlarıyla küresel şirketler için vazgeçilmez bir konuma ulaştığını vurguladı. Son yıllarda tamamlanan havalimanları, limanlar, köprüler ve demir yolları sayesinde ülkenin küresel tedarik zincirinde güçlü bir lojistik bağlantı ağına sahip olduğunu ifade eden Dağlıoğlu, Türk Hava Yolları'nın küresel başarısının ve geçmişte yapılan tüm altyapı-üst yapı yatırımlarının bu bağlantı gücünü pekiştirdiğini söyledi. Türkiye'nin son 20 yılı aşkın süredir uyguladığı kararlı politikalar ve yapısal reformlarla jeopolitik konumunu ticari bir avantaja çevirdiğini de sözlerine ekledi.
Yatırımcılar İçin Cazip Bir Destinasyon: Türkiye
Ahmet Burak Dağlıoğlu, Türkiye'nin yatırımcılar için sunduğu cazibeyi "hızlı büyüyen dayanıklı ekonomi", "kesintisiz reform iradesi", "nitelikli ve derin iş gücü havuzu" ve "stratejik konum" olarak sıraladı. Türkiye'nin 2003 yılından bu yana yıllık ortalama yüzde 5,3'lük bileşik büyüme oranı yakaladığını aktaran Dağlıoğlu, bu performansın dünya, OECD ve gelişmekte olan rakip ülkelerin büyüme hızının oldukça üzerinde olduğunu belirtti. Küresel borçluluğun dünya milli gelirinin üç katına ulaştığı bir dönemde, Türkiye'nin yönetilebilir bir makroekonomik borç yapısına sahip olmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Satın alma gücü paritesine göre dünyanın en büyük 11'inci ekonomisi konumuna yükselen Türkiye'nin, bu yıl ilk 10'a girmesinin öngörüldüğünü ve Cumhurbaşkanının vizyonu doğrultusunda 2041 yılında nominal olarak da dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasında yer almayı hedeflediğini kaydetti.
Doğrudan Yatırımlarda Artış ve Gelecek Hedefleri
Dağlıoğlu, Türkiye'nin 2003 yılına kadar dünyadaki doğrudan yatırımların yıllık ortalama binde ikisini alırken, son 20 yılda bu oranı yüzde 1 seviyesine taşıyarak performansını 5 kat artırdığını belirtti. Uzun vadeli hedeflerinin bu payı kalıcı olarak yüzde 1,5'in üzerine çıkarmak olduğunu bildiren Dağlıoğlu, küresel yatırımların yavaşladığı bir dönemde, Türkiye'nin reel yatırımlarını geçen yıl yüzde 11 artırdığını ve cari yılın ilk 4 ayında da bu artış trendinin sürdüğünü kaydetti. Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu (YOİKK) bünyesinde özel sektörün geri bildirimleriyle kesintisiz bir reform döngüsü yürüttüklerini belirten Dağlıoğlu, uluslararası endekslerin bu çabaları tescillediğini söyledi. Dünya Bankası'nın eski İş Yapma Kolaylığı Endeksi'nde 86'ncı sıradan 33'üncü sıraya kadar yükselmiş olan Türkiye'nin, yeni sistemde de özellikle altyapı ve dijital uygulamalar alanında dünyada 13'üncü sırada yer aldığını ve ülkenin uluslararası doğrudan yatırımcılar için son derece liberal bir mevzuat sunduğunu ifade etti.
Üretim Kapasitesi ve İhracat Başarısı
Türkiye'nin üretim kapasitesi ve çeşitlendirilmiş endüstriyel altyapısı sayesinde uluslararası şirketlerin bölgesel ihracat, AR-GE, inovasyon, satın alma ve yönetim merkezi haline geldiğini vurgulayan Dağlıoğlu, bu güçlü yapının neticesinde mal ihracatının 273 milyar dolara, hizmet ihracatının ise 120 milyar doların üzerine çıktığını belirtti. Türkiye'nin artık hem mal hem de hizmet üretiminde küresel bir üst olduğunu söyleyen Dağlıoğlu, 20 yıl önce sadece 9 üründe 1 milyar doların üzerinde ihracat kapasitesine sahipken, bugün tam 53 farklı üründe bu başarıyı yakaladıklarını ifade etti. Pazar çeşitlendirme stratejileri doğrultusunda, özellikle MENA (Orta Doğu ve Kuzey Afrika) bölgesinde de pazar payının ciddi oranda artırıldığı bilgisini paylaştı.
Yatırım Trendleri ve Finans Merkezi İmkanları
Geçmiş yıllarda gayrimenkul yatırımlarının payının dönemsel olarak yüzde 50'lere kadar çıktığını anımsatan Dağlıoğlu, bu oranın geçen yıl yüzde 18 civarına dengelendiğini ve yatırımların daha çok istihdam odaklı projelere kaydığını belirtti. Dağlıoğlu, Orta ve Doğu Avrupa coğrafyasında 2003 yılından bu yana en çok yatırım çeken ikinci ülke olduklarını ve hedeflerinin liderliği almak olduğunu söyledi. İstanbul Finans Merkezi'nin (İFM) finansal hizmet ihracatını teşvik etmeye yönelik çok güçlü bir kurgusu olduğunu vurgulayan Dağlıoğlu, tarihi vergi muafiyeti paketlerini açıklayarak, merkez bünyesinde vergi indirimleri, sektörel lisans ve harç muafiyetlerinin yanı sıra yatırımcılar için en cazip uygulamalardan biri olan dövizle muhasebe defteri tutabilme imkanını sunduklarını belirtti. Ayrıca kurulan "Tek Durak Ofis" modelinin de yatırım süreçlerini kolaylaştırdığını sözlerine ekledi.
Anlık Nokta Editoryal Değerlendirmesi:Türkiye'nin bölgesel bir merkez olma vizyonu, yapılan yatırımlar ve reformlarla somutlaşmaya devam ediyor. Ülkenin artan ihracat rakamları, nitelikli iş gücü ve stratejik konumu, uluslararası yatırımcılar için önemli bir çekim merkezi oluşturuyor. Önümüzdeki yıllarda Türkiye'nin küresel ekonomideki yerinin daha da güçlenmesi bekleniyor.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Türkiye'nin bölgesel merkez olma hedefi ne zaman gerçekleşecek?
Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, Türkiye'nin 2041 yılında nominal olarak dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasında yer almayı hedeflediğini belirtti.
Türkiye'nin uluslararası doğrudan yatırımlardaki performansı nasıl?
Türkiye, 2003 yılından bu yana uluslararası doğrudan yatırımlardaki payını 5 kat artırarak yüzde 1 seviyesine taşıdı ve uzun vadede bu payı yüzde 1,5'in üzerine çıkarmayı hedefliyor.
İstanbul Finans Merkezi yatırımcılara ne gibi avantajlar sunuyor?
İstanbul Finans Merkezi, vergi indirimleri, sektörel lisans ve harç muafiyetleri ile dövizle muhasebe defteri tutabilme imkanı gibi cazip uygulamalar sunuyor.
Bu haber, uluslararası haber ajanslarının ve resmi kurumların doğrulanmış verileri ışığında derlenmiş, anlık gelişme analizleriyle zenginleştirilerek editörlerimiz tarafından incelenip onaylanmıştır.