Bakan Göktaş'ın BM Zirvesinden Öne Çıkan Mesajları
- Dijital teknolojilerin kadınlara ve kız çocuklarına yönelik yeni şiddet biçimlerine zemin hazırladığına dikkat çekildi.
- Yapay zeka ile üretilen sahte görüntülerin tehdit ve küçük düşürme amacıyla kullanılmasına karşı acil müdahale gerektiği vurgulandı.
- Türkiye'nin dijital şiddetle mücadelede sıfır tolerans ilkesiyle hareket ettiği ve ulusal düzeyde kapsamlı tedbirler aldığı belirtildi.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında düzenlenen önemli bir toplantıda konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, dijital şiddetin sınır tanımadığını ve bu küresel sorunla mücadele için uluslararası standartların güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Göktaş, teknoloji kaynaklı şiddetin kadınlar ve kız çocukları üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekerek, bu alanda acil ve kararlı adımlar atılması çağrısında bulundu.
Dijital Şiddetin Yükselişi
Bakan Göktaş, 23 Eylül 2026 tarihinde New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen "Teknoloji Kaynaklı Kadınlara ve Kız Çocuklarına Yönelik Şiddetle Mücadele" Temalı G77 ve Yükselen Ortaklar Bakanlar Yuvarlak Masa Toplantısı'nda önemli açıklamalarda bulundu. Dijital teknolojilerin kadınların istihdama, eğitime ve karar alma süreçlerine erişimini artırdığını belirten Göktaş, aynı zamanda bu teknolojilerin kadınlara ve kız çocuklarına yönelik yeni şiddet biçimlerine yol açabildiği uyarısını yaptı.
Çevrim içi tehditler, taciz, ısrarlı takip, mahrem görüntülerin istismar edilmesi ve kişisel bilgilerin kötüye kullanılmasının küresel çapta acil müdahale gerektiren sorunlar olduğunu ifade eden Göktaş, özellikle yapay zeka ile üretilen sahte görüntülerin kadınları tehdit etmek ve küçük düşürmek için kullanıldığının altını çizdi. Mağdurların sürekli zarar görmesini engellemek adına hızlı, kararlı ve etkili aksiyonlar alınması gerektiğini vurguladı.
Mücadelede Kapsamlı Yaklaşım ve Türkiye'nin Rolü
Göktaş, mağdurları korumak, adalete erişimi sağlamak ve kadınlarla kız çocuklarını güçlendirmek amacıyla kapsamlı adımlar atılması gerektiğini belirtti. Bu çerçevede teknoloji şirketlerinin sorumluluklarının net bir şekilde belirlenmesi, yükümlülüklere uyulmaması durumunda yaptırımlar uygulanması ve etkili şikayet ve müdahale mekanizmalarının kurulmasının önemine işaret etti.
Hukuka aykırı içeriklerin gecikmeksizin kaldırılması gerektiğini dile getiren Bakan Göktaş, faillerin hukuki sonuçlarla karşılaşması, mağdurların ise mahremiyetlerini koruyan ve hızlı destek sunan güvenli başvuru kanallarına erişebilmesi gerektiğini söyledi. Yargı, kolluk kuvvetleri ve sosyal hizmetlerin güçlendirilmesinin, teknoloji aracılığıyla işlenen şiddetle daha etkili mücadele edilmesini sağlayacağını kaydetti.
Türkiye'nin kadınlara yönelik şiddetin her türüyle sıfır tolerans anlayışıyla, güçlü mevzuat ve güncellenen politikalarla mücadele ettiğini aktaran Göktaş, dijitalleşme ve yapay zekanın "5. Ulusal Eylem Planı"nın temel eksenlerinden biri olduğunu vurguladı.
Türk Ceza Kanunu'nun özel hayata ait görüntü veya seslerin hukuka aykırı biçimde ifşa edilmesini ve ısrarlı takibi suç saydığını, elektronik araçlarla işlenen cinsel taciz için ise daha ağır cezalar öngördüğünü hatırlattı. Ayrıca, 6284 sayılı Kanun kapsamında şiddetin hangi araçla gerçekleştiğine bakılmaksızın kadınları korumaya yönelik tedbirler alındığını belirtti.
Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerinin (ŞÖNİM) mağdurların yanında olduğunu ve korumayı güçlendirmek için teknolojiden yararlandığını ifade eden Göktaş, 2018 yılından bu yana tehdit altında hisseden kadınların KADES mobil uygulaması aracılığıyla tek tuşla yardım isteyebildiğini aktardı. Yüksek şiddet riski taşıyan mağdurların ve faillerin İçişleri Bakanlığı ile iş birliği içinde elektronik kelepçe sistemiyle takip edildiğini de sözlerine ekledi.
Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde siber suçlarla mücadeleye özgü bir birim oluşturulduğunu belirten Göktaş, Ulusal Eylem Planı'nın dijital şiddet ve hakların korunmasına ilişkin yeni rehberler içerdiğini, şiddet mağduru kadınlar ve çocuklar için Dijital Güvenlik ve Medya Atölyeleri öngördüğünü dile getirdi. Genç kadınların ve kız çocuklarının dijital şiddeti tanımasına ve bu şiddete karşı nasıl hareket edeceğini öğrenmesine yardımcı olacak bir modülün de geliştirildiğini kaydetti.
Dijital Çağda Kadınlara Yönelik Şiddetin Küresel Boyutları
Dijital teknolojilerin hızla yaygınlaşması, günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelmesiyle birlikte, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet biçimleri de yeni ve karmaşık boyutlar kazanmıştır. Geleneksel şiddet türlerinin yanı sıra, siber taciz, çevrim içi tehditler, özel görüntülerin izinsiz paylaşımı ve yapay zeka destekli manipülasyonlar gibi dijital şiddet eylemleri, mağdurların mahremiyetini, itibarını ve psikolojik sağlığını derinden etkilemektedir. Bu durum, sadece bireysel mağduriyetlere yol açmakla kalmayıp, kadınların dijital ortamlarda özgürce var olma ve ifade etme haklarını da kısıtlamaktadır. Küresel ölçekte bu tehditlerle mücadele etmek, uluslararası iş birliğini ve yasal düzenlemelerin güncellenmesini zorunlu kılmaktadır.
Dijital Şiddetle Mücadele Politikalarının Toplumsal ve Teknolojik Yansımaları
Bakan Göktaş'ın Birleşmiş Milletler'deki çağrıları, dijital şiddetle mücadele politikalarının hem toplumsal hem de teknolojik alanlarda geniş yansımaları olacağını göstermektedir. Bu tür politikalar, teknoloji şirketleri üzerinde daha fazla sorumluluk yükleyerek platformların güvenlik standartlarını artırmalarını teşvik edecektir. Yasal düzenlemelerin güncellenmesi ve uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi, siber suçlarla mücadelede daha etkin mekanizmaların oluşturulmasına katkı sağlayacaktır. Toplumsal düzeyde ise dijital okuryazarlığın ve farkındalığın artırılması, özellikle genç nesillerin dijital risklere karşı daha bilinçli olmasını sağlayarak uzun vadede şiddetin önlenmesinde kritik bir rol oynayacaktır. Bu adımlar, kadınların ve kız çocuklarının dijital ortamlarda daha güvenli ve eşit bir şekilde yer almalarının önünü açacaktır.
Anlık Nokta Editoryal Değerlendirmesi:Dijitalleşmenin getirdiği kolaylıkların yanı sıra, beraberinde getirdiği yeni tehditler küresel çapta acil müdahale gerektirmektedir. Türkiye'nin bu alandaki kararlı duruşu ve uluslararası iş birliği çağrısı, tüm ülkeler için örnek teşkil etmeli ve kadınların dijital dünyada güvende olması adına ortak bir strateji geliştirilmelidir.
Bakan Göktaş'ın Birleşmiş Milletler'deki konuşmasının ana gündemi neydi?
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın Birleşmiş Milletler'deki konuşmasının ana gündemi, teknoloji kaynaklı kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetle mücadele ve bu alanda uluslararası standartların güçlendirilmesi çağrısıydı.
Türkiye, dijital şiddetle mücadelede hangi ulusal mekanizmaları kullanıyor?
Türkiye, dijital şiddetle mücadelede Türk Ceza Kanunu'nda özel hayata ait görüntülerin ifşası ve ısrarlı takibi suç sayan maddeler, 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu tedbirler, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM), KADES mobil uygulaması ve elektronik kelepçe sistemi gibi ulusal mekanizmaları kullanmaktadır.
Yapay zeka destekli sahte görüntüler dijital şiddet kapsamında nasıl bir tehdit oluşturuyor?
Yapay zeka destekli sahte görüntüler, kadınları ve kız çocuklarını tehdit etmek, küçük düşürmek ve itibarsızlaştırmak amacıyla kullanılarak dijital şiddetin yeni ve ciddi bir boyutunu oluşturmakta, mağdurların süregelen zarar ve tehditlere maruz kalmasına neden olmaktadır.
Uluslararası iş birliği, dijital şiddetle mücadelede neden kritik bir öneme sahip?
Dijital şiddetin sınır tanımayan yapısı nedeniyle, uluslararası iş birliği, iyi uygulamaların paylaşılması, ortak standartların belirlenmesi ve faillerin uluslararası düzeyde takibi için kritik öneme sahiptir; bu sayede tüm kadınlar ve kız çocukları için daha güvenli bir dijital gelecek inşa edilebilir.