Gündem 5 dk okuma

Gazze şeridinde şiddetli yağışlar 70 bin çadırı sular altında bıraktı

Gazze Şeridi'nde kış yağışları ve fırtına nedeniyle 70 bin çadır sular altında kaldı, 3 milyon dolarlık maddi hasar oluştu.

A
Editör
Ahmet Yılmaz
Yayınlanma Tarihi
Paylaş
Gazze'de şiddetli yağışlar sonrası sular altında kalan çadırkentler
Gazze'de etkili olan sağanak yağışlar, yerinden edilmiş sivillerin barındığı çadırları sular altında bıraktı.

Gazze Şeridi'nde kış mevsiminin etkisini göstermeye başlaması ve artan şiddetli yağışlar, İsrail saldırıları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan binlerce sivilin yaşam mücadelesini daha da çıkmaza soktu. Bölgeden gelen ilk resmi raporlara göre, yerinden edilmiş sivillerin barındığı yaklaşık 70 bin çadır tamamen sular altında kalırken, fırtınanın yol açtığı maddi zararın 3 milyon doları bulduğu açıklandı.

Yağışların getirdiği zorluklar sadece çadır alanlarıyla sınırlı kalmadı; bölgenin farklı noktalarında onlarca duvar yıkıldı, yapısal bütünlüğünü yitirmiş tehlikeli binalar ise çökme riskiyle karşı karşıya kaldı. Uluslararası kurumlar ve yerel yetkililer, insani krizin boyutlarının her geçen saat derinleştiğine dikkat çekerek acil müdahale çağrısında bulundu.

Gazze Hükümeti Medya Ofisinin Hasar Raporu

Gazze Hükümeti Medya Ofisi tarafından kamuoyuyla paylaşılan detaylı bilanço, kış şartlarının bölgede yarattığı yıkımın vahametini gözler önüne seriyor. Açıklamada, şiddetli yağmur ve fırtınanın sadece altyapıyı vurmadığı, aynı zamanda sivillerin zaten kısıtlı olan barınma imkanlarını tamamen ortadan kaldırdığı vurgulandı. Onlarca duvarın yıkılması sonucu çeşitli yaralanmaların meydana geldiği, hasarlı binaların ise her an yeni bir facianın habercisi olabileceği belirtildi.

Nitekim sürecin arka planına bakıldığında, İsrail'in 2023 yılından bu yana sürdürdüğü askeri operasyonlar neticesinde Gazze Şeridi'ndeki konut stoğunun neredeyse yüzde 92'sinin tamamen ya da kısmen yıkıldığı biliniyor. Bu devasa yıkım tablosu, milyonlarca insanın derme çatma çadırlarda veya hasarlı binalarda hayatta kalmaya çalışmasının asıl nedenini oluşturuyor. Dolayısıyla gelen ilk yağmurlar, altyapısı tamamen çökertilmiş bir coğrafyada doğrudan bir insani felakete dönüştü.

Öte yandan konvoyların, temel inşaat malzemelerinin ve çadır yenileme ekipmanlarının bölgeye girişindeki engeller, kış şartlarıyla mücadeleyi imkansız kılıyor. Medya Ofisi, eldeki imkanların tükenmek üzere olduğunu ve mevcut barınakların soğuk hava ile suya karşı hiçbir koruma sağlamadığını raporlarına yansıttı. Yetkililer, bu tablonun önümüzdeki haftalarda daha da ağırlaşacağı konusunda warning (uyarı) yapıyor.

Sivil Savunma Teşkilatına Gelen Yardım Çağrıları

Gazze Sivil Savunma Teşkilatının sahadan paylaştığı rakamlar, krizin anlık olarak ulaştığı boyutu gözler önüne seren en somut veri olarak öne çıkıyor. Yağmurun başlamasının ardından sadece 10 gibi kısa bir zaman diliminde yaklaşık 1.500 acil yardım çağrısı alındı. Ekipler, su baskınlarının yaşandığı birçok sığınma noktasında su seviyesinin 30 ila 40 santimetreye kadar yükseldiğini ve insanların kendi imkanlarıyla suları tahliye etmeye çalıştığını bildirdi.

Masadaki bu tablonun sahadaki pratik karşılığı incelendiğinde, sivil savunma ekiplerinin akaryakıt, pompa ve arama-kurtarma ekipmanı eksikliği nedeniyle çağrıların çoğuna zamanında ulaşamadığı görülüyor. Birçok kampta çadırların içindeki yataklar, battaniyeler ve son kalan kişisel eşyalar sular altında kalırken, binlerce aile gecenin soğuğunda açıkta kaldı. Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalar için bu durum, hipotermi ve salgın hastalık riskini doğrudan tetikleyen bir unsura dönüşüyor.

Bununla birlikte sivil savunma yetkilileri, ellerindeki sınırlı lojistik kapasiteyle su baskınlarına müdahale etmeye çalışsa da, fırtınanın devam etmesi nedeniyle yapılan çalışmaların geçici çözümlerden öteye gidemediğini ifade ediyor. Bölgedeki drenaj sistemlerinin İsrail saldırıları nedeniyle tamamen tahrip edilmiş olması, suların çekilmesini imkansız kılan bir diğer etken olarak öne çıkıyor.

Uluslararası Toplumun Sorumlulukları ve Müdahale Beklentileri

Yaşanan bu dramatik tablo karşısında Gazze'deki yetkili merciler, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere tüm uluslararası topluma ve insani yardım kuruluşlarına net bir sorumluluk çağrısında bulundu. Yerinden edilmiş Filistinlilerin hayatlarını kurtarmak ve sivillere acil barınma ile temel ihtiyaç maddelerini ulaştırmak için derhal harekete geçilmesi gerektiği yinelendi. Çadırların acilen yenilenmesi, su geçirmez brandaların temin edilmesi ve tahliye edilen aileler için güvenli geçici barınma alanlarının oluşturulması hayati önem taşıyor.

Öte yandan uluslararası insani yardım hukukuna göre, çatışma bölgelerindeki sivillerin temel barınma, gıda ve sağlık haklarının korunması zorunlu bir kural olmasına rağmen, sahadaki abluka koşulları bu yardımların ulaştırılmasını engelliyor. Uzmanlar, kış mevsiminin henüz başında olunduğunu hatırlatarak, acil bir koridor açılmaması durumunda çadırkentlerde yaşanacak donma ve salgın vakalarının katlanarak artacağı konusunda hemfikir.

Gelişmelerin bir sonraki aşamasında ise, bölgeye ulaştırılması planlanan acil kış paketlerinin ve prefabrik barınma ünitelerinin İsrail makamlarının izinlerine bağlı olması, krizi siyasi ve diplomatik bir boyuta da taşıyor. Türkiye ve diğer insani yardım aktörlerinin devreye girme çabaları sürerken, sahadaki anlık ihtiyaçlar her geçen dakika katlanarak büyümeye devam ediyor.

Çadırkentlerde Yaşayan Siviller Kış Şartlarıyla Nasıl Mücadele Ediyor?

Gazze Şeridi genelindeki çadırkentlerde yaşam mücadelesi veren siviller, en temel insani ihtiyaçlardan mahrum bir şekilde kış şartlarına direnmeye çalışıyor. Naylon parçaları, eski ahşap çıtalar ve yırtılmış brandalardan yapılan derme çatma çadırlar, şiddetli rüzgarlara ve sağanak yağışlara karşı hiçbir direnç gösteremiyor. Aileler, gece boyunca içeri sızan suları ellerindeki kaplarla dışarı atmaya çalışırken, çocukların ısınabileceği ne bir soba ne de kuru bir battaniye bulunuyor.

Pratik hayatta karşılaşılan bu zorluklar, özellikle bebekler ve yaşlılar için hayati tehlike arz eden sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor. Temiz içme suyuna erişimin sel sularıyla birlikte tamamen kesilmesi, su kaynaklı hastalıkların yayılması için elverişli bir zemin yaratıyor. Siviller, gündüzleri yağmurun durduğu kısa aralıklarda çadırlarının etrafını toprakla kapatarak su girmesini engellemeye çalışsa da, akşam yeniden başlayan yağışlarla birlikte aynı çaresiz tabloyla tekrar karşı karşıya kalıyor.

Bununla birlikte bölge halkı, uluslararası yardımların bir an önce ulaşmasını umut ederken, kendi aralarında kurdukları imece usulü dayanışma ağlarıyla birbirlerinin yaralarını sarmaya çalışıyor. Hasar gören çadırlarını ortaklaşa onaran komşular, en azından çocukları gece saatlerinde daha güvenli olduğunu düşündükleri birkaç sağlam duvarın altına taşımak için mücadele veriyor.

Uluslararası Yardım Kuruluşlarının Bölgedeki Sevkıyat Planı Nedir?

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) ile diğer uluslararası insani yardım kuruluşları, Gazze'deki kış krizine karşı acil eylem planlarını devreye sokmaya çalışıyor. Ancak sınırlı geçiş noktaları ve güvenlik riskleri, yardımların dağıtım hızını büyük ölçüde yavaşlatıyor. Planlanan sevkıyat kapsamında, su geçirmez çadırlar, kalın battaniyeler, kışlık kıyafetler ve ısıtıcı malzemelerin öncelikli olarak en çok etkilenen kamplara ulaştırılması hedefleniyor.

Süreç içerisinde lojistik desteklerin artırılması için diplomatik temaslar aralıksız sürdürülürken, Mısır sınırındaki Refah ve Kerem Şalom kapılarından geçişlerin hızlandırılması bekleniyor. Uluslararası kuruluşlar, özellikle su baskınlarına karşı dirençli modüler barınma ünitelerinin ve drenaj ekipmanlarının acilen bölgeye sokulması için taraflara çağrıda bulunuyor. Ancak sahadaki çatışma ortamı ve lojistik altyapının noksanlığı, bu planların hayata geçirilmesinde en büyük engeli oluşturuyor.

Önümüzdeki günlerde meteorolojik tahminlerin yeni yağış ve fırtınalara işaret etmesi, yardım kuruluşlarını ve yerel ekipleri zamanla yarışmaya iterken, atılacak her somut adım binlerce insanın hayatını doğrudan etkileyecek kritik bir eşikte bulunuyor.

Bu Haber Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?