Gündem 8 dk okuma

Ayasofya'dan Altı Yılda 30 Milyondan Fazla Ziyaretçi: Küresel İlgi Devam Ediyor

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, 24 Temmuz 2020'de yeniden ibadete açılmasının ardından geçen altı yılda 30 milyondan fazla ziyaretçiyi ağırlayarak küresel ilgiyi sürdürüyor.

A
Editör
Ahmet Yılmaz
Yayınlanma Tarihi
Paylaş
Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin dış görünüşü ve ziyaretçi kalabalığı
Ayasofya, yeniden ibadete açılmasının ardından altı yılda 30 milyondan fazla ziyaretçiyi ağırladı.

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin Altı Yıllık Dönüm Noktaları

  • Ayasofya, 24 Temmuz 2020 tarihinde 86 yıl aradan sonra yeniden ibadete açıldı ve bu karar Türkiye ile İslam dünyasında büyük bir sevinçle karşılandı.
  • Yeniden ibadete açılmasının ardından geçen altı yıllık süreçte, yapı 30 milyondan fazla yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırladı.
  • Ayasofya, ibadet mekanı olmasının yanı sıra, Fatih Sultan Mehmet'in vakfiyesi doğrultusunda hadis, Buhari ve irfan dersleri gibi eğitim faaliyetlerine de ev sahipliği yapıyor.

İstanbul'un tarihi ve manevi simgesi Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, 24 Temmuz 2020'de yeniden ibadete açılmasının ardından geçen altı yılda 30 milyondan fazla ziyaretçiyi ağırlayarak büyük bir ilgi odağı olmaya devam ediyor. Bu rakam, yapının hem yerli hem de yabancı turistler için önemli bir cazibe merkezi olduğunu gözler önüne seriyor.

Gelişmenin Detayları

İstanbul'un fethine kadar 916 yıl kilise olarak hizmet veren, 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet'in vakfıyla camiye dönüştürülen Ayasofya, 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla müzeye çevrilmiş ve 86 yıl boyunca bu statüde kalmıştı. Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği'nin açtığı dava sonucunda, Danıştay 10. Dairesi 10 Temmuz 2020'de 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını oy birliğiyle iptal etti. Bu kararın ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ayasofya'nın yeniden ibadete açılmasına ilişkin kararı aynı gün imzaladı. Karar, Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, 24 Temmuz 2020'de, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı törenle, 86 yıl sonra ilk cuma namazıyla yeniden ibadete açıldı. İstanbul Müftü Yardımcısı Arif Cevlek, bu kararın Türkiye'de ve İslam dünyasında büyük bir sevinçle karşılandığını belirtti. Cevlek, Ayasofya'nın yeniden asli hüviyetine kavuşmasının, yıllarca "Zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın" sloganıyla yanan gönüllere adeta su serptiğini ifade etti.

Yeniden ibadete açılmasının ardından camiye gösterilen ilginin ilk günkü canlılığını koruduğunu vurgulayan Cevlek, yerli ve yabancı ziyaretçilerin hem ibadet hem de tarihi ve sanatsal yönünü görmek amacıyla Ayasofya'yı ziyaret ettiğini aktardı. Ayasofya'nın sadece bir ibadet mekanı olmadığını belirten Cevlek, Fatih Sultan Mehmet'in vakfiyesi doğrultusunda camide hadis, Buhari ve irfan derslerinin yıl boyunca devam ettiğini, her gün hatim okunduğunu ve cuma günleri mukabeleli hatim geleneğinin sürdürüldüğünü kaydetti. Cami görevlilerinin bireysel kurslarla Kur'an-ı Kerim, kıraat ve musiki eğitimi de verdiğini, Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesindeki rehberlik personelinin özellikle yabancı ziyaretçilere dini rehberlik hizmeti sunduğunu ekledi.

Arif Cevlek, Ayasofya'nın manevi atmosferinin farklı ülkelerden gelen ziyaretçiler üzerinde etkili olduğunu ve burayı gören, manevi atmosferinden etkilenen insanların İslam'la müşerref olduğunu, günlük ve haftalık olarak ihtida konularına şahitlik ettiklerini dile getirdi. Geçmişte dile getirilen "ihtiyaç yok" eleştirilerinin ziyaretçi yoğunluğuyla karşılık bulmadığını vurgulayan Cevlek, caminin hem içinde hem de giriş ve çıkışlarında her zaman yoğunluk olduğunu ve bu yoğunluğun hiçbir zaman kargaşaya mahal vermediğini ifade etti. Özbekistan, Malezya ve Endonezya gibi ülkelerin umre organizasyonlarına İstanbul ve Ayasofya'yı da dahil ettiğini, özellikle Uzak Doğu ve Orta Asya'dan gelen ziyaretçi sayısında belirgin bir artış yaşandığını belirtti.

Cevlek, Ayasofya'da devam eden restorasyon çalışmalarının ziyaretçi güvenliği gözetilerek yürütüldüğünü, çalışmalar nedeniyle ziyaretçilerin camiye kontrollü olarak alındığını söyledi. Restorasyonun tamamlanmasıyla daha fazla kişinin aynı anda camiyi ziyaret edebileceğinin altını çizen Cevlek, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı bünyesinde yaklaşık 30 personelin görev yaptığı camide, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün temizlik, güvenlik ve idari personeliyle birlikte günde yaklaşık 120 kişinin ziyaretçilere hizmet verdiğini kaydetti.

Ayasofya'nın Bin Yıllık Mirası ve Dönüşümleri

Ayasofya, İstanbul'un en ikonik yapılarından biri olup, bin yılı aşkın köklü bir geçmişe sahiptir. İlk olarak 360 yılında İmparator II. Konstantios döneminde bir bazilika olarak inşa edilen yapı, 532 yılındaki Nika Ayaklanması'nda yıkılmasının ardından İmparator I. Justinianus tarafından 532-537 yılları arasında yeniden ve çok daha görkemli bir şekilde inşa ettirilmiştir. Doğu Roma İmparatorluğu'nun en büyük kilisesi olarak hizmet veren Ayasofya, 1453 yılında İstanbul'un Fatih Sultan Mehmet tarafından fethiyle birlikte camiye dönüştürülmüş ve Osmanlı İmparatorluğu'nun en önemli ibadethanelerinden biri haline gelmiştir. Yaklaşık beş yüzyıl boyunca cami olarak kullanılan yapı, 1934 yılında alınan bir Bakanlar Kurulu kararıyla müzeye çevrilmiş ve 86 yıl boyunca bu statüde kalmıştır. 2020 yılında Danıştay kararıyla müze statüsü iptal edilen Ayasofya, yeniden cami olarak ibadete açılmıştır. Bu dönüşümler, Ayasofya'nın sadece bir mimari eser değil, aynı zamanda farklı medeniyetlerin ve inançların kesişim noktasında yer alan canlı bir tarih abidesi olduğunu göstermektedir.

Ayasofya'nın Kültürel ve Dini Turizme Etkileri

Ayasofya'nın yeniden ibadete açılması, Türkiye'nin kültürel ve dini turizm potansiyeli üzerinde önemli ve çok boyutlu etkiler yaratmıştır. Yapının cami statüsüne dönmesiyle birlikte, özellikle İslam dünyasından gelen ziyaretçi sayısında belirgin bir artış gözlemlenmiştir. Özbekistan, Malezya ve Endonezya gibi ülkelerin umre organizasyonlarına İstanbul ve Ayasofya'yı dahil etmesi, bu etkinin küresel boyutunu ortaya koymaktadır. Ayasofya, sadece ibadet etmek isteyen Müslümanlar için değil, aynı zamanda tarihi ve mimari güzelliklerini görmek isteyen tüm dünya vatandaşları için de bir çekim merkezi olmaya devam etmektedir. Bu durum, İstanbul'un uluslararası alandaki kültürel ve dini turizm destinasyonu kimliğini güçlendirirken, bölge ekonomisine de önemli katkılar sağlamaktadır. Ayrıca, Ayasofya'da devam eden eğitim ve rehberlik hizmetleri, yapının sadece bir ziyaret noktası olmaktan öte, bir ilim ve irfan merkezi olarak da işlev görmesini sağlamaktadır.

Anlık Nokta Editoryal Değerlendirmesi:

Ayasofya'nın altı yılda 30 milyonu aşkın ziyaretçi ağırlaması, yapının sadece Türkiye için değil, dünya genelinde taşıdığı eşsiz manevi ve kültürel değeri bir kez daha kanıtlamaktadır. Bu yoğun ilgi, Ayasofya'nın bir ibadethane olmanın ötesinde, medeniyetler arası bir köprü ve evrensel bir miras olduğunu göstermektedir. Restorasyon çalışmalarının titizlikle sürdürülmesi ve ziyaretçi akışının düzenli yönetilmesi, bu değerli yapının gelecek nesillere aktarılması açısından hayati önem taşımaktadır.

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, 24 Temmuz 2020 tarihinde 86 yıl aradan sonra kılınan ilk cuma namazıyla yeniden ibadete açılmıştır.

Ayasofya, yeniden ibadete açılmasının ardından geçen altı yıllık süreçte 30 milyondan fazla yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlamıştır.

İstanbul Müftü Yardımcısı Arif Cevlek, Ayasofya'nın yeniden ibadete açılma kararının Türkiye'de ve İslam dünyasında büyük sevinçle karşılandığını ve yapının asli hüviyetine kavuşmasının "Zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın" sloganıyla yanan gönüllere su serptiğini ifade etmiştir.

Ayasofya'da ibadet dışında, Fatih Sultan Mehmet'in vakfiyesi doğrultusunda hadis, Buhari ve irfan dersleri verilmekte, her gün hatim okunmakta, cuma günleri mukabeleli hatim geleneği sürdürülmekte ve cami görevlileri tarafından Kur'an-ı Kerim, kıraat ve musiki eğitimleri sunulmaktadır.

Bu Haber Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?