Dünya 4 dk okuma

İngiltere'nin Çin Bağımlılığı Ulusal Güvenliği Tehdit Ediyor

İngiltere parlamentosu tarafından yapılan araştırma, ülkenin savunma ve yapay zeka için gerekli kritik minerallerde Çin'e tehlikeli düzeyde bağımlı olduğunu ortaya koydu.

S
Editör
Selin Aras
Yayınlanma Tarihi
Paylaş
Kritik mineraller ve endüstriyel tesisler
Küresel tedarik zincirinde kritik minerallerin işlenme süreçleri stratejik bir öneme sahip.

İngiltere parlamentosu tarafından yürütülen kapsamlı bir soruşturma, ülkenin savunma sistemleri, yapay zeka altyapısı ve yenilenebilir enerji teknolojileri için hayati önem taşıyan kritik hammaddelerde Çin'e karşı tehlikeli bir bağımlılık içinde olduğunu ortaya koydu.

İş Dünyası Seçici Komitesi tarafından yayımlanan son rapor, Pekin yönetiminin küresel nadir toprak elementleri ve işlenmiş yan ürünler üzerindeki mutlak hakimiyetinin, ada ülkesi için büyük bir stratejik zafiyet yarattığını gözler önüne serdi.

Küresel Tedarik Zincirinde Çin Hakimiyeti ve Kritik Mineraller

Çin, askeri jetlerden beyaz eşyalara kadar modern endüstrinin pek çok alanında kullanılan nadir toprak elementlerinin ve kritik minerallerin küresel arzını elinde tutuyor.

Söz konusu komitenin başkanı Liam Byrne, kritik minerallerin yeni ekonominin temel yapı taşı olduğunu vurgulayarak İngiltere'nin bu teknolojilere olan bağımlılığını acilen azaltması gerektiğini belirtti.

Pekin yönetiminin bu alandaki tekelini ilk kez silah olarak kullanmasının üzerinden 16 yıl geçmesine rağmen, Londra yönetiminin hala kırılgan bir konumda olduğu raporun en çarpıcı tespitleri arasında yer alıyor.

Komite üyeleri, soruşturma boyunca özellikle işleme aşamasındaki darboğazlara dikkat çekerken, Çin'in lityum ve nadir toprak elementleri dahil olmak üzere yedi temel mineral kategorisinde ezici bir üstünlüğe sahip olduğunu kaydetti.

Savunma ve Yapay Zeka Projelerinde Stratejik Riskler

İngiliz ordusunun askeri kabiliyetlerini yeniden inşa etme süreci ve yapay zeka yatırımları, tedarik zincirindeki bu kırılganlıklar nedeniyle doğrudan risk altında bulunuyor.

Askeri uçakların gövde ve kanatlarında sıcaklık ekstremitelerine dayanıklılık sağlayan nadir toprak elementlerine olan talebin önümüzdeki yıllarda katlanarak artması bekleniyor.

Önümüzdeki dönemde sadece lityum talebinin bile on katından fazla bir artış göstereceği öngörülürken, bu durum İngiltere'yi Çin ile yüksek riskli bir bağımlılık ilişkisine mahkum ediyor.

Çin'in geçmişte olduğu gibi nadir toprak elementleri tedarikini ani kararlarla durdurabilme kapasitesi, İngiliz ekonomisi ve milli güvenliği açısından sürekli bir tehdit unsuru oluşturuyor.

Avrupa'da daha önce yaşanan çip krizlerinin otomotiv endüstrisini durma noktasına getirdiği hatırlatılırken, benzer bir krizin hammadde tedarikinde yaşanabileceği uyarısı yapılıyor.

Uluslararası Politikaların Gölgesinde Kalan Tedarik Güvenliği

Küresel ölçekte ABD ve Avrupa Birliği ülkeleri de Çin'in hammadde ambargosu riskiyle karşı karşıya kalırken, İngiltere'nin alternatif kaynaklar bulma konusunda yeterli çaba göstermediği ifade ediliyor.

Uluslararası diplomatik temaslarda sağlanan geçici rahatlama adımlarının, İngiltere'yi doğrudan Washington-Pekin hattındaki ilişkilerin insafına bıraktığı belirtiliyor.

Komite raporunda, ülkenin kendi kaderini süper güçler arasındaki pazarlıklara bağlamaması gerektiği ve acilen bağımsız bir strateji izlemesi icap ettiği savunuluyor.

Mevcut tablonun aşılması için en gerçekçi çözümün G7 ortakları, Avrupa ülkeleri ve Hint-Pasifik bölgesiyle iş birliği yaparak talebi birleştirmek ve yeni tedarikçiler bulmak olduğu vurgulanıyor.

Hükümetin şeffaflıktan uzak bir politika izlediği ve parlamentonun stratejik projeler ile risk analizleri konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığı da eleştirilen konular arasında yer alıyor.

Parlamentonun On Noktalı Eylem Planı ve Önerileri

İş Dünyası Seçici Komitesi, hükümetin acilen harekete geçmesi için on maddelik kapsamlı bir eylem planı hazırlayarak kamuoyuyla paylaştı.

Plan kapsamında yurtiçindeki madencilik, işleme ve geri dönüşüm fırsatlarının maliyetleriyle birlikte tespit edilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Ayrıca işletmelerin Çin'den tedarik oranlarını azaltmalarını teşvik edecek stratejilerin oluşturulması ve madencilik yatırımlarının önündeki bürokratik engellerin kaldırılması talep ediliyor.

Mevcut durumda hükümetin bu testlerin hiçbirini tam anlamıyla karşılayabileceğinden emin olunmadığı, ülkenin yeni kurumsal ve finansal kaslara ihtiyaç duyduğu raporda açıkça yer alıyor.

Önerilen 'kritik mineraller finansman tesisi' modeliyle birlikte maden projelerine doğrudan hibe, öz sermaye ve borç desteği sağlanması hedefleniyor.

Kabinenin bu çağrılara nasıl karşılık vereceği ve önümüzdeki bütçe döneminde atılacak adımlar merakla bekleniyor.

Hükümetin Savunması ve Geleceğe Yönelik Hedefler

Parlamentonun sert eleştirilerine karşı hükümet sözcülüğünden yapılan açıklamalarda, kritik mineraller stratejisinin bulunmadığı iddiaları kesin bir dille reddedildi.

Yurtiçi üretim ve geri dönüşüm kapasitesini artırmak ile uluslararası ortaklıklar kurmak amacıyla ciddi finansal kaynakların tahsis edildiği bilgisi paylaşıldı.

Ayrıca 2035 yılına kadar talep edilen kritik minerallerin belirli bir yüzdesinin yerli üretimden ve geri dönüşümden karşılanmasının hedeflendiği vurgulandı.

Herhangi bir tek ülkeye olan bağımlılığın belirli oranların üzerine çıkmaması için net sınırlamalar getirildiği de hükümetin savunma argümanları arasında yer alıyor.

Bununla birlikte parlamenterlerin ve sektör uzmanlarının hükümetin bu hedefleri tutturup tutturamayacağı konusunda şüpheleri devam ediyor.

Önümüzdeki dönemde tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi ve ulusal güvenlik önceliklerinin harmonize edilmesi, İngiliz siyasetinin en sıcak gündem maddelerinden biri olmayı sürdürecek.

Bu Haber Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?