Dünya 3 dk okuma

Brezilya'da Bulunan Aratasaurus Kalıntılarında 115 Milyon Yıllık Kırmızı Kan Hücreleri Tespit Edildi

Brezilya'da bulunan 115 milyon yıllık Aratasaurus kemiklerinde fosilleşmiş kırmızı kan hücreleri ve heme molekülü izleri tespit edildi.

S
Editör
Selin Aras
Yayınlanma Tarihi
Paylaş
Aratasaurus dinozor fosili ve laboratuvar incelemesi
Brezilya'da bulunan Aratasaurus fosil kalıntıları üzerinde yürütülen laboratuvar incelemeleri.

Bilim dünyasında heyecan yaratan yeni bir paleontolojik keşfe imza atan araştırmacılar, Brezilya'da gün ışığına çıkarılan 115 milyon yıllık bir dinozor kemiğinde fosilleşmiş kırmızı kan hücreleri ve hem molekülü izleri bulduklarını açıkladı.

Curtin Üniversitesi öncülüğünde yürütülen ve Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan çalışma, dinozorların biyolojisi ve metabolizması hakkında bugüne kadar bilinenlerin ötesine geçebilecek veriler sundu.

Aratasaurus Kalıntılarında Yapılan İncelemelerin Detayları

Brezilya'nın kuzeydoğusunda 2008 yılında bir madende keşfedilen ve o tarihten bu yana Brezilya Ulusal Müzesi'nde muhafaza edilen Aratasaurus adlı etçil dinozora ait kalıntılar, uzun süredir bilim insanlarının odak noktasındaydı. Prof. Dr. Kliti Grice liderliğindeki araştırma ekibi, dinozorun arka bacak kemiklerini incelerken elektron mikroskobu altında kan damarlarının yer aldığı ince kanallarda kırmızı kan hücrelerini andıran küçük, yuvarlak yapılar fark etti.

Gerçekleştirilen kimyasal testler, bu yapıların sadece görünüş olarak değil, içerik olarak da kan hücrelerine işaret ettiğini doğruladı. Analizlerde, omurgalıların kanında oksijen taşınmasını sağlayan hemoglobinin temel organik bileşeni olan heme molekülünün varlığı saptandı. Ayrıca bağ dokularının temel proteini olan kollajene ait amino asit yapı taşlarının izlerine de ulaşıldı.

Fosilleşme Sürecini Mümkün Kılan Jeolojik Koşullar

Milyonlarca yıl boyunca biyolojik dokuların ve organik moleküllerin hızla parçalandığı bilindiğinden, bu tür yumuşak doku kalıntılarının günümüze ulaşması paleobiyoloji camiasında uzun süredir tartışma konusu olmaya devam ediyor. Araştırmacılar, bu istisnai durumun arkasındaki mekanizmanın mangan bazlı bir bileşik olan hausmannit olduğunu belirtiyor.

Hücrelerin içinde ve çevresinde oluşan bu mineral bileşiğin, fosilleşme sürecinden önce hücreleri stabilize ederek koruyucu bir kalkan görevi gördüğü tahmin ediliyor. Aynı kimyasal sürecin amino asitlerin de bozulmadan günümüze kalmasını sağladığı düşünülürken, bu bulgu derin zamanın organik materyalleri nasıl saklayabileceğine dair yeni teorilerin kapısını aralıyor.

Bilim Dünyasında Yaşanan Tartışmalar ve Uzman Görüşleri

Elde edilen bulgular paleontoloji dünyasında hem heyecan hem de temkinli bir şüphecilikle karşılandı. Kuzey Carolina Eyalet Üniversitesi'nden yumuşak doku çalışmalarıyla tanınan Prof. Mary Schweitzer, heme ve kollajen amino asitlerinin tespit edilmiş olmasını ikna edici bulurken, gözlenen yapıların kesinlikle kırmızı kan hücreleri olduğu konusunda çekinceleri olduğunu ifade etti.

Schweitzer, dinozor kırmızı kan hücrelerinde olması beklenen nükleer şişkinliğin bulunmadığını, incelenen yapıların konkav bir form sergilediğini dile getirdi. Buna karşın, klasik paleontoloji teorilerinin öngördüğü "tüm endojen organiklerin bir milyon yıldan kısa sürede yok olacağı" dogmasının, gelişen analitik teknolojiler sayesinde giderek daha fazla sorgulandığını vurguladı.

Müze Koleksiyonlarındaki Potansiyel ve Gelecekteki Araştırmalar

Prof. Kliti Grice ve ekibi, yapılan çalışmanın popüler kültürdeki Jurassic Park senaryolarına benzer şekilde dinozor DNA'sı elde edileceği anlamına gelmediğinin altını çiziyor. Araştırmacılar, temel amaçlarının devasa biyolojik molekülleri diriltmek değil, doğanın milyonlarca yıl boyunca ne kadarlık bir moleküler bilgiyi saklayabildiğini anlamak olduğunu belirtiyor.

Gelişen analitik yöntemlerin, dünyadaki müze koleksiyonlarında halihazırda sergilenen binlerce eski fosile yeni sorular sorma imkanı tanıdığı ifade ediliyor. Bu doğrultuda, önümüzdeki dönemde farklı coğrafyalardaki fosil koleksiyonlarının benzer kimyasal ve mikroskobik testlerden geçirilmesi bekleniyor.

Bu Haber Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?