İSTANBUL - 20 Mayıs 2026, 07:24 - İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Ali O. A. ve ailesini hedef alan sistematik tehdit girişimi, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame ile yargı gündemine taşındı. 'Barış Boyun Suç Örgütü' davasının karar duruşması sürecinde, mahkeme başkanına yabancı numaralar üzerinden gönderilen tehdit mesajları, yargı bağımsızlığına yönelik ciddi bir saldırı olarak kayıtlara geçti.
Tehditlerin Perde Arkası ve Operasyon Detayları
Soruşturma dosyasına göre, Marmara Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde görülen duruşmalar sırasında mahkeme başkanı Ali O. A. ve kardeşine gönderilen mesajlarda, 'Sen bizim kardeşlerimizi bizden aldığın gibi biz de senin kardeşini ve diğer sülalendeki erkekleri senden alacağız. Suçsuz günahsız insanlara talimatı doğrultusundan yargısız hukuksuz cezalar vermenin bedelini sana ödeteceğiz' ifadeleri yer aldı. Siber ve teknik takip sonucunda mesajların Bayrampaşa'daki bir iş yerinden gönderildiği tespit edildi.
Düzenlenen operasyonda Eren Kemal Büyükgümüş gözaltına alınırken, adreste çok sayıda yabancı SIM kart ve dijital materyal ele geçirildi. Şüphelinin telefon incelemelerinde, yurt dışında firari olan ve kırmızı bültenle aranan örgüt yöneticilerinden 'Poyraz Yoldaş' kod adlı Erkan Efe ile irtibatlı olduğu ve 'Bir emrin, isteğin var mı?' şeklinde yazışmalar yaptığı belirlendi.
9 Yıla Kadar Hapis İstemi
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, aralarında Batın Can Gökdemir, Beratcan Gökdemir, Bünyamin Yıkar, Murat Küçükyavuz ve Gürcistan'da firari olan Mustafa Aktürk'ün de bulunduğu şüpheliler hakkında 'Suç örgütlerinin isimlerini kullanarak tehditte bulunmak' suçundan 9 yıla kadar hapis cezası talep edildi.
Uzman Analizi:Yargı mensuplarına yönelik bu denli açık ve doğrudan bir tehdit, organize suç örgütlerinin devletin adalet mekanizmasını sindirme çabası olarak okunmalıdır. 'Daltonlar' gibi yapıların, dijital lojistik ağlarını kullanarak mahkeme başkanlarını hedef alması, güvenlik stratejilerinin sadece fiziksel değil, siber tehditleri de kapsayacak şekilde güncellenmesi gerektiğini göstermektedir. Yargı bağımsızlığına yönelik bu tür girişimler, hukuk devletinin temel direklerine yapılan bir saldırı niteliğindedir ve bu davanın seyri, benzer tehditler karşısında devletin caydırıcılık kapasitesini belirleyecektir.