Yerel 5 dk okuma

Bursa'da Sultan İkinci Abdülhamid döneminden kalan 120 yıllık tarihi çeşme bakımsızlıktan çöplüğe döndü

Bursa'da Sultan II. Abdülhamid döneminde 1906 yılında inşa edilen 120 yıllık tarihi çeşme, bakımsızlık ve çöp yığınları nedeniyle adeta çöplüğe döndü.

A
Editör
Ahmet Yılmaz
Yayınlanma Tarihi
Paylaş
Bursa'da bakımsızlıktan çöplüğe dönen 120 yıllık tarihi çeşme
Sultan II. Abdülhamid döneminden kalan 1906 yapımı tarihi çeşmenin bugünkü harabe hali yürek sızlatıyor.

Bursa'nın Yıldırım ilçesi Mollaarap Mahallesi Köşk Caddesi üzerinde bulunan ve Sultan II. Abdülhamid döneminin şehir düzenleme çalışmalarından izler taşıyan 120 yıllık tarihi çeşme, günümüzde terk edilmiş ve bakımsız bir görünüme büründü. Geçmişi 1906 yılına uzanan bu nadide Osmanlı mirası, etrafındaki yoğun kirlilik, çöpler ve ihmal edilmiş yapısıyla kentin tarihi dokusunun korunamayışına dair endişeleri yeniden alevlendirdi.

Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde inşa edilen ve kentin kültürel hafızasında önemli bir yer tutan bu yapı, uzun yıllar boyunca mahalle sakinlerinin su ihtiyacını karşılayan ve dönemin mimari estetiğini yansıtan bir abide olarak ayakta kalmaya çalıştı. Ancak son yıllarda yetkililerin ve çevredeki duyarsızlığın kurbanı olan tarihi eser, tinercilerin ve çöp atanların merkezine dönüşerek adeta kaderine terk edildi.

Osmanlı döneminin şehirleşme hamlesi olarak 1906 yılında inşa edildi

Tarihi çeşmenin kökenleri, 1906 yılında Hamidiye Caddesi'nin, yani bugünkü adıyla Cumhuriyet Caddesi'nin açılışı sırasında gerçekleştirilen kapsamlı şehir düzenlemelerine dayanmaktadır. Sultan II. Abdülhamid'in tahta çıkışının yirmi beşinci yıl dönümü vesilesiyle hayata geçirilen bu idari ve imar faaliyetleri, Bursa'nın çehresini değiştiren en önemli kentsel dönüşüm adımlarından biri olarak kayıtlara geçmiştir.

Dönemin Bursa Valisi Mahmut Mümtaz Reşit Paşa'nın öncülüğünde yürütülen bu çalışmalar sırasında, şehrin estetik ve kültürel kimliğini korumak amacıyla özel yapılar tasarlanmıştır. Bu kapsamda inşa edilen çeşmelerin mimari çizgisinde, Ulu Cami'nin güneybatısında yer alan tarihi Çinili Çeşme doğrudan referans alınmış ve Osmanlı taş işçiliğinin en zarif örneklerinden biri kente kazandırılmıştır.

Aradan geçen bir asrı aşkın süre zarfında bu yapı, sadece su akıtılan bir kamusal alan olmaktan çıkmış, aynı zamanda imparatorluğun son demlerindeki estetik anlayışın bugüne ulaşan somut tanıklarından biri haline gelmiştir. Fakat bugün aynı yapının çevresinde yaşanan manzara, geçmişteki bu ihtişamlı günlerle adeta tezat oluşturmakta ve kentin hafızasının nasıl erozyona uğradığını gözler önüne sermektedir.

Tarihi yapının etrafını saran derin çöp yığınları ve kötü koku

Bugün Mollaarap Mahallesi'nin dar sokaklarında yürürken karşınıza çıkan 120 yıllık çeşme, ne yazık ki koruma altında olan bir kültürel varlıktan ziyade, terk edilmiş metruk bir binayı andırmaktadır. Yapının taş blokları arasına sıkışmış plastik atıklar, evsel çöpler ve çeşitli ambalaj malzemeleri, sorumsuzluğun ve denetimsizliğin boyutlarını net bir şekilde gözler önüne sermektedir.

Çeşmenin çevresindeki kirlilik sadece fiziksel atıklarla sınırlı kalmamış, aynı zamanda yapının tabanında ve köşe noktalarında yoğun bir idrar kokusunun oluşmasına yol açmıştır. Mahalle sakinlerinin günlük yaşam alanlarının tam ortasında yer alan bu tarihi miras, gereken hijyenik ve idari korumadan mahrum bırakıldığı için çevresi açısından da bir rahatsızlık unsuru haline gelmiştir.

Kültür varlıklarını koruma kanunları ve yerel yönetimlerin sorumluluk sahasında yer alması gereken bu tür eserlerin, bu denli ücra ve sahipsiz bırakılması, kent estetiğine verilen değerin sorgulanmasına neden olmaktadır. Yapının özgün kitabeleri ve mimari detayları, üzerlerini kaplayan kir tabakası ve çevresindeki pislikler altında kaybolma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

“

Bursa'nın tarihi mirasını korumakla sorumlu olan yerel aktörlerin ve ilgili birimlerin, bu tür yapıların etrafındaki güvenlik ve temizlik açıklarını acilen kapatması, sadece geçmişe olan borcumuz değil, aynı zamanda gelecek nesillere karşı hukuki ve vicdani bir sorumluluktur.

Alıntıyı Paylaş

Yerel yönetimlerin ve ilgili koruma kurullarının sessizliği

Yıldırım ilçesindeki bu tarihi eserin içinde bulunduğu içler acısı durum, yerel idarelerin ve Anıtlar Kurulu gibi denetleyici mekanizmaların sahadaki etkinliğini bir kez daha tartışmaya açmaktadır. Mahalle sakinlerinin defalarca dile getirdiği şikayetlere rağmen, çeşmenin etrafındaki kirliliğin kalıcı olarak temizlenmemesi ve bölgeye herhangi bir koruma bariyerinin konulmaması dikkat çekmektedir.

Osmanlı mirası eserlerin envanter çıkarılarak restorasyon süreçlerine dahil edilmesi beklenirken, 1906 yapımı bu çeşmenin çöp konteyneri muamelesi görmesi, yerel bürokrasinin kültürel hafızaya yaklaşımındaki eksiklikleri açıkça deşifre etmektedir. Bugüne kadar herhangi bir tabela, koruma çiti veya bilgilendirme levhası dahi konulmamış olması, yapının tamamen gözden çıkarıldığı algısını güçlendirmektedir.

Uzmanlar ve tarih araştırmacıları, bu tür küçük ölçekli ama dönemsel karakteristiği yüksek eserlerin korunmasının, büyük anıt eserlerin korunması kadar elzem olduğunu vurgulamaktadır. Çünkü bu çeşmeler, sıradan birer yapı değil, imparatorluğun taşın üzerine kazıdığı günlük yaşam kültürünün en saf belgeleridir ve bu belgelerin bu şekilde yok olmasına göz yumulması tarihi bir kıyımdır.

Vatandaşların ve mahalle sakinlerinin haklı tepkileri

Mollaarap Mahallesi'nde yaşayan ve her gün bu çeşmenin önünden geçmek zorunda kalan vatandaşlar, yetkililerin bu duyarsızlığı karşısında büyük bir hayal kırıklığı yaşamaktadır. Bölge sakinleri, tarihi eserin tinercilerin ve madde bağımlılarının meskeni haline geldiğini, bu durumun akşam saatlerinde mahallede güvenlik sorunlarına da kapı araladığını belirtmektedir.

Çocuklarının ve ailelerinin güvenli sokaklarda yürüyemediğini ifade eden mahalleli, belediye ekiplerinin sadece seçim dönemlerinde hatırlandıkları bu tür tarihi yapılar için kalıcı bir bekçi veya temizlik rutini oluşturmasını talep etmektedir. 120 yıllık bir mirasın üzerinde yükselen bu duyarsızlık duvarı, sadece fiziksel bir kirlilik değil, aynı zamanda toplumsal aidiyet duygusunun da ne kadar zayıfladığının bir göstergesidir.

Tarihi çeşmenin onarılması, temizlenmesi ve etrafının cam bölmelerle veya koruyucu çitlerle çevrilmesi yönündeki talepler, yıllardır ilgili makamların masasında bekletilmektedir. Vatandaşlar, bu yapının tamamen yıkılmadan veya telafisi imkansız zararlar görmeden acil bir müdahaleye tabi tutulmasını ısrarla istemektedir.

Acil restorasyon çağrısı ve geleceğe yönelik beklentiler

Bursa'nın Osmanlı başkenti olma kimliğini onurlandıran her bir taş parçasının kıymeti bilinmesi gerekirken, Mollaarap'taki bu çeşmenin yaşadığı ihmal süreci, acil bir eylem planının devreye sokulmasını zorunlu kılmaktadır. İlk olarak yapının etrafındaki tüm evsel ve kimyasal atıkların özel temizlik ekipleri tarafından arındırılması, ardından da su tesisatının restore edilerek yeniden aktif hale getirilmesi gerekmektedir.

Önümüzdeki günlerde ilgili kültür varlıkları koruma bölge müdürlüğünün ve yerel belediyenin ortaklaşa bir çalışma başlatıp başlatmayacağı merakla beklenirken, sivil toplum kuruluşlarının da bu konunun üzerine gitmesi hayati önem taşımaktadır. Eğer bu yapı bugünden tez yok koruma altına alınmazsa, Bursa'nın tarihi silüetinden bir parça daha sessiz sedasız tarihe gömülecektir.

Bu Haber Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?