Gündem

COP31 Yol Haritası İstanbul'da Masada: Su Dirençliliği Vurgusu

5. İstanbul Uluslararası Su Forumu'nda COP31 yol haritası değerlendirildi. Forumda, su dirençliliğini güçlendirme, iklim değişikliğiyle mücadele ve COP31'in uygulama odaklı bir platform olması gerektiği vurgulandı. Bakan Yardımcısı Dr. Ahmet Bağcı, Türkiye'nin COP31 vizyonunu paylaştı.

İstanbul Uluslararası Su Forumu'nda konuşmacılar
5. İstanbul Uluslararası Su Forumu'nda 'İklim Değişikliğine Uyumda Su Dirençliliği: İnovasyondan Küresel Eyleme (COP31 Yol Haritası) Yüksek Düzeyli Oturumu' gerçekleştirildi.

İstanbul, 6 Mayıs 2026 Çarşamba - Türkiye Su Enstitüsü (SUEN) tarafından 'Su Dirençliliğini Güçlendirmek: İnovasyondan Eyleme' temasıyla düzenlenen 5. İstanbul Uluslararası Su Forumu (İUSF) kapsamında, 'İklim Değişikliğine Uyumda Su Dirençliliği: İnovasyondan Küresel Eyleme (COP31 Yol Haritası) Yüksek Düzeyli Oturumu' gerçekleştirildi. Forumda, COP31'in uygulama odaklı ve dönüm noktası niteliğinde bir platform olması gerektiği vurgulandı.

COP31'de Türkiye'nin Vizyonu ve Küresel Beklentiler

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şuay Nilhan Açıkalın'ın moderatörlüğünü yaptığı oturumda konuşan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Dr. Ahmet Bağcı, Türkiye'nin COP31 için net bir vizyona sahip olduğunu belirterek, ülkenin bu alandaki deneyimlerini uluslararası platformlara taşıma ve COP31 sürecinde suyu, tarım ve gıda sistemlerinin dönüşümünün merkezine yerleştirme kararlılığını dile getirdi. İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar ise COP31'in yalnızca bir müzakere platformu olmayacağını, bir dönüm noktası işlevi göreceğini ve uygulama odaklı olacağını vurguladı. Paris Anlaşması'nın ikinci 10 yılına girildiğini hatırlatan Hasar, ilk 10 yıldaki iddialı taahhütlerin somut çıktılara dönüşmesi gerektiğini belirtti.

İklim Değişikliğinin Su Kaynakları Üzerindeki Etkileri ve Çözüm Önerileri

Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürü Afire Sever, iklim değişikliği etkilerinin hem kuraklık hem de taşkınlar şeklinde yaşandığına dikkat çekerek, Türkiye'nin Akdeniz iklim kuşağında yer alması nedeniyle kırılgan bir yapıda olduğunu ve bu yapıyı güçlendirmek için suya kulak verilmesi, suya göre planlama yapılması ve su verimliliğinin bu planlamanın ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini ifade etti. Birleşmiş Milletler (BM) Avrupa ve Orta Asya Kalkınma Koordinasyon Ofisi Bölge Direktörü Gwi-Yeop Son, COP31'in su ve iklim diplomasisinin güçlendirilmesi ve bölge içinde karşılıklı çözümlerin bulunması açısından etkili olacağını düşündüğünü aktardı. Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) Genel Sekreter Yardımcısı Ko Barrett, iklim değişikliğine bağlı hava olaylarının daha sık ve yoğun hale geldiğini, bunun da insan ve ekosistem sağlığına olumsuz yansımaları olduğunu belirterek, aktörlerin meteorolojik verilere dayalı maliyet etkin çözümler geliştirmesi gerektiğini söyledi.

Finansman İhtiyacı ve Özel Sektörün Rolü

Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez, suyun tek boyutlu bir mesele olmadığını, yağışlardaki azalma, artan sıcaklıklar ve yükselen talebin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Yağışların azalmasına rağmen su talebinde yaklaşık yüzde 40 artış beklendiğini belirten Lopez, kuraklık ve sellerin birlikte görüleceği bir dönemde su yönetiminde yeni yaklaşımların zorunlu olduğunu ifade etti. Lopez, küresel ölçekte su sektöründe yıllık yaklaşık 140 milyar dolarlık yatırım ihtiyacı bulunduğunu ancak mevcut finansmanla bunun karşılanmasının zor olduğunu, bu nedenle özel sektörün daha fazla devreye girmesi gerektiğini kaydetti. Türkiye'de gerçekleştirilecek COP31'in uygulama COP'u olması gerektiğini ve bu konuda başarılı bir ülke olması nedeniyle Türkiye'nin ev sahipliğinin önemli bir fırsat olduğunu ekledi.

Su Güvenliği ve İklim Dirençli Sistemler

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Şiir Kılkış, iklim değişikliğinin su döngüsü üzerindeki etkilerinin belirginleştiğini, suyla ilgili risklerin küresel ısınma arttıkça yükseldiğini ve sellerin gayrisafi yurt içi hasılada kayıplara yol açabildiğini belirtti. Kılkış, suyla ilgili risklerin azaltılmasının bölgesel ve sektörel ölçekte iyileşme sağlayabileceğini ve su güvenliğinin karbonsuz ve iklim dirençli sistemlerle güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. UNDP Avrupa ve Orta Asya Bölge Bürosu Bölgesel Direktör Yardımcısı Nick Hartmann ise iklim etkilerinin yaklaşık yüzde 80'inin suyla ilişkili olduğunu ve su altyapısında özel sektörün daha etkin rol almasının mümkün olduğunu belirtti. Britanya İmparatorluğu Nişanı (OBE) sahibi Birleşik Krallık Doğa Özel Temsilcisi Ruth Davis de, suyun çevresel, ekonomik ve toplumsal sistemlerin merkezinde yer aldığını ve temiz su yönetiminin tüm alanları yönetme şansı sunduğunu vurguladı. Forum, ilk gün oturumlarının ardından yarın panellerle devam edecek.

Ahmet Yılmaz

Anlık Nokta Kıdemli Haber Editörü. Finans, teknoloji ve global gündem üzerine derinlemesine analizler hazırlar.