Gündem

Selçuk Bayraktar'dan Teknoloji Tekellerine Karşı İnsanlık Vurgusu: 'Gönüllü Esaret' Uyarısı

Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, SAHA 2026'daki 'Vizyon Konuşması'nda küresel teknoloji tekellerinin insanlığı 'gönüllü esarete' sürüklediği uyarısında bulunarak, milli teknoloji hamlesinin ve insani değerlerin korunmasının hayati önemini vurguladı.

Selçuk Bayraktar SAHA 2026 etkinliğinde konuşma yaparken
Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, SAHA 2026'da 'Vizyon Konuşması'nı gerçekleştirdi.

Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, SAHA 2026 etkinliğinde gerçekleştirdiği 'Vizyon Konuşması'nda, küresel teknoloji tekellerinin kurduğu 'örümcek ağına' karşı milli teknoloji hamlesinin ve yerli yazılım ekosisteminin hayati önemini vurguladı. Konuşmasında teknolojinin etik ve insani boyutlarına dikkat çeken Bayraktar, 21. yüzyılın teknolojik ve ahlaki yol ayrımında insan kalmanın ve hür bir şekilde var olmanın yol haritasını çizdi.

Bayraktar, konuşmasına kadim Türk hikâyelerinden Dede Korkut Destanı'ndaki Tepegöz anlatısıyla başladı. Hikâyede, Oğuz beylerinden Aruz Koca'nın çobanı ile bir peri kızının birlikteliğinden doğan, tepesinde tek bir gözü bulunan, bedeni devasa ve ürkütücü yaratık Tepegöz'ün vahşi bir canavara dönüşerek çocukların kulaklarını, burunlarını koparıp yemeye başlaması aktarıldı. Peri annesinin parmağına taktığı tılsımlı yüzük sayesinde ok ve kılıcın işlemediği Tepegöz'ün, yenilmez bir güce kavuşarak Oğuz Eli'ne musallat olduğu ve halkı çaresizliğe mahkûm ettiği belirtildi. Tepegöz'ün her gün haraç olarak 500 koyun ve yemeğini pişirmesi için iki genci kurban olarak istediği hikâyesiyle, yüzyılların derinliklerinden süzülüp gelen bu kadim Türk hikâyesinin bugünün insanına verdiği mesajın keşfedileceği ifade edildi.

Bayraktar, SAHA 2026'nın sadece metalin ve yazılımın sergilendiği bir fuar olmaktan öte, 21. yüzyılın en keskin teknolojik ve ahlaki yol ayrımında 'insan' kalmanın ve insanlık onuruyla hür bir şekilde var olmanın yol haritasını konuşmak üzere bir araya gelindiği bir platform olduğunu dile getirdi. Savunma sanayii temsilcilerine ve gençlere seslenen Bayraktar, milli teknolojinin kalbinin attığı bu etkinlikte tüm katılımcıları selamladı.

Yaklaşık 30 yıl önce insanlığa bir 'teknoloji ütopyası' satıldığını hatırlatan Bayraktar, internetin sınırları kaldıracağı, bilginin serbest dolaşımının dünyayı eşitleyeceği ve sivil teknolojilerin küresel barışı getireceği vaatlerinin bugün farklı bir tablo çizdiğini belirtti. Bayraktar, günümüzde bağımsızlığı tehdit eden en büyük unsurun, sınırlara yığılan konvansiyonel ordular değil, tedarik zincirlerine, veri merkezlerine ve doğrudan cebimizdeki cihazlara sızan 'Teknokapitalist Küresel Tahakküm' olduğunu vurguladı. Bu tahakkümün geçmişin diktatörlükleri gibi kaba kuvvetle gelmediğini, milyarlarca insanı uyuşturucu gibi müptela kılan bir sistemle, 'Gönüllü bir esaret' olarak hayatımıza girdiğini ifade etti.

Bayraktar, günümüzde herhangi bir sosyal medya veya video platformunun temel algoritmasının, kullanıcılara 'doğruyu' veya 'faydalıyı' göstermek üzerine tasarlanmadığını savundu. Arka planda çalışan yapay zekânın, nörolojik zaafları analiz ederek dopamin salgısını tetikleyecek, insanları ekranda daha fazla tutacak 'öfke, hedonizm ve korku' temelli içerikleri optimize ettiğini belirtti. Bu durumun, bakıldıkça ağa daha fazla çekilmeye, içine çekildikçe daha fazla bakmaya yol açan bir döngü yarattığını söyledi.

Girişim ekosisteminin dünyaya dayattığı ilk cümlenin her zaman 'maddi varlığını arttır' olduğunu ifade eden Bayraktar, medeniyetimizden alınan ilhamla insanın ilk gayesinin insanlığa fayda sağlamak olması gerektiğini savundu. İnsan ile makine arasındaki çizginin giderek bulanıklaştığı bir çağda olunduğunu belirten Bayraktar, sadece makinelerin insanı taklit etmesinden değil, insanların hızla makineleştiği karanlık bir çağa doğru yol alındığı uyarısında bulundu. Ruhsuz bir rasyonalizmin, kendinden başka kimseye hayat ve hürriyet hakkı tanımayan materyalizmin tahakkümü altında olunduğunu, makinelerin ve 'makine insanların' istilasıyla karşı karşıya kalındığını dile getirdi.

Bayraktar, 'makine insanlar' için inanç, sevgi, merhamet ve hürriyetin olmadığını, tutku dolu bir özlemin de bulunmadığını, acı, hasret, keder gibi duyguların onlarda yer almadığını ifade etti. Makinelerin acı çekmediğini, özlem duymadığını, 'neden' diye sormadığını belirten Bayraktar, makineler ve 'makine insanlar' için sonsuz döngüler ve en nihayetinde kaçınılmaz yok oluş ve mutlak yıkım olduğunu söyledi. İnsanların, inancımızın tarifiyle yaratılmışların en şereflisi olan insanı, 'Eşref-i Mahlûkat' kılan o ilahi ruhu ve derin hissiyatı korumak zorunda olduğunu vurguladı. Gönlü olmayanın, merhameti olmayanın elindeki teknolojinin ancak bir imha aracına dönüşeceğini belirten Bayraktar, gayelerinin insanın makineleştiği değil, teknolojinin insana hizmet ettiği adil bir dünya inşa etmek olduğunu ifade etti.

Bu kuşatmanın sadece cihazlara değil, doğrudan iradeye ve ruha yapıldığını belirten Bayraktar, bugün sivil teknoloji ürünlerinin tümüyle birer silaha dönüştürüldüğünü söyledi. Bedeli ödenerek alınan akıllı telefonlar, saatler, iletişim ağlarının adeta insanlığı bir örümcek ağına hapsettiğini dile getirdi. Bütün uzuvlarıyla örümcek ağına hapsolmuş bir insanı ve onu iliklerine kadar sömüren bir canavarı hayal etme çağrısı yapan Bayraktar, oysaki inancımızda örümcek ağının, insanı zulümden, kötülüklerden muhafaza eden ve hürriyeti koruyan adeta mucizevi bir perde olduğunu hatırlattı.

Bayraktar, bugünün Tepegözlerinin, 'Tekno-Canavarları'nın, tüm insanlığı attığı her bir adımdan, aldığı her bir nefese kadar takip eden, hapseden bir ağ ördüğünü belirtti. Yakın zamanda bazı devletlerin terör eylemlerinde görüldüğü üzere, tedarik zincirine sızdırılan bombalarla cebimizdeki telefonların, akıllı saatlerin, hatta kulaklıkların bile insanları katletmek için birer silaha dönüşebildiğini ifade etti. Dev teknoloji tekellerinin bugün dünyayı adeta birer 'Tekno-Feodalist' beylikler gibi yönetmek istediğini dile getiren Bayraktar, yakın zamanda yayınlanan bir manifesto mahiyetindeki metinde savaşın, barışın ve insan hayatının sadece birer 'optimizasyon problemi' ve birer 'algoritmik ç' olarak ele alındığını eleştirdi.

Dolar: 45,4098 TL
Euro: 53,5661 TL
Gram Altın: 6.875,62 TL
Çeyrek Altın: 11.272,26 TL
Ons Altın: $4.715,33 TL

Ahmet Yılmaz

Anlık Nokta Kıdemli Haber Editörü. Finans, teknoloji ve global gündem üzerine derinlemesine analizler hazırlar.