- Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Kıbrıs meselesine ilişkin açıklamalarını memnuniyetle karşıladı.
- Bakan Fidan, ideal çözümün iki devletli yapının hayata geçirilmesi olduğunu ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ni (GKRY) devlet olarak tanımadıklarını belirtti.
- Üstel, Kıbrıs Türk halkının haklarını, geleceğini ve siyasi iradesini güvence altına alan bu kararlı tutumun, Ada'daki barış ve istikrarın Türk askerinin varlığıyla korunduğunu vurguladı.
LEFKOŞA – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Kıbrıs meselesine yönelik son açıklamalarını büyük bir memnuniyetle karşıladığını duyurdu. Üstel, Fidan'ın Kıbrıs Türk halkının haklarını, geleceğini ve siyasi iradesini doğrudan ilgilendiren mesajları dolayısıyla Türkiye'ye teşekkür etti.
09 Ağustos 2026 Pazar günü yapılan açıklamada, Fidan'ın ortaya koyduğu yaklaşımın Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki kararlı tutumunu bir kez daha net bir biçimde gösterdiği ifade edildi.
İki Devletli Çözüm ve Egemen Eşitlik
Başbakan Üstel, Bakan Fidan'ın “Bizim için esas çözüm, iki devletli çözümün hayata geçmesidir. İdeal çözüm bu. Bizim durduğumuz yer bu” sözlerinin Kıbrıs meselesinde yeni bir sayfanın açılması gerektiğine dair güçlü bir mesaj taşıdığını kaydetti. Üstel, Fidan'ın Kıbrıs Türk halkının egemen, eşit ve bağımsız duruşuna ilişkin ifadelerini son derece değerli bulduğunu vurguladı.
Türkiye'nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne (GKRY) yönelik tutumunun da açık olduğunu belirten Üstel, Fidan'ın “Rum kesimini devlet olarak tanımıyoruz” ve “Sen Kıbrıs Türkünün hakkını tanımazsan ben de senin devlet varlığını tanımam. Sen 1960’ta kurulan devlet değilsin” sözlerine işaret etti. Üstel, bu açıklamaların Kıbrıs Türk halkının yıllardır karşı karşıya kaldığı siyasi eşitsizliğin uluslararası alanda açıkça dile getirilmesi açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
Üstel, “Kıbrıs Türk halkının hakkını, iradesini ve varlığını yok sayan bir anlayışın kalıcı bir çözüm üretmesi mümkün değildir. Bugün yapılması gereken, geçmişte sonuç vermemiş formülleri yeniden gündeme taşımak değil, Kıbrıs’ın mevcut gerçeklerini dikkate alan yeni bir anlayış ortaya koymaktır” ifadelerini kullandı.
KKTC'nin Geleceği ve Türkiye ile İş Birliği
KKTC hükümetinin sorumluluğunun sadece Kıbrıs Türk halkının haklarını savunmakla sınırlı olmadığını belirten Üstel, devletin güçlendirilmesi, ülkenin kalkındırılması ve halkın refahının artırılmasının da öncelikleri arasında bulunduğunu kaydetti. Üstel, “Devletimizi yüceltmek, ülkemizi kalkındırmak, halkımızın refahını artırmak ve KKTC’nin dünyada hak ettiği saygın yeri almasını sağlamak bizim en önemli önceliklerimizdendir” dedi.
Ülkenin ekonomik gücünü artırmak, altyapısını geliştirmek, üretim ve yatırımları desteklemek amacıyla çalıştıklarını ifade eden Üstel, Türkiye ile yürütülen güçlü iş birliğinin de bu hedeflerin gerçekleştirilmesinde büyük önem taşıdığını vurguladı.
Kıbrıs Meselesinin Tarihsel Derinliği ve Güncel Durum
Kıbrıs meselesi, Akdeniz'in stratejik konumu nedeniyle yüzyıllardır farklı medeniyetlerin ilgi odağı olmuş bir adanın karmaşık tarihinden beslenmektedir. Osmanlı İmparatorluğu'nun 1571'de fethinden sonra adada Türk nüfusu yerleşmiş ve Kıbrıs Türk toplumu oluşmuştur. 1878'de İngiliz yönetimine geçen ada, 1960 yılında bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti olarak kurulmuştur. Ancak, 1963'te Rum tarafının ortaklık devletini gasp etme girişimleri ve Kıbrıslı Türkleri dışlama çabalarıyla sorun derinleşmiştir. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı ile adanın kuzeyinde Türklerin yönettiği bir siyasi düzen kurulmuş, 1983 yılında ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edilmiştir. Bugün, KKTC'nin bağımsızlığı uluslararası alanda yalnızca Türkiye tarafından tanınmaktadır. Türkiye, uzun süredir devam eden müzakerelerden sonuç alınamaması ve Rum tarafının uzlaşmaz tutumu nedeniyle, Kıbrıs'ta iki ayrı devletin egemen eşitliği tezini savunmaktadır.
Bölgesel Dengelere Etkisi ve Uluslararası Yansımalar
Türkiye ve KKTC'nin Kıbrıs meselesinde iki devletli çözüm yönündeki kararlı duruşu, Doğu Akdeniz'deki bölgesel dengeler açısından önemli yansımalara sahiptir. Bu yaklaşım, adanın geleceğine dair uluslararası diplomasi ve müzakere süreçlerini doğrudan etkilemektedir. Türkiye'nin GKRY'yi devlet olarak tanımaması ve Kıbrıs Türklerinin egemen eşitliğini vurgulaması, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası aktörlerin çözüm arayışlarında yeni parametreler belirlemesine neden olabilir. Ayrıca, adadaki Türk askeri varlığının barış ve istikrarın teminatı olarak görülmesi, bölgesel güvenlik dinamiklerini ve enerji kaynakları üzerindeki tartışmaları da şekillendirmektedir. Bu durum, gelecekteki olası iş birlikleri veya gerilimler üzerinde belirleyici bir rol oynayacaktır.
Anlık Nokta Editoryal Değerlendirmesi:KKTC Başbakanı Ünal Üstel'in açıklamaları, Türkiye'nin Kıbrıs meselesindeki değişmez ve kararlı duruşunu bir kez daha teyit etmektedir. İki devletli çözüm vizyonu, Ada'daki mevcut gerçekleri temel alan ve Kıbrıs Türk halkının haklarını güvence altına alan tek gerçekçi yol olarak öne çıkmaktadır. Bu yaklaşım, bölgedeki kalıcı barış ve istikrar için hayati önem taşımaktadır.
KKTC Başbakanı Ünal Üstel, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Kıbrıs meselesinde iki devletli çözümün ideal olduğu, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ni devlet olarak tanımadıkları ve Kıbrıs Türk halkının egemen, eşit ve bağımsız duruşunun önemine dair açıklamalarına teşekkür etti.
Türkiye'nin Kıbrıs meselesindeki temel çözüm önerisi, adada iki ayrı, egemen ve eşit devletin yan yana var olduğu bir yapının hayata geçirilmesidir.
Bakan Fidan'a göre Kıbrıs'taki barış ve istikrar, adadaki Türk askerinin varlığı sayesinde korunmaktadır.
Ünal Üstel, geçmişte sonuç vermemiş formüllerin yeniden gündeme taşınması yerine, Kıbrıs'ın mevcut gerçeklerini dikkate alan yeni bir anlayışın ortaya konulması gerektiğini savunuyor çünkü Kıbrıs Türk halkının hakkını, iradesini ve varlığını yok sayan bir anlayışın kalıcı bir çözüm üretemeyeceğine inanıyor.