Kültür 5 dk okuma

Sanat Tarihinin Öncü İsmi Prof. Dr. Semavi Eyice'nin Mirası ve Akademik Katkıları

İstanbul'un ve Osmanlı coğrafyasının kentsel hafızasını kayıt altına alan Prof. Dr. Semavi Eyice, modern sanat tarihçiliğinin metodolojik altyapısını kurarak bu alanda çığır açtı. Bizans ve Türk sanatına yaptığı katkılarla tanınan Eyice'nin akademik ve saha çalışmaları, kültürel mirasın korunması ve doğru anlaşılması açısından büyük önem taşımaktadır.

E
Editör
Ece Erken
Yayınlanma Tarihi
Paylaş
Prof. Dr. Semavi Eyice'nin bir fotoğrafı
Sanat tarihinin öncü ismi Prof. Dr. Semavi Eyice

İstanbul'un ve Osmanlı coğrafyasının kentsel hafızasını kayıt altına almaya adanmış çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Semavi Eyice, modern sanat tarihçiliğinin metodolojik altyapısını kuran en önemli isimlerden biri olarak tarihe geçti.

1922 yılında Kadıköy'de dünyaya gelen Eyice, ilkokul yıllarında şehre ve eski eserlere olan tutkusunu keşfetti. İlk ve orta öğrenimini Saint Louis ve Saint Joseph Fransız okullarında tamamlayan ünlü tarihçi, Galatasaray Lisesi'nde öğrenciyken İstanbul'un fethiyle ilgili hazırladığı bir ödevle, doğup büyüdüğü şehri yeterince tanımadığını fark etti. Bu farkındalık, arkadaşlarıyla çıktığı İstanbul gezileriyle ömür boyu sürecek araştırmacılığının temelini oluşturdu.

Babasının hariciyeci olma isteğine rağmen arkeoloji ve sanat tarihi alanında ilerlemeyi seçen Eyice, 1944'te Alman arkeolog Alfons Maria Schneider'in davetiyle Göttingen'e giderek Bizans sanatı ve arkeolojisi üzerine yoğunlaştı. II. Dünya Savaşı'nın zorlu koşullarında Viyana ve Berlin üniversitelerinde Bizans tarihi eğitimi aldı. Ancak Kızıl Ordu'nun Berlin'e ilerlemesi üzerine öğrenimini yarıda bırakıp Türkiye'ye dönmek zorunda kaldı. Dönemin politik şartları nedeniyle Türkiye'ye dönüşü sırasında Danimarka üzerinden gelmeye çalışırken bir süre cezaevinde kaldı.

Türkiye'ye döndükten sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne kaydolan Eyice, 1948'de mezun oldu. Prof. Ernst Diez danışmanlığında hazırladığı "İstanbul Minareleri" başlıklı bitirme tezinin ardından, Türk-İslam sanatı dersi veren Diez'in yanında asistan olarak akademik hayata adım attı. Bu süreçte Prof. Albert Gabriel, Prof. Dr. Philipp Schweinfurth ve Prof. Kurt Erdmann gibi önemli akademisyenlerin derslerini Türkçeye çevirerek Türkiye'de sanat tarihi terminolojisinin oluşmasına önemli katkılarda bulundu.

İlk bilimsel makalesini 1949'da Reşad Ekrem Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi'nde yayımlayan Eyice, 1950-1953 yılları arasında Ord. Prof. Dr. Arif Müfid Mansel başkanlığındaki Side kazılarına katıldı ve 1952'de "Side'de Bizans Yapıları" teziyle doktorasını tamamladı. 1954'te Kamran Yalgın ile evlenen Eyice'nin Gülfem ve Gülsen adında iki çocuğu oldu.

1955'te "Son Devir Bizans Mimarisi" adlı eseriyle doçentlik unvanını alan Eyice, aynı yıl Fransa hükümeti tarafından "Legion d'Honneur" nişanı ile ödüllendirildi. "İlk Osmanlı Devrinin Dini-İçtimai Bir Müessesesi: Zaviyeler" başlıklı çalışmasıyla profesörlüğe yükselen ve Bizans Sanatı Kürsüsü başkanlığına atanan Eyice, Humboldt bursuyla gittiği Münih Üniversitesi'ndeki araştırmalarının ardından İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölüm Başkanlığı görevine dönerek Bizans tarihi dersleri vermeye devam etti.

Akademik çalışmalarında Bizans sanatı ve tarihi, İstanbul tarihi, Türk medeniyeti, mimarisi ve sanatı ile Osmanlı coğrafyasındaki Türk eserleri alanlarına odaklanan Prof. Dr. Eyice, Bizans Sanatı Tarihi Kürsüsü'nün kaldırılması üzerine İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölüm başkanlığını yürüttü ve 1990'da emekli oldu.

Emeklilik döneminde de üretkenliğini sürdüren Eyice, Almanya'da Bochum Üniversitesi, Fransa'da Sorbonne ve College de France, İsviçre'de Cenevre Üniversitesi'nde dersler verdi. Brüksel, Belgrad, Roma, Venedik, Washington, Berlin ve Selanik gibi dünyanın çeşitli şehirlerinde düzenlenen bilimsel kongrelerde bildiriler sundu. Türk Tarih Kurumu ve Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu üyelikleriyle tarihi mirasın korunması için bürokratik ve akademik mücadele verdi.

Semavi Eyice, sanat tarihini sadece biçimsel analizlerle sınırlı görmeyip, onu kültür tarihi ve sosyolojinin bir parçası olarak ele aldı. Yaşamı boyunca "memleket irfanı için" diyerek, İstanbul'un kültürel mirasını bir arkeolog titizliğiyle çözümledi. Mimarideki etkileşimleri, dönüşümleri ve mekanları analiz eden Eyice, İstanbul'u sokak sokak gezerek fotoğrafladı; anıtsal yapıların gölgesinde kalmış çeşmeler, bedestenler, köprüler, hanlar ve su kemerleri üzerine yoğunlaşarak Türk-İslam sanatının Avrupa'da doğru tanınmasını sağladı. Bizans sanatı araştırmalarına ek olarak Türk sanatının Avrupalılara tanıtılmasında da önemli hizmetlerde bulundu.

Uzman Analizi:

Prof. Dr. Semavi Eyice'nin çalışmaları, Türkiye'de sanat tarihi ve arkeoloji alanında bir dönüm noktası niteliğindedir. Kendisi, sadece akademik birikimiyle değil, aynı zamanda saha çalışmalarına verdiği önem ve kültürel mirasın korunmasına yönelik gösterdiği çabayla da gelecek nesillere ilham kaynağı olmuştur. Eyice'nin disiplinlerarası yaklaşımı, sanat tarihinin toplumsal ve kültürel bağlamını anlamak için kritik bir öneme sahiptir.

Bu Haber Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?