Dünyanın dört bir yanında, okulların koridorları ve dijital platformların sanal alanları, gençlerin maruz kaldığı akran şiddetinin acımasız gölgesiyle kararıyor. Pharmetic Girişimci Eczacılar Derneği (PGED) tarafından düzenlenen ‘En Büyük Eczacılık Buluşması’ Geleceğin ‘E’ Hali, 2026 Kongresi’nde masaya yatırılan bu tüyler ürpertici gerçekler, sadece bir güvenlik meselesi olmanın ötesinde, derinlemesine bir toplumsal ve bütünsel sağlık krizi olarak karşımıza çıkıyor.
30 Ekim 2026 akşamı kamuoyuna yansıyan bu çarpıcı veriler, geleceğimizin teminatı olan genç nesillerin içinde bulunduğu kırılgan durumu gözler önüne sererken, karar vericilerden ebeveynlere, eğitimcilerden sağlık profesyonellerine kadar geniş bir yelpazede acil eylem çağrısı yapıyor. Zira rakamlar, basit bir istatistik olmanın çok ötesinde, her birinin ardında parçalanmış hayatlar, travmatize olmuş ruhlar ve potansiyeli çalınmış gelecekler barındırıyor.
Dijital Çağın Getirdiği Yalnızlık ve Şiddet Sarmalı
PGED Yönetim Kurulu Üyesi Ecz. Ayşem Jale Kıhtır’ın kongredeki sunumu, ‘ilaçtan öte bir sorumluluk hikayesi’ olarak tanımladığı çocukların yaşadığı şiddet sarmalına ve bütünsel sağlığın önemine odaklandı. Kıhtır, modern yaşamın getirdiği acı bir gerçeğin altını çizdi: Dijital dünyanın aşırı uyarımı, sosyal izolasyon ve derinleşen duygusal yalnızlık.
Bu faktörlerin, günümüzün yaygın stres kaynakları olarak, ne yazık ki artık sadece bireysel psikolojileri değil, doğrudan sınıfları ve okul koridorlarını da etkilediğini belirtti. Gençlerin, sanal dünyada kaybolurken gerçek dünyadaki bağlarını yitirmesi, şiddet eğilimlerinin artmasında kritik bir rol oynuyor. Bu durum, eğitim kurumlarını ve aileleri, çocukların ruhsal ve sosyal gelişimlerini çok daha yakından takip etmeye zorluyor.
Empati Erozyonu ve Öfke Kontrolü Çıkmazı
Ecz. Kıhtır, kontrolsüz dijital oyun tüketiminin ve şiddet içeren film ve dizi içeriklerine maruz kalmanın, akran şiddetini tetikleyen en önemli risk faktörlerinden biri olduğuna dikkat çekti. Saatlerce şiddet yüklü yapımlarla iç içe olan çocuklarda, zamanla şiddete karşı bir duyarsızlaşma geliştiğini vurguladı.
Bu duyarsızlaşma, empatide belirgin bir zayıflamaya ve öfke kontrolünde ciddi güçlüklere yol açıyor. Uzmanlar, ailelerin sadece ekran süresini değil, aynı zamanda çocukların ne izlediğini ve hangi oyunları oynadığını titizlikle takip etmesi gerektiğini belirtiyor. Yaş sınırlarına uyulması ve bu içerikler hakkında çocuklarla açık iletişim kurulması, gelecekteki olası faciaların önüne geçmek adına hayati bir öneme sahip.
Eczacıların Toplumsal Misyonunda Yeni Bir Sayfa
Pharmetic Girişimci Eczacılar Derneği, akran şiddetini sadece bir güvenlik veya disiplin sorunu olarak değil, çok daha geniş bir perspektifle, önemli bir toplumsal ve bütünsel sağlık sorunu olarak ele alıyor. Ecz. Kıhtır’ın ifadesiyle, “Şiddet aynı zamanda bir sağlık sorunu.” Bu yaklaşım, konuya multidisipliner bir bakış açısı getirme gerekliliğini ortaya koyuyor.
Bu kapsamda PGED, ‘Sakin Zihinden Sağlıklı Gelecek’ adını verdiği kapsamlı bir hareket başlattı. Akran şiddetini önleme ve bütünsel çocuk sağlığını hedefleyen bu hareketin ana hedef kitlesi, 15-16 yaş arası gençler, ebeveynler, okulların danışmanlık merkezleri, öğretmenler ve tüm toplum. Proje, okul çağında artan öfke, dürtüsellik ve şiddet eğilimini azaltmayı, beslenme, dijital hijyen, duygu yönetimi ve aile içi iletişim gibi konularda bütünsel farkındalık oluşturmayı amaçlıyor.
UNESCO Rakamlarıyla Akran Şiddetinin Korkunç Boyutları
Akran şiddeti sorunu, sadece Türkiye’ye özgü bir durum olmaktan çok uzak. Ecz. Kıhtır’ın aktardığı UNESCO verileri, küresel tablonun vahametini gözler önüne seriyor. Dünya genelinde 13-15 yaş arası gençlerin yaklaşık yarısı, yani 156 milyon genç, akran şiddetine maruz kaldığını beyan etmiş durumda. Bu rakam, sorunun uluslararası düzeyde ele alınması gereken bir kriz olduğunu gösteriyor.
Türkiye’deki durum da ne yazık ki iç açıcı değil. Bu yıl içinde yaşanan 6 büyük okul saldırısında 10 öğrenci ve 3 öğretmen yaşamını yitirmiş, 44 öğrenci ise yaralanmıştır. Yapılan araştırmalar, Türkiye’de 6-17 yaş arasındaki gençlerin yüzde 17’sinin birden fazla kez akran şiddetine maruz kaldığını ortaya koyuyor. İlkokul 4. sınıf düzeyindeki çocukların yüzde 16’sı ise en az haftada bir kez düzenli olarak akran şiddetine maruz kaldıklarını belirtiyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın ‘Şiddet Algısını Yönetme Bölümü’ raporuna göre, lise öğrencilerinin yüzde 37’si şiddeti en çok dijital ortamlarda gördüğünü ve bu ortamlarda şiddete maruz kaldığını tanımlıyor.
Bütünsel Bir Yaklaşımın Anahtarları
Çocukların hırçınlaşması veya öfke kontrolü sorunları yaşamasının altında yatan nedenler, sanıldığından çok daha karmaşık ve çok yönlü. Ecz. Kıhtır, bu nedenlerin biyolojik kökenlerine de dikkat çekerek, bağırsak-beyin aksındaki düzensizliklerden, B12, Magnezyum ve Omega-3 gibi temel besin ögelerinin eksikliğine kadar pek çok faktörün rol oynadığını belirtti. Yetersiz uyku ve kontrolsüz ekran süresi gibi çevresel etkenler de bu biyolojik süreçleri olumsuz etkileyebiliyor.
Ancak, sorunun çözümünün sadece biyolojik desteklerle sınırlı kalmayacağının altı çiziliyor. Uzmanlar, bu biyolojik faktörlerin yanı sıra, aile içi iletişim eksiklikleri, eğitim sistemindeki boşluklar, sosyal destek mekanizmalarının yetersizliği ve dijital dünyanın kontrolsüz etkileşimi gibi sosyo-psikolojik etkenlerin de bütünsel bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurguluyor. Bu, sadece semptomları değil, kök nedenleri hedef alan kapsamlı stratejiler geliştirmeyi gerektiriyor.
Toplum Sağlığı ve Farkındalık Merkezleri Vizyonu
PGED’in ‘En Büyük Eczacılık Buluşması’nda dile getirilen en vizyoner yaklaşımlardan biri, eczanelerin rolünün yeniden tanımlanması oldu. Eczacılar, eczanelerini sadece ilaç temin edilen noktalar olmaktan çıkarıp, birer ‘toplum sağlığı ve farkındalık merkezi’ olarak konumlandırmak istediklerini ifade ettiler. Bu stratejik dönüşüm, akran şiddeti gibi karmaşık toplumsal sorunlara karşı mücadelede yeni bir cephe açma potansiyeli taşıyor.
Eczanelerin, toplumun en kılcal damarlarına kadar ulaşabilen, güvenilir ve erişilebilir sağlık noktaları olması, bu tür farkındalık kampanyaları için eşsiz bir zemin sunuyor. Eczacılar, bu yeni misyonla, çocuk ve gençlerin ruhsal ve fiziksel sağlığını tehdit eden unsurlar hakkında ebeveynleri ve gençleri bilgilendirme, doğru yönlendirme ve erken müdahale mekanizmalarına entegre olma konusunda önemli bir rol üstlenebilirler. Bu, sağlık sisteminin sadece hastalıkları tedavi etmekle kalmayıp, toplumun genel refahını artırmaya yönelik proaktif bir adım olarak değerlendirilebilir.
Geleceğe Yönelik Acil Eylem Planları
Akran şiddeti meselesi, artık görmezden gelinemeyecek boyutlara ulaşmış durumda ve karar vericilerin masasında birden fazla kritik senaryo bulunuyor. İlk senaryo, mevcut önleme ve müdahale mekanizmalarının güçlendirilmesi ve yaygınlaştırılması. Bu, okullarda psikolojik danışmanlık hizmetlerinin artırılması, öğretmenlere yönelik özel eğitim programlarının geliştirilmesi ve ailelerin bilinçlendirilmesi gibi adımları içeriyor. Ancak, mevcut kaynaklarla bu adımların ne kadar etkili olabileceği tartışma konusu.
İkinci senaryo, dijital platformlara yönelik daha sıkı düzenlemeler ve denetimler getirilmesi. Şiddet içerikli oyun ve yayınların yaş sınırlamalarına uyulması, platformların sorumluluklarının artırılması ve siber zorbalıkla mücadelede yasal altyapının güçlendirilmesi bu senaryonun temelini oluşturuyor. Ancak, dijital özgürlükler ve sansür tartışmaları bu alanda ciddi bir denge arayışını beraberinde getiriyor. Uzmanlar, bu konuda uluslararası iş birliğinin ve teknoloji şirketlerinin inisiyatif almasının kritik olduğunu belirtiyor.
Üçüncü ve belki de en kapsamlı senaryo ise, akran şiddetini bütünsel bir halk sağlığı sorunu olarak ele alan, çok paydaşlı ve uzun vadeli bir ulusal strateji geliştirilmesi. Bu strateji, eğitim, sağlık, adalet ve sosyal hizmetler bakanlıklarının koordinasyonunda, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörün de katılımıyla hayata geçirilecek geniş çaplı bir eylem planını öngörüyor. PGED’in eczaneleri toplum sağlığı merkezlerine dönüştürme vizyonu, bu tür bir stratejinin önemli bir parçası olabilir. Kamuoyunun önümüzdeki süreçte karşılaşacağı muhtemel senaryolar arasında, bu tür bütüncül yaklaşımların hızla hayata geçirilmesi beklentisi ağır basıyor. Aksi takdirde, 156 milyon gencin sessiz çığlığı, çok daha büyük toplumsal yaralara dönüşme riski taşıyor.
PGED'in 'Sakin Zihinden Sağlıklı Gelecek' hareketi, 15-16 yaş arası çocuklar, ebeveynleri, okulların danışmanlık merkezleri, öğretmenler ve tüm toplumu hedeflemektedir.
UNESCO verilerine göre dünya genelinde 13-15 yaş arası yaklaşık 156 milyon genç akran şiddetine maruz kaldığını beyan etmiştir.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın 'Şiddet Algısını Yönetme Bölümü' raporuna göre, lise öğrencilerinin yüzde 37'si şiddeti en çok dijital ortamlarda gördüğünü ve dijital ortamlardan şiddete maruz kaldığını tanımlamıştır.