Üveit Tanı ve Tedavisinde Öne Çıkan Başlıklar
- Üveit, göz içi iltihabı olup her yaşta görülebilir ve özellikle çocukluk çağı eklem romatizması olan çocuklarda kalıcı görme kaybına yol açabilecek sinsi bir hastalıktır.
- Hastalığın belirtileri ataklara göre değişiklik gösterebilir; göz kızarıklığı, ağrı, ışık hassasiyeti, bulanık görme ve uçuşan noktalar yaygın şikayetler arasındadır, ancak arka üveitte belirgin kızarıklık veya ağrı olmadan görme azalması görülebilir.
- Modern tıptaki gelişmeler ve moleküler testler sayesinde üveit vakalarının teşhis sıklığı artmış, biyolojik ilaçlar ise tedavide önemli bir devrim yaratmıştır.
24 Temmuz 2026 – Dünyagöz Hastaneleri Üvea Bölüm Başkanı Prof. Dr. Merih Oray, göz içi iltihaplanması olarak bilinen üveit hastalığına ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Oray, özellikle çocuklarda kalıcı görme kaybına neden olabilen bu sinsi hastalığın, geç muayene edildiğinde ciddi sonuçlar doğurabileceğini ve tedavisinin disiplinli bir takip gerektirdiğini vurguladı.
Üveitin Sinsi Seyri ve Belirtileri
Prof. Dr. Merih Oray'ın açıklamalarına göre, üveit her yaş grubunda ortaya çıkabilen ve zaman zaman ataklar şeklinde tekrarlayabilen bir hastalıktır. Hastalığın seyri kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte, her atağın aynı belirtileri vermeyebileceği belirtiliyor. Tipik belirtiler arasında gözde kızarıklık, ağrı, ışık hassasiyeti, bulanık görme ve göz önünde uçuşan siyah noktalar yer alıyor. Ancak gözün arka bölümünü etkileyen üveit türlerinde belirgin kızarıklık veya ağrı olmadan da görme azalması ortaya çıkabiliyor.
Altta Yatan Nedenlerin Araştırılması ve Kişiye Özel Takip
Üveitin bazı hastalarda sadece gözle sınırlı kalabildiğini ifade eden Prof. Dr. Oray, Behçet hastalığı, ankilozan spondilit, romatizmal hastalıklar, iltihabi bağırsak hastalıkları ve bazı enfeksiyonlarla ilişkili olarak da gelişebileceğine dikkat çekti. Hastanın eklem ağrısı, ağız yarası, cilt bulguları, geçirdiği enfeksiyonlar ve kullandığı ilaçlar gibi faktörlerin, hastalığın nedeninin araştırılmasında yol gösterici olduğunu belirtti. Altta yatan hastalığın belirlenmesi, hem doğru tedavi yaklaşımının seçilmesi hem de yeni atakların önlenmesi açısından büyük önem taşıyor. Bu süreçte farklı uzmanlık alanlarının birlikte değerlendirme yapması gerekebiliyor.
Kontrol altına alınamayan üveitin katarakt, göz tansiyonu, retina tabakasında sıvı birikimi ve kalıcı görme kaybı gibi ciddi komplikasyonlara yol açabileceği uyarısında bulunan Prof. Dr. Oray, takip sıklığının üveitin türüne, önceki ataklara, uygulanan tedaviye ve gözde oluşan bulgulara göre değiştiğini vurguladı. Geç muayenenin kalıcı görme kayıplarına neden olabileceğini belirterek, daha önce üveit tanısı alan kişilerin yeni başlayan görme azalması, ışık hassasiyeti, ağrı veya uçuşma şikayetlerinde kontrollerini ertelememesi gerektiğini ifade etti.
Tanı ve Tedavide Modern Yaklaşımlar
Prof. Dr. Oray, hastanın yalnızca mevcut şikayetlerine değil; göz muayenesinde saptanan iltihabi bulgulara ve gerekli durumlarda ileri görüntüleme sonuçlarına göre değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Optik koherens tomografi ve göz anjiyografisi gibi yöntemlerin, hastalığın gözün hangi bölümünü etkilediğinin ve aktivitesinin belirlenmesine yardımcı olduğunu belirtti.
Dünya genelinde yapılan son araştırmaların üveit vakalarında istatistiksel bir yükseliş olduğunu gösterdiğini aktaran Prof. Dr. Oray, bu artışın bir salgın değil, modern tıptaki başarıdan kaynaklandığını yorumladı. Özellikle moleküler testler ve gelişmiş görüntüleme cihazları sayesinde, geçmişte gözden kaçan pek çok vakanın artık doğru şekilde teşhis edilebildiğini dile getirdi.
Tedavide ise önemli bir devrim yaşandığını belirten Prof. Dr. Oray, geçmişte ağır kortizonlu ilaçlarla tedavi edilen üveitin, günümüzde hedefe odaklı biyolojik ilaçlarla tedavi edildiğini söyledi. Bu biyolojik ilaçların bağışıklık sistemini düzenleyerek vücudun kendi göz dokusuna saldırmasını engellediğini ancak tedavinin başarısının hastanın disiplinine de büyük ölçüde bağlı olduğunu ekledi. Tedaviyi yarım bırakmanın hastalığın çok daha şiddetli bir atakla geri dönmesine neden olabileceği uyarısında bulundu.
Üveit Riskini Yönetmek İçin Önemli İpuçları
Prof. Dr. Oray, üveit riskini yönetmek ve olası bir atağın neden olabileceği hasarı en aza indirmek için şu uyarılarda bulundu:
- Göz kızarıklığında uzman bir göz hekimine başvurulmalı, rastgele damla kullanımı teşhisi geciktirir ve hasarı artırır.
- Romatizma, sedef veya iltihaplı bağırsak hastalığı olanlar mutlaka detaylı göz muayenesinden geçmeli, zira bu hastalıklar üveitin en yakın dostudur.
- Gıda hijyenine önem verilmeli, iyi pişmemiş etlerden ve kirli meyvelerden bulaşan parazitler (toksoplazma) doğrudan göze yerleşebilir.
- Göz çevresinde zona geçirilmişse, bu virüs gözde de benzer bir enfeksiyona yol açarak üveiti tetikleyebilir.
- Aşırı stres, uykusuzluk ve kötü beslenme bağışıklık sistemini yorarak, pasif haldeki üveiti uyandırabilir.
Üveit: Gözün Orta Tabakasının İltihabı
Üveit, göz küresinin orta tabakası olan uveanın iltihaplanması durumudur. Uvea, gözün iris (gözün renkli kısmı), siliyer cisim (göz merceğinin odaklanmasına yardımcı olan kısım) ve koroid (retinayı skleraya bağlayan damar tabakası) olmak üzere üç ana bölümünden oluşur. Bu tabaka, gözün beslenmesinde ve işlevselliğinde kritik bir rol oynar. Üveit, iltihabın gözün hangi bölümünde olduğuna göre ön, orta, arka veya panüveit olarak sınıflandırılabilir. Enfeksiyöz veya otoimmün nedenlerle ortaya çıkabilir ve tedavi edilmediğinde glokom, katarakt, retina hasarı ve kalıcı görme kaybı gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Özellikle çocukluk çağında sinsi seyreden üveit, belirti vermeden ilerleyebilir ve rutin göz muayenelerinin önemini artırır.
Üveitin Toplumsal ve Sağlık Sistemine Yansımaları
Üveit hastalığının artan teşhis sıklığı, hem bireysel sağlık hem de toplumsal sağlık sistemi üzerinde önemli etkiler yaratmaktadır. Erken teşhis ve modern tedavi yöntemlerine erişim, hastaların görme yetilerini korumaları ve yaşam kalitelerini sürdürmeleri açısından hayati öneme sahiptir. Özellikle çocukluk çağında görülen üveitin kalıcı görme kaybına yol açma potansiyeli, çocukların eğitim ve sosyal gelişimlerini olumsuz etkileyebilir. Bu durum, düzenli göz taramalarının ve romatizmal hastalıkları olan çocukların yakın takibinin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Biyolojik ilaçlar gibi yenilikçi tedavilerin yaygınlaşması, daha önce tedaviye dirençli vakalarda umut vaat ederken, bu tedavilerin maliyeti ve erişilebilirliği sağlık politikaları açısından önemli bir gündem maddesi olmaya devam etmektedir. Ayrıca, üveitin altta yatan sistemik hastalıklarla ilişkisi, multidisipliner bir yaklaşımın gerekliliğini vurgulayarak, farklı tıp uzmanlıkları arasında iş birliğini teşvik etmektedir.
Anlık Nokta Editoryal Değerlendirmesi:Üveit, sinsi doğası ve potansiyel ciddi sonuçları nedeniyle göz sağlığında kritik bir yer tutmaktadır. Prof. Dr. Merih Oray'ın vurguladığı gibi, erken tanı ve kesintisiz takip, kalıcı görme kayıplarının önüne geçmek için vazgeçilmezdir. Modern tıbbın sunduğu biyolojik ilaçlar gibi yenilikler umut verici olsa da, hasta bilinci ve düzenli hekim kontrolleri, bu mücadelenin temelini oluşturmaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Üveit hastalığı nedir ve neden önemlidir?
Üveit, gözün orta tabakası olan uveanın iltihaplanmasıdır ve tedavi edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabilen ciddi bir göz hastalığıdır.
Prof. Dr. Merih Oray, üveitin hangi hastalıklarla ilişkili olabileceğini belirtiyor?
Prof. Dr. Merih Oray, üveitin Behçet hastalığı, ankilozan spondilit, romatizmal hastalıklar, iltihabi bağırsak hastalıkları ve bazı enfeksiyonlarla ilişkili olarak gelişebileceğini ifade ediyor.
Üveit tedavisinde son dönemde hangi yenilikler öne çıkıyor?
Üveit tedavisinde son dönemde bağışıklık sistemini düzenleyen ve hedefe odaklı biyolojik ilaçlar önemli bir devrim yaratmıştır. Ayrıca moleküler testler ve gelişmiş görüntüleme cihazları tanı oranlarını artırmıştır.
Çocuklarda üveit neden daha riskli kabul edilir?
Çocuklarda üveit, genellikle sinsi seyrettiği ve belirgin belirtiler vermediği için geç fark edilebilir, bu da kalıcı görme kaybı riskini artırır. Özellikle çocukluk çağı eklem romatizması olan çocuklarda daha ağır seyredebilir.
Bu haber, uluslararası haber ajanslarının ve resmi kurumların doğrulanmış verileri ışığında derlenmiş, anlık gelişme analizleriyle zenginleştirilerek editörlerimiz tarafından incelenip onaylanmıştır.