- Malatya'nın Battalgazi ilçesinde meydana gelen 5 büyüklüğündeki depremin, bölgedeki fay yapısı nedeniyle büyük bir sarsıntıya dönüşme potansiyeli taşımadığı belirtildi.
- Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, olası Marmara depremi senaryolarına ilişkin kamuoyunun gereksiz yere panikletildiğini ifade etti.
- Uzman isim, Silivri-Kumburgaz hattındaki fayın 6-6.5 büyüklüğünde deprem üretebileceğini ancak Büyükçekmece-Yeşilköy arasında aktif bir fay hattı bulunmadığını vurguladı.
Malatya'nın Battalgazi ilçesinde 19 Temmuz 2026 Pazar günü saat 06.20'de yerin 15,59 kilometre derinliğinde 5 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Bu sarsıntının ardından Deprem Bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, katıldığı canlı yayında hem Malatya'daki durumu hem de olası Marmara depremi senaryolarını detaylı bir şekilde değerlendirdi.
Büyük Risk Taşımıyor
Prof. Dr. Üşümezsoy, Malatya'da yaşanan sarsıntının 6 Şubat depremlerinin ardından bölgede oluşan fay dinamikleriyle bağlantılı olduğunu belirtti. 2020 yılındaki Sivrice depreminin ardından Pütürge çevresindeki stresin tamamen boşalmadığını hatırlatan Üşümezsoy, bölgede daha önce de benzer sarsıntılara dikkat çektiğini ifade etti. Üşümezsoy, "Burada bir sürü bunun gibi kırıklar oluyor. Bu yapı büyük depreme dönüştürmez. Ama bir sürü 5'lik ve 6 arasında depremler olur." ifadelerini kullanarak, Pütürge'nin kuzeyinde çok sayıda küçük kırık olduğunu ve bu nedenle bölgede orta büyüklükte depremlerin görülmesinin normal olduğunu dile getirdi.
Marmara Depremi Tartışmalarına Eleştirel Bakış
Olası Marmara depremine yönelik kamuoyunda tartışılan bazı senaryoların bilimsel verilerle örtüşmediğini savunan Üşümezsoy, Marmara Denizi'ndeki fayın tek parça halinde kırılacağı yönündeki iddialara katılmadığını belirtti. Üşümezsoy, 1894 ve 1912 depremlerinde belirli fay segmentlerinde enerjinin zaten boşaldığını ifade ederek, bu tür iddiaların insanları gereksiz yere paniklettiğini vurguladı.
İstanbul İçin Riskli ve Risksiz Bölgeler
İstanbul çevresindeki fay hatlarına dair değerlendirmelerde bulunan Üşümezsoy, Kuzey Anadolu Fayı'nın Adalar yönünde ilerlemediğini belirterek şu bilgileri paylaştı: "Silivri ile Kumburgaz arasında fay var. O fay 6-6.5'luk deprem yapar. Ama Büyükçekmece'den Yeşilköy'e kadar kesimde fay yok." Silivri çevresinde küçük ve orta büyüklükte depremlerin yaşanabileceğini ifade eden Üşümezsoy, bu sarsıntıların doğrudan büyük bir yıkıcı depremin habercisi olarak sunulmasını eleştirdi. Kamuoyunun yanlış yönlendirildiğini savunan Üşümezsoy, sözlerini şöyle sürdürdü: "Silivri çukurunda 6'nın altında depremler olabilir. 5'lik depremlerin olacağı bir yerdir. Arkadaşlar onu görünce 'eyvah büyük deprem olur' diyor. Ama onlar bir harita alıyorlar, boydan boya o harita üzerinden konuşuyorlar. Bunlar da insanları aşırı panikletiyor ve hiçbiri de özür dilemiyor."
Türkiye'nin Jeolojik Konumu ve Deprem Gerçeği
Türkiye, Alp-Himalaya deprem kuşağı üzerinde yer alan ve aktif fay hatlarıyla çevrili bir coğrafyadır. Bu durum, ülkenin tarih boyunca birçok yıkıcı depreme sahne olmasına neden olmuştur. Özellikle Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF) ve Doğu Anadolu Fay Hattı (DAF) gibi büyük tektonik yapılar, Türkiye'nin depremselliğini belirleyen ana unsurlardır. Fay hatlarının segmentli yapısı, her bir segmentin farklı zamanlarda enerji biriktirip boşaltmasına yol açar. Bu karmaşık jeolojik yapı, deprem tahminlerini zorlaştırmakla birlikte, bilim insanlarının sürekli olarak yeni verilerle değerlendirmeler yapmasını gerektirmektedir. Geçmişteki büyük depremlerin incelenmesi ve mevcut fay hatlarındaki stres birikimlerinin analiz edilmesi, gelecekteki olası sarsıntıların büyüklüğü ve konumu hakkında önemli ipuçları sunmaktadır.
Deprem Bilgisinin Toplumsal Algı ve Hazırlık Üzerindeki Etkisi
Deprem gibi doğal afetlere ilişkin bilimsel açıklamalar, toplumda hem farkındalık yaratma hem de gereksiz panik oluşturma potansiyeli taşır. Uzmanların farklı görüşleri veya yanlış yorumlanan bilgiler, kamuoyunda kafa karışıklığına ve endişeye yol açabilir. Bu durum, özellikle büyük şehirlerde yaşayan vatandaşların psikolojisini olumsuz etkileyebilir ve günlük yaşamlarını sekteye uğratabilir. Doğru ve şeffaf bilgi akışı, afet bilincinin artırılması ve toplumsal direncin güçlendirilmesi açısından kritik öneme sahiptir. Aynı zamanda, yerel yönetimlerin ve ilgili kurumların kentsel dönüşüm, yapı denetimi ve acil durum planlaması gibi konularda bilimsel verileri temel alarak hareket etmesi, olası bir depremin yıkıcı etkilerini en aza indirmek için hayati bir adımdır.
Anlık Nokta Editoryal Değerlendirmesi:Prof. Dr. Üşümezsoy'un açıklamaları, deprem gerçeğine bilimsel ve sağduyulu bir yaklaşımla bakmanın önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Kamuoyunun doğru bilgilerle aydınlatılması ve gereksiz panikten uzak tutulması, afetlere karşı hazırlıklı olmanın temelini oluşturmaktadır. Bilimsel verilerin ışığında, riskli bölgelerdeki yapı stokunun güçlendirilmesi ve afet bilincinin artırılması, öncelikli gündem maddemiz olmaya devam etmelidir.
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy'a göre, Malatya'nın Battalgazi ilçesinde meydana gelen 5 büyüklüğündeki deprem, bölgedeki fay yapısı nedeniyle büyük bir yıkıcı sarsıntıya dönüşme potansiyeli taşımamaktadır. Ancak 5 ila 6 büyüklüğünde başka depremlerin olabileceği belirtilmiştir.
Üşümezsoy, Marmara Denizi'ndeki fayın tek parça halinde kırılacağı yönündeki iddialara katılmadığını ve 1894 ile 1912 depremlerinde belirli fay segmentlerinde enerjinin zaten boşaldığını belirterek, kamuoyunun gereksiz yere panikletildiğini ifade etmektedir.
Prof. Dr. Üşümezsoy'a göre, Silivri ile Kumburgaz arasında bulunan fay hattı 6 ila 6.5 büyüklüğünde bir deprem üretebilir.
Üşümezsoy, Kuzey Anadolu Fayı'nın Adalar yönünde ilerlemediğini ve Büyükçekmece'den Yeşilköy'e kadar olan kesimde aktif bir fay hattı olmadığını belirtmiştir.
Prof. Dr. Üşümezsoy, kamuoyunun yanlış bilgilerle aşırı panikletilmesinin toplumsal endişeyi artırdığını ve bilimsel gerçeklerden uzaklaşılmasına neden olduğunu vurgulamaktadır.