New York'ta görülen cinsel saldırı davasında, jürinin oy birliğiyle bir karara varamaması üzerine mahkeme hakimi davayı askıya alarak mistrial (davanın iptali) kararı verdi. 74 yaşındaki eski film yapımcısı Harvey Weinstein'ın, oyuncu Jessica Mann'e yönelik on yılı aşkın süre önce gerçekleştirdiği iddia edilen cinsel saldırı suçlamasıyla yargılandığı dava, jürinin tıkanmasıyla sonuçlandı.
Hukuki Süreçte Üçüncü Kez Tıkanıklık
Manhattan'da görülen ve bir ay süren duruşmaların ardından, çoğunluğu erkeklerden oluşan jüri, üç gün süren müzakerelerin sonunda oy birliğine varmanın mümkün olmadığını bildirdi. Hakim Curtis Farber, jürinin durumunun umutsuz bir şekilde kilitlendiğini belirterek süreci sonlandırdı. Weinstein, tekerlekli sandalye ile katıldığı duruşmada karara karşı tepkisiz kaldı. Manhattan Bölge Savcısı Alvin Bragg, savcılığın yeni bir yargılama yapılıp yapılmayacağına dair değerlendirme sürecinde olduğunu ve mağdur Jessica Mann ile istişare edileceğini açıkladı.
Savunma ve İddia Makamı Arasındaki Gerilim
Weinstein'ın avukatları, kararın ardından yaptıkları açıklamada, kamuoyundaki önyargıların jüri kararlarını etkilediğini savunarak, savcılığın aynı davayı tekrar etmek yerine kaynaklarını başka alanlara yönlendirmesi gerektiğini belirtti. İddia makamı ise cinsel şiddet suçlarıyla mücadelede mağdur odaklı bir yaklaşımı sürdüreceklerini vurguladı. Weinstein, daha önce 2020 yılında aldığı mahkumiyet kararının 2024 yılında temyiz mahkemesi tarafından bozulması ve ardından geçen yılki ikinci denemenin de jüri tıkanmasıyla sonuçlanmasının ardından, New York'ta üçüncü kez benzer bir hukuki süreçle karşı karşıya kalmıştı.
Uzman Analizi:Weinstein davasında yaşanan bu üçüncü hukuki tıkanıklık, yüksek profilli cinsel saldırı davalarında jüri sisteminin tarafsızlığını koruma konusundaki zorlukları bir kez daha gözler önüne seriyor. Davanın sürekli mistrial ile sonuçlanması, hem mağdur tarafın adalet arayışını uzatmakta hem de yargı sisteminin kamuoyu baskısı altındaki işleyişine dair tartışmaları derinleştirmektedir. Weinstein'ın California'daki mevcut mahkumiyeti nedeniyle cezaevinde kalmaya devam edecek olması, bu davanın sonucunun hukuki olmaktan ziyade sembolik bir boyuta evrildiğini göstermektedir.