Teknoloji 4 dk okuma

Yapay Zeka Maskesi Altındaki Gizli Ağ Binlerce İstismar İçerikli Uygulamayı Barındırıyor

Yapay zeka maskesi kullanan yüzlerce uygulamanın arkasında, şiddet ve istismar içerikli deepfake görseller üreten organize bir küresel ağ olduğu ortaya çıktı.

M
Editör
Murat Kaya
Yayınlanma Tarihi
Paylaş
Siber güvenlik uzmanlarının yapay zeka ağlarını incelediği dijital ekran görünümü
Araştırmacılar, masum görünümlü mobil uygulamaların arkasındaki gizli ağın kodlarını deşifre etti.

Küresel teknoloji dünyasının omurgasını oluşturan yapay zeka araçları, son dönemin en büyük güvenlik ve denetim skandallarından biriyle sarsıldı. Uluslararası güvenlik araştırmacılarının yürüttüğü kapsamlı incelemeler, masum görünümlü yüzlerce mobil uygulamanın ve internet sitesinin arkasında, son derece organize ve gizli bir yapay zeka istismar ağının bulunduğunu ortaya koydu.

Görüntüde evcil hayvan portreleri üreten ya da dil eğitimi veren sıradan yazılımlar olarak pazarlanan bu uygulamaların, arka planda kullanıcıların yüklediği fotoğraflarla şiddet ve istismar içerikli deepfake materyalleri ürettiği tespit edildi. Çin merkezli geliştiriciler ve Hong Kong tescilli tüzel kişilikler tarafından yönetildiği belirlenen yaklaşık 400'den fazla bağlantılı alan adı ve uygulama, teknoloji devlerinin güvenlik duvarlarını aşarak dijital pazarlarda uzun süre faaliyet gösterdi.

Uygulama Mağazalarındaki Maskeleme Taktikleri ve Teknik Altyapı

Araştırmacıların tespitlerine göre söz konusu ağ, tamamen titizlikle kurgulanmış bir 'aldatma ve gizlenme' stratejisi üzerine inşa edildi. Apple App Store ve Google Play Store gibi resmi uygulama marketlerinden onay alabilmek için masum temalarla yüklenen yazılımlar, kullanıcılara ilk aşamada tamamen zararsız arayüzler sunuyordu. Ancak indirme işleminden sonra sunuculardan gelen dinamik komutlarla, uygulamanın arka planındaki gizli web arayüzü aktif hale getiriliyordu.

Sistemin işleyiş mekanizmasını inceleyen bağımsız yapay zeka güvenlik analistleri, bu yazılımların sunucularla sürekli veri alışverişi yaparak kullanıcının konumuna ve erişim kanalına göre içerik değiştirdiğini belirledi. Meta platformlarında yayınlanan binlerce reklam üzerinden yönlendirilen kullanıcılar, doğrudan istismar içerikli şablonların bulunduğu gizli panellere ulaştırılıyordu. Bu panellerde kullanıcılar dijital ödeme sistemleri aracılığıyla jeton satın alarak istenmeyen ve yasa dışı görsel manipülasyonları kolaylıkla gerçekleştirebiliyordu.

Sistemle bağlantılı 400'den fazla sahte uygulama ve alan adı ağı tespit edildi. Google Play Store ve Apple App Store üzerinden yüz binlerce kez indirilen yazılımlar onay süreçlerini aldatmaca yöntemleriyle atlattı. Geliştiricilerin tek bir kod tabanı üzerinden onlarca farklı şifreleme anahtarı ve alan adı yönettiği anlaşıldı.

Küresel Reklam Ağları Üzerinden Yürütülen Genişleme Stratejisi

Söz konusu ağın dijital dünyada bu kadar geniş bir kitleye ulaşmasında, sosyal medya devlerinin reklam denetim mekanizmalarındaki boşluklar kritik bir rol oynadı. Özellikle Meta'nın Facebook ve Instagram platformları üzerinde, sahte ödeme isimleri ve sahte hesaplar kullanılarak on binlerce reklam yayınlandı. Bu reklamların bir kısmında son derece hassas ve yasa dışı çocuk istismarı materyallerinin dahi kullanıldığı, bağımsız sivil toplum kuruluşları tarafından raporlandı.

Pazarlama stratejisinde kullanılan bu reklamlar, denetim algoritmalarını atlatmak için sürekli form değiştirirken, tıklama sonrasında kullanıcıları doğrudan resmi uygulama mağazalarındaki masum görünümlü başlıklara yönlendirdi. Uzmanlar, organizasyonun arkasındaki aktörlerin yakalanma riskini en aza indirmek için haftada onlarca yeni alan adı tescil ettirdiğini ve her engellemenin ardından hızla yeni bir alternatif devreye soktuğunu vurguladı. Bu ticari ve organize operasyon, dijital reklam pazarının güvenlik açıklarının ne denli büyük boyutlara ulaştığını gözler önüne serdi.

Çin Merkezli Operasyonun Arkasındaki Kurumsal Yapı ve İz Kaybettirme Çabaları

Yürütülen siber güvenlik incelemeleri, ağın arkasındaki ana aktörlerin Çin merkezli geliştiriciler olduğunu ve operasyonun Hong Kong tescilli KeLing Technology Limited adlı bir şirketle organik bağlar taşıdığını kanıtladı. Şirkete ait web sitelerinin dışarıdan kabuk bir yapı olarak tasarlandığı, ancak kod tabanlarında ve yönetim panellerinde aynı imzalara rastlandığı ifade edildi. Medya kuruluşlarının ve güvenlik firmalarının soruları sonrasında, ilgili şirketin internet üzerindeki izlerini silmeye çalıştığı ve sosyal medya hesaplarındaki bağlantıları hızla kaldırdığı gözlemlendi.

Benzer şekilde, ağın son dönemde 'Veyra AI' adı verilen yeni bir yapay zeka modeline geçtiği ve servis sağlayıcı adreslerinde yine aynı şirket kalıntılarının yer aldığı belirlendi. Meta ve diğer teknoloji şirketleri, soruşturmanın derinleşmesinin ardından ilgili firmaya yönelik reklam yasakları uyguladıklarını ve binlerce reklam hesabını askıya aldıklarını açıkladı. Ancak şirket yetkililerinin takipsizlik ve sahte kimliklerle sistemi bypass etmeye devam etmesi, kurumsal denetimlerin yetersizliğini tartışmaya açtı.

Teknoloji Devlerinin Sorumluluğu ve Platform Güvenliği Tartışmaları

Yaşanan bu büyük çaplı skandal, Apple, Google ve Meta gibi teknoloji devlerinin içerik denetimi ve uygulama inceleme politikalarını yeniden masaya yatırdı. Apple sözcüleri, onay sürecinden sonra geliştiricilerin sunucu taraflı içerik değiştirme yani 'bait-and-switch' taktikleri kullandığını savunarak sorumluluğu kötü niyetli yazılımcılara yükledi. Benzer şekilde Google da mağaza kurallarını ihlal eden uygulamaları tespit ettikçe hızla kaldırdıklarını belirtti.

Buna karşın güvenlik uzmanları ve siber hak savunucuları, teknoloji devlerinin önleyici tedbirler almakta geç kaldığını ve mali kazanç sağlanan bu tür ağların ancak dışarıdan gelen baskı ve araştırmalarla fark edilebildiğini savunuyor. Uygulama mağazalarından geçen ödemeler üzerinden komisyon elde eden dev platformların, kullanıcı güvenliğini sağlamak adına çok daha sıkı biyometrik ve kod tabanlı denetim mekanizmaları devreye sokması bekleniyor.

Dijital Güvenlikte Yeni Dönem ve Olası Yasal Yaptırımlar

Gelişmelerin ardından dünya genelindeki veri koruma otoriteleri ve düzenleyici kurumlar, yapay zeka tabanlı içerik üreticileri üzerindeki denetimlerini artırmak için harekete geçti. Özellikle reşit olmayan kişilerin ve bireylerin haklarını ihlal eden deepfake teknolojilerinin yasal statüsü, parlamentolarda acil gündem maddeleri arasına girdi. Önümüzdeki süreçte yazılım geliştiricilerin kimlik doğrulama süreçlerinin sıkılaştırılması ve uygulama mağazalarına yüklenen kodların anlık olarak taranması yönünde yeni yasal zorunlulukların getirilmesi öngörülüyor.

Sektör temsilcileri, yapay zeka devriminin getirdiği kolaylıkların kötü niyetli ellerde kitlesel bir tehdit unsuru haline dönüşebileceğine dikkat çekiyor. Sadece teknik engellemelerin yetersiz kalacağı, uluslararası kolluk kuvvetleri ile teknoloji şirketlerinin ortak bir istihbarat ağı kurarak bu tür organize suç şebekelerini kökünden kurutması gerektiği vurgulanıyor. Aksi takdirde masum uygulamalar kisvesi altında faaliyet gösteren benzer siber ağların dijital ekosistemi tehdit etmeye devam edeceği ifade ediliyor.

Bu Haber Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?