ABD'nin Hürmüz Boğazı Stratejisinde Yeni Dönem
- Eski ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik sert açıklamalar yaparak askeri teçhizatlarının büyük kısmının yok edildiğini iddia etti.
- Trump, Hürmüz Boğazı'nın ABD tarafından yönetileceğini ve bu hizmet karşılığında diğer ülkelerden ödeme talep edileceğini belirtti.
- Eski Başkan, İran ile yapılan anlaşmaların sürekli bozulduğunu ve müzakerelerin yıllardır oyalama taktiğiyle ilerlediğini öne sürdü.
ABD eski Başkanı Donald Trump, bugün (13 Temmuz 2026 Pazartesi) Fox News kanalına telefonla bağlanarak yaptığı açıklamada, İran ile yaşanan gerilimlere ve Hürmüz Boğazı'nın geleceğine dair çarpıcı iddialarda bulundu. Trump, "Fox & Friends" programında, ABD'nin İran'ı "sıkıştırdığını" ve boğazın kontrolünü ele alarak karşılığında ödeme talep edeceğini belirtti.
Trump'tan İran'a Yönelik Sert İddialar ve Boğaz Yönetimi Vizyonu
Donald Trump, Fox News'e yaptığı açıklamada, İran'ı "sıkıştırdıklarını" ve "kaçtıklarını" iddia etti. Trump, İran'ın askeri teçhizatının büyük kısmının yok edildiğini ve hava savunma sistemlerinin de artık mevcut olmadığını öne sürdü. Eski Başkan, "Dün gece onları çok sert vurduk. Ne zaman bir insansız hava aracı (İHA) gönderseler, biz de onları çok sert vuruyoruz" ifadelerini kullandı.
Trump, son saldırılar öncesinde İran ile bir anlaşmaya varıldığını ancak bu anlaşmanın İran tarafından bozulduğunu iddia etti. "Kimse bilmiyor ama bir anlaşmamız vardı. Anlaşma tamamen sonuçlanmıştı. Sonra onu bozdular. Onlar her zaman anlaşmaları bozarlar. Bu insanlarla on kez anlaşma yaptık. Bu yüzden onları çok sert vurmaya devam edeceğiz" dedi.
İran'ın Hürmüz Boğazı'nın kapatıldığına yönelik açıklamalarına da değinen Trump, "Hürmüz Boğazı'nı kontrol altında tutacağız ve muhtemelen biz yöneteceğiz. Boğazın koruyucusu olacağız. Belki de kendimize ‘Boğazın Koruyucu Meleği' deriz. Ve bunun karşılığında bize ödeme yapılmalı. Bunu yaptığımızda masraflarımız karşılanacak. Çünkü diğer ülkeler çok zengin ve bizim yanımızdalar. Uzun yıllardır olduğu gibi bunu karşılıksız yapmamız beklenemez" şeklinde konuştu.
ABD ordusunun Hürmüz Boğazı'nı 50 yıldan fazla süredir koruduğunu belirten Donald Trump, "Bunun için hiçbir zaman ödeme almadık. Tüm parayı onlar kazandı, Amerika Birleşik Devletleri ise hiçbir karşılık görmedi. Gerçekten inanılmaz. Boğazı yıllarca hiçbir ücret almadan koruduk. Ama artık onu koruyacağız ve bunun karşılığında çok para alacağız. Aslında tek istediğimiz, yaptığımız tüm bu işler ve insanlarımızı tehlikeye attığımız için masraflarımızın karşılanması" ifadelerini kullandı.
Trump, İran'ın müzakere süreçlerinde ABD başkanlarını 47 yıldır oyaladığını öne sürdü. "Dün 11 saatlik bir toplantı yaptılar. Bu adamlarla her şey 11 saat sürüyor. Biliyorsunuz, bir cümle, bir saat ve bir dakikada çözüme kavuşturulabilecek bir konu. Bir dakika sürmeli. Dün her konuda anlaşmaya varılmıştı. Ancak odadan ayrıldılar ve geri arayıp birkaç değişiklik yapmamız gerektiğini söylediler. Değişiklik yapmayacağız. Hep değişiklik istiyorlar. Onlar sadece profesyonel müzakereciler. Hepsi bu. Hatta bunda iyi olduklarını bile söylemem. Benden hiçbir şey alamadılar, hiçbir şeyleri yok. Ancak 47 yıla bakarsanız, ABD başkanlarını sürekli oyaladılar. Her başkan oyalanıp durdu, hiçbir şey yapmadı ve onlar giderek daha da güçlendiler" dedi.
Eski Başkan, çatışmalar sırasında öldürülen İranlı liderleri sıralamasının yanı sıra, İran'da 52 bin protestocunun öldürüldüğünü iddia ederek, "Biz insanları tehlikeye atmıyoruz; tam tersine insanları kurtarıyoruz" açıklamasında bulundu.
Hürmüz Boğazı'nın Küresel Ticaret ve Jeopolitik Önemi
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi ile Umman Denizi'ni birbirine bağlayan stratejik bir su yoludur. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte birinin ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin önemli bir kısmının geçtiği bu boğaz, küresel enerji piyasaları için hayati bir öneme sahiptir. Suudi Arabistan, İran, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi büyük petrol ve gaz üreticisi ülkelerin ihracat rotası üzerinde bulunması, boğazı uluslararası jeopolitikte kilit bir nokta haline getirmektedir. Geçmişte de birçok kez bölgesel gerilimlerin ve uluslararası güç mücadelelerinin odak noktası olmuştur. Boğazın güvenliği, küresel enerji arzının istikrarı açısından büyük önem taşımaktadır.
Trump'ın Açıklamalarının Bölgesel ve Uluslararası Yansımaları
Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'nın yönetimi ve karşılığında ödeme talebiyle ilgili açıklamaları, bölgesel ve uluslararası ilişkilerde yeni bir tartışma başlatma potansiyeli taşımaktadır. Bu tür bir yaklaşım, uluslararası denizcilik hukukunun temel prensipleriyle çelişebilir ve boğazı kullanan diğer ülkelerin tepkisine yol açabilir. Özellikle İran ile zaten gergin olan ilişkileri daha da tırmandırabilir ve bölgedeki askeri varlığı artırma çağrılarına neden olabilir. Küresel enerji piyasaları üzerinde belirsizlik yaratma ve petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açma riski de bulunmaktadır. ABD'nin bu stratejiyi resmi dış politikasına dönüştürmesi durumunda, Ortadoğu'daki güç dengeleri ve uluslararası ittifaklar üzerinde önemli etkileri olabilir.
Anlık Nokta Editoryal Değerlendirmesi:
Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'na dair son açıklamaları, ABD'nin bölgedeki geleneksel dış politika duruşundan potansiyel bir sapmayı işaret etmektedir. Bu iddialar, İran ile zaten hassas olan ilişkileri daha da karmaşık hale getirebilir ve küresel enerji güvenliği konusunda yeni endişeler doğurabilir.
Trump, ABD'nin Hürmüz Boğazı'nı 50 yılı aşkın süredir karşılıksız koruduğunu ve artık bu hizmetin karşılığında ödeme alması gerektiğini savunarak, boğazın yönetimini üstlenme niyetini dile getirdi.
Eski Başkan, İran ile daha önce yapılan ve tamamlanma aşamasına gelen bir anlaşmanın İran tarafından bozulduğunu ve bu durumun müzakerelerde sürekli bir oyalama taktiği olduğunu öne sürdü.
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin önemli bir kısmının geçtiği stratejik bir geçiş noktasıdır ve kapanması veya güvenliğinin tehlikeye girmesi küresel enerji piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açabilir.
Uluslararası deniz hukuku, boğazlardan serbest geçiş hakkını güvence altına almaktadır. Bir ülkenin tek taraflı olarak boğazın yönetimini üstlenmesi, uluslararası camiada tartışmalara ve tepkilere neden olabilir.