Deprem bilimci Prof. Dr. Osman Bektaş, Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın kritik öneme sahip Yedisu segmentinde meydana gelebilecek olası bir depremin Doğu Karadeniz'deki iki önemli şehri, Trabzon ve Rize'yi ciddi şekilde etkileyeceği yönünde önemli bir uyarıda bulundu. Bektaş, bölgede 7,1 ile 7,4 büyüklüğünde sarsıntıların beklendiğini belirtti.
Detaylar
Prof. Dr. Osman Bektaş'ın değerlendirmelerine göre, Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın Yedisu segmentinde gerçekleşmesi beklenen 7,1 ile 7,4 büyüklüğündeki deprem, doğrudan merkez üssü olmasa dahi Trabzon'da önemli etkiler yaratabilir. Bektaş, Trabzon'daki ana risklerin sahil dolgu alanları ve zemin büyütmesi olduğunu vurguladı. Açıklamada ayrıca, Doğu Karadeniz bölgesi genelinde yaşanabilecek potansiyel risklere de dikkat çekildi. Yedisu merkezli bir depremin, bölgede sadece sallantıya neden olmakla kalmayıp, aynı zamanda heyelan, kaya düşmesi ve zemin hareketleri gibi ikincil afetleri de tetikleyebileceği ifade edildi. Bu bağlamda, Rize'nin Trabzon'a kıyasla daha yüksek bir risk taşıdığına işaret edildi.
Prof. Dr. Osman Bektaş, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, "KAF Yedisu Segmenti üzerinde oluşabilecek M7,1–7,4 büyüklüğündeki bir deprem, doğrudan yıkım merkezi olmasa da Trabzon’u önemli ölçüde etkileyebilir." ifadelerini kullanarak durumu özetledi.
Uzman Analizi:Prof. Dr. Osman Bektaş'ın bu uyarısı, Doğu Karadeniz Bölgesi'nin depremsellik açısından taşıdığı potansiyel riskleri bir kez daha gözler önüne seriyor. Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın aktif bir kolu olan Yedisu segmentindeki olası bir büyük deprem, sadece sismik etkileriyle değil, aynı zamanda zemin yapısı ve coğrafi özellikler nedeniyle tetiklenebilecek ikincil afetlerle de bölge için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Özellikle Trabzon'da belirtilen sahil dolgu alanları ve zemin büyütmesi gibi faktörler, depremin yıkıcı etkisini artırabilecek unsurlar olarak öne çıkıyor. Rize'nin daha yüksek risk taşıdığı tespiti ise, bölge genelinde kapsamlı bir risk değerlendirmesi ve acil eylem planlarının hayata geçirilmesi gerekliliğini vurguluyor. Bu tür bilimsel uyarıların, yerel yönetimler ve halk tarafından ciddiye alınarak, afetlere karşı hazırlıkların güçlendirilmesi büyük önem taşıyor.