Son Dakika 6 dk okuma

Dilovası faciası davasında şok tahliyeler aileleri ayağa kaldırdı

Dilovası'nda 7 işçinin yaşamını yitirdiği imalathane yangını davasında iki sanığın tahliye edilmesi ailelerin ve avukatların sert tepkisine yol açtı.

A
Editör
Anlık Nokta Editör
Yayınlanma Tarihi
Paylaş
Dilovası faciası davası duruşması sonrası ailelerin protestosu
Kandıra Cezaevi önünde toplanan hayatını kaybeden işçilerin yakınları tahliye kararına tepki gösterdi.

Kocaeli ilinin Dilovası ilçesinde bulunan Ravive Kozmetik'e ait imalathanede 8 Kasım 2025 tarihinde meydana gelen ve üçü çocuk olmak üzere toplam 7 işçinin yaşamını yitirdiği facianın davasında kritik bir eşik geride kaldı. Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Kandıra Cezaevi'nde görülen davanın beşinci duruşmasında, mahkeme heyeti iki sanık hakkında tahliye kararı verdi. Duruşma salonunda ve cezaevi kampüsü önünde büyük bir gerginliğe neden olan bu karar, adalet arayışındaki acılı ailelerin ve avukatların sert tepkisiyle karşılandı.

Savcılık makamının sanıkların mevcut tutukluluk hallerinin devamını talep etmesine rağmen mahkeme heyetinin aldığı tahliye kararı, dosyanın seyrini radikal bir şekilde değiştirdi. Toplum vicdanını yaralayan bu gelişme, iş cinayetlerinde cezasızlık algısının sorgulanmasına neden olurken, dosyadaki sorumluluk zincirinin ne kadar şeffaf işletildiği konusunu yeniden tartışmaya açtı. Üçü çocuk yedi masum insanın hayatını kaybettiği bir faciada, ana aktörlerin aralarındaki akrabalık bağları ve şirket içi hiyerarşi davanın en hassas noktalarını oluşturuyor.

Olayın ardından başlatılan adli soruşturma süreci, Türkiye'nin iş güvenliği ve denetim mekanizmalarındaki yapısal sorunları tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. İmalathanede kaçak ve denetimsiz şekilde çalıştırılan çocuk işçilerin durumu, sosyal devlet ilkelerinin sahadaki yansımasını sorgulatırken, facianın hemen ardından yaşanan delil karartma iddiaları davanın boyutunu bambaşka bir mecraya taşıdı. Yargılamanın beşinci duruşmasına gelindiğinde, geride kalan aylar boyunca toplanan deliller ve tanık beyanları, sorumluluğun sadece alt düzey çalışanlarda değil, şirketin tepe yönetiminde olduğunu net bir şekilde ortaya koydu.

Gebze 7 Ağır Ceza Mahkemesi duruşmasında çıkan tartışmalı kararlar

Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Kandıra Cezaevi kampüsünde gerçekleştirdiği beşinci celse, adeta nefeslerin tutulduğu bir hukuki hesaplaşmaya sahne oldu. Savcılık makamının mütalaasında sanıkların kaçma şüphesi ve delil karartma ihtimaline dikkat çekerek tutukluluk hallerinin devamını istemesi, maktul yakınlarında küçük de olsa bir adalet umudu yaratmıştı. Ancak mahkeme heyeti, sanıklardan Ali Osman Akat ve Abdurrahman Bayat hakkında tahliye kararı vererek salonda şok etkisi yarattı.

Mahkemenin bu kararı almasında savunma avukatlarının sunduğu yeni deliller ve tutukluluk süresi gibi hukuki gerekçeler etkili olurken, mağdur avukatları bu kararın hiçbir hukuki temeli olmadığını savundu. Özellikle davanın kilit ismi olarak gösterilen Ali Osman Akat'ın serbest kalması, duruşma salonunda bulunan ailelerin sinir krizi geçirmesine yol açtı. Heyetin diğer tutuklu sanıkların hallerinin devamına hükmetmesi ise tahliye kararının yarattığı öfkeyi dindirmeye yetmedi ve tepkileri daha da artırdı.

Duruşma salonundan yükselen sesler, dışarıda bekleyen yüzlerce vatandaş ve sendika temsilcisi tarafından da endişeyle karşılandı. Kararın okunmasının ardından cezaevi kampüsü önünde toplanan kalabalık, kararı protesto eden sloganlar atarak tepkilerini dile getirdi. Yargı sürecinin bu aşamasında gelen tahliyeler, adaletin tecelli edip etmeyeceği yönündeki kuşkuları derinleştirirken, sonraki duruşmaların daha da gerilimli geçeceğinin sinyallerini verdi.

  • Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen beşinci duruşmada Ali Osman Akat ve Abdurrahman Bayat tahliye edildi.
  • Cumhuriyet savcısı duruşmada tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamını talep etti.
  • Mahkeme heyeti şirket yöneticileri İsmail Oransal, Altay Ali Oransal ve Gökberk Güngör'ün tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Esas patron tartışmaları ve Ali Osman Akat'ın rolü

Davanın en çok tartışılan figürlerinin başında gelen Ali Osman Akat'ın tahliyesi, dosyadaki güç ilişkilerini ve şirket içi hiyerarşiyi yeniden gündemin merkezine yerleştirdi. Dosya avukatlarından Onur Fırat Kaynun'un duruşma sonrası yaptığı açıklamalar, Akat'ın imalathanedeki gerçek konumunu ve olay sırasındaki rolünü gözler önüne serdi. Kaynun'un aktardığına göre, kendisini şirketin 'balinası' olarak tarif eden ve esas patron olduğu açıkça bilinen Akat'ın serbest bırakılması, adalet duygusunu derinden sarstı.

Soruşturma aşamasında Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Akat'ı tutuklamaya sevk ettiği, ancak sulh ceza hakimliğinin ağır ceza dosyasında zaten tutuklu bulunduğu gerekçesiyle mükerrer işlem yapmaktan kaçındığı biliniyor. Bu hukuki engelin kalkmasının ardından kısa süre içinde gelen tahliye kararı, mağdur avukatları tarafından manidar bulundu. Akat'ın, yangının ardından diğer şirket sahibi kardeşleri kaçırdığı yönündeki iddialar da dosyadaki en somut suçlamalar arasında yer alıyor.

Şirket yöneticileri İsmail Oransal ve Altay Ali Oransal kardeşlerin dayısı olan Ali Osman Akat'ın bu akrabalık bağı, olayın örtbas edilmeye çalışıldığı iddialarını güçlendiriyor. Patlama sonrasında delillerin karartılması ve şüphelilerin kaçırılması süreçlerinde kilit rol oynadığı öne sürülen Akat'ın serbest kalması, davanın gerçeğe ulaşma çabasını sekteye uğratabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu tahliyenin diğer sanıkların savunma stratejilerini de doğrudan etkileyeceğini belirtiyor.

Acılı ailelerin cezaevi önündeki isyanı ve adalet çığlığı

Duruşmanın ardından Kandıra Cezaevi kampüsü önünde toplanan hayatını kaybeden işçilerin yakınları, gözyaşları ve öfke dolu sloganlarla karara isyan etti. "Kaza değil katliam, hesabı sorulacak" sloganlarıyla bölgeyi inleten aileler, çocuklarının ve yakınlarının katillerinin serbest bırakılmasına anlam veremediklerini dile getirdi. Ailelerin avukatları, müvekkillerine bu kararı nasıl anlatacaklarını bilemediklerini belirterek hukuk sistemindeki tıkanıklığa dikkat çekti.

Avukat Onur Fırat Kaynun, cezaevi önünde yaptığı basın açıklamasında, ailelerin her duruşmada kendilerine sorduğu "Biz buraya niye geliyoruz?" sorusuna artık yanıt veremediklerini ifade etti. Bu trajik durum, iş cinayetlerinde ailelerin yaşadığı psikolojik yıkımın ve adalet mekanizmasına olan güven kaybının somut bir yansıması olarak kayıtlara geçti. Kaynun, mahkeme salonlarından ne karar çıkarsa çıksın bu ailelerin sonuna kadar mücadele edeceğini ve davanın takipçisi kalacaklarını vurguladı.

Açıklamada söz alan maktul yakınları ve sendika temsilcileri de benzer duyguları paylaşarak davanın ardını bırakmayacaklarını yinelediler. Şengül Yılmaz'ın kardeşi Emine Bulut, DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar ve Esma Gikan'ın yakını Engin Aras yaptıkları konuşmalarda, sermayenin korunduğunu ve emekçilerin hayatının hiçe sayıldığını savundu. Bu toplumsal tepki, davanın sadece hukuki bir süreç olmadığını, aynı zamanda vicdani ve sosyal bir mutabakat arayışına dönüştüğünü gösterdi.

Kamu görevlilerinin sorumluluğu ve dosyadaki diğer sanıklar

Facia davasında sadece şirket yetkilileri değil, aynı zamanda olayın yaşanmasında ihmali bulunduğu öne sürülen kamu görevlileri de yargı masasında hesap veriyor. Dilovası Belediyesi eski Başkan Yardımcısı Necati Temiz, belediye eski zabıta müdürü Cengiz Taşdemir ve zabıta müdür vekili Nizamettin Balcı'nın dosyalarının ana dava ile birleştirilmesi, soruşturmanın kapsamını yerel yönetimlere kadar genişletti. Bu kamu görevlilerinin tutukluluk hallerinin devam etmesi, denetim mekanizmalarındaki ihmallerin de cezalandırılacağı yönündeki umutları canlı tutuyor.

Belediye yetkililerinin ruhsatsız ve denetim dışı faaliyet gösteren bu imalathaneye nasıl göz yumdukları, soruşturma dosyasının en karanlık noktalarından birini oluşturuyor. Denetim görevini kötüye kullanan veya ihmal eden kamu personellerinin yargılanması, idari sorumluluğun hukuk önünde sorgulanması açısından emsal niteliği taşıyor. Şirket yetkilileri İsmail Oransal, Altay Ali Oransal ve Gökberk Güngör'ün tutuklu yargılanması sürerken, ev hapsinde bulunan sanık Aleyna Oransal hakkındaki adli kontrol tedbirleri de devam ediyor.

Kamu görevlilerinin dosyaya dahil olmasıyla birlikte, facianın arka planındaki idari zafiyetler ve rüşvet iddiaları da titizlikle inceleniyor. Yargı makamlarının bu yönde atacağı adımlar, benzer faciaların önlenmesi adına kurumsal sorumluluğun sınırlarını çizecek. Sanık avukatları kamu görevlilerinin sorumluluğunu azaltmaya çalışırken, müdahil avukatlar ise belediye ile şirket arasındaki ilişkilerin tüm detaylarıyla açığa çıkarılmasını talep ediyor.

Önümüzdeki duruşma takvimi ve beklenen yeni gelişmeler

Dilovası faciası davasında beşinci celsenin geride kalmasıyla birlikte, gözler bir sonraki duruşma tarihine ve mahkeme heyetinin atacağı yeni adımlara çevrildi. Tahliye edilen sanıklar hakkında savcılığın yapacağı olası itirazlar ve üst mahkemenin bu itirazlara vereceği yanıt, davanın seyrini doğrudan etkileyecek kritik eşikler arasında yer alıyor. Hukukçular, tahliye kararının ardından dosyadaki delil durumunun yeniden gözden geçirileceğini ve yeni bilirkişi raporlarının mahkemeye sunulabileceğini belirtiyor.

Önümüzdeki günlerde tarafların sunacağı ek beyanlar ve tanık ifadeleri, davanın altı numaralı duruşmasında masaya yatırılacak ana konuları oluşturacak. Ailelerin ve avukatların kararlılıkla sürdürdüğü hukuk mücadelesi, toplumsal kamuoyunun baskısıyla birlikte yargılama sürecinin şeffaflıkla yürütülmesini zorunlu kılıyor. Türkiye'nin iş güvenliği tarihine kara bir leke olarak kazınan bu facianın hesabı, mahkeme salonlarında verilecek nihai kararla sorulmayı bekliyor.

Yargı erkinin vereceği sonraki kararlar, sadece bu dava için değil, Türkiye genelindeki binlerce denetimsiz imalathane ve iş yeri için de bağlayıcı bir emsal teşkil edecek. İş cinayetlerinde adaletin tecelli etmesi, benzer acıların bir daha yaşanmaması adına en büyük caydırıcı unsur olarak öne çıkıyor. Duruşma salonundan yükselen adalet çığlığı, önümüzdeki celselerde de salonun dışına taşarak tüm ülkenin vicdanını test etmeye devam edecek.

Bu Haber Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?