Dünya 9 dk okuma

Küba, Elektrik Kesintileri ve ABD Baskısıyla Çöküşün Eşiğinde

Küba, ABD'nin altı aylık petrol ablukası ve ağır yaptırımları altında, yaygın elektrik kesintileri ve artan toplumsal huzursuzlukla birlikte çöküşün eşiğine geldi. Eskiyen altyapı ve yakıt yetersizliği yaşamı felç ederken, halkın sabrı tükeniyor.

S
Editör
Selin Aras
Yayınlanma Tarihi
Paylaş
Küba'da elektrik kesintisi nedeniyle karanlığa gömülmüş bir sokakta toplanan insanlar
Küba'da elektrik kesintileri ve yakıt kıtlığı, halk arasında büyük bir hoşnutsuzluğa yol açıyor.

Küba'daki Derinleşen Krizin Temel Unsurları

  • Küba, son altı aydır süren ABD petrol ablukası nedeniyle ciddi yakıt ve yedek parça sıkıntısı yaşamakta, bu durum ülke genelinde yaygın elektrik kesintilerine yol açmaktadır.
  • Antika enerji altyapısı ve artan sıcaklıklar, halk arasında büyük bir hoşnutsuzluğa ve tencere-tava eylemleriyle kendini gösteren toplumsal huzursuzluğa neden olmaktadır.
  • ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'nun kaçırılması sonrası Küba'ya yönelik baskıları artırması, yaptırımlar ve Raúl Castro'ya yönelik cinayet suçlaması gibi adımlar, adadaki gerilimi tırmandırmaktadır.

Havana, Küba – Karayip adası Küba, son altı aydır Amerika Birleşik Devletleri tarafından uygulanan petrol ablukası ve ağır yaptırımlar altında, artan elektrik kesintileri ve derinleşen toplumsal huzursuzlukla birlikte çöküşün eşiğine geldi. 18 Temmuz 2026 Cumartesi günü itibarıyla, ülkenin eskiyen altyapısı ve yakıt yetersizliği, başkent Havana başta olmak üzere birçok şehirde yaşamı felç ederken, halkın sabrı tükenme noktasına ulaştı.

Gerilimin Detayları ve Artan Baskılar

Küba'nın ulusal elektrik şebekesi, geçtiğimiz Salı günü on gün içinde üçüncü kez tamamen çöktü. Bu durum, 9.5 milyon nüfuslu adanın 777 millik uzunluğu boyunca yayılan şehirlerde kolektif bir iniltiye neden oldu ve halk, ülkenin eskiyen elektrik sisteminin yakında tamamen kullanılamaz hale gelip gelmeyeceğini sorgulamaya başladı. Texas Üniversitesi'nden kıdemli enerji araştırmacısı Jorge Piñon, sistemin bel kemiğini oluşturan büyük enerji santrallerinin “eski, bozuk ve yorgun” olduğunu belirtiyor.

Yaz sıcaklıklarının 30'lu derecelerin ortasında seyretmesi ve yüzde 80'i bulan nem oranıyla birlikte sokaklardaki gerilim tırmanıyor. Ulusal çapta yaşanan kesintiler, zaten mevcut olan yerel elektrik kesintileriyle birleşerek halkın yaşamını daha da zorlaştırıyor. Bir zamanlar salsa sesleriyle dolan sokaklarda, şimdi tencere ve tavaların ritmik sesi yankılanıyor; bu “cacerolazos”lar, uykusuzluğun, bozulan yiyeceklerin ve umutların solmasının ortak acısını temsil ediyor. Havana'nın Vedado mahallesinde geçtiğimiz hafta bir vatandaş, “Bir saat, su pompasını çalıştırmaya veya telefonları şarj etmeye yetmiyor. Halk hükümetin hemen harekete geçmesini istiyor” diyerek tepkisini dile getirdi.

Enerji Bakanı Vicente de la O Levy, hükümetin elinde çok az seçenek olduğunu belirterek, “Daha önce de söyledik, tamamen yakıt yokluğu var. Termoelektrik ünitelerimiz için yedek parçalara erişimimiz de yok” açıklamasını yaptı. ABD'nin bu baskı kampanyası, 3 Ocak 2026'da Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'nun ABD ordusu tarafından kaçırılmasının ardından hız kazandı. Mart ayında Beyaz Saray'da gazetecilere konuşan Donald Trump, Küba'nın düşeceğini vaat ederek, “Onu özgürleştirsem de, alsam da, bence onunla istediğim her şeyi yapabilirim” ifadelerini kullanmıştı.

Washington, bu hedefe ulaşmak için yaptırımları kullanarak Küba'nın sanayilerini çökertmeye çalıştı. Otel işletmecileri, havayolları, madencilik ve nakliye şirketleri gibi adada iş yapan yabancı firmalar ülkeden ayrılmak zorunda kaldı. Kanada merkezli nikel madencisi Sherritt gibi bazı şirketler ise çıkarlarını eski Trump danışmanı Ray Washburne'e satarak adada kalma planları yaptı. Bir elektrikli araç ithalatçısı, “Kingston'da yedi, Çin'de ise 40 konteynerimiz var, ancak ne zaman veya gelip gelmeyecekleri hakkında hiçbir fikrimiz yok” diyerek yaptırımların tedarik zincirleri üzerindeki etkisini gözler önüne serdi.

Mayıs ayında Florida'daki bir mahkeme, 95 yaşındaki Raúl Castro'yu, 30 yıl önce Miami'den Havana'ya broşür atan küçük uçakların düşürülmesiyle ilgili cinayetle suçladı. Bu durum, Venezuela tarzı bir “çıkarma” operasyonunun olasılığını gündeme getirdi. ABD baskıyı artırmadan önce bile, Küba devleti pandemi sırasında hiperenflasyonun pençesine düşerek zayıflamıştı. Şimdi ise hizmetler aksıyor; Latin Amerika'nın en güvenli ülkelerinden biri olan Küba'da suç oranları artarken, sokak kavgaları, araç ve ev soygunları ile şiddet içeren gasp olayları yaygınlaşıyor. Bir zamanlar her yerde bulunan polisler ise artık zor bulunuyor ve mağdurlar, olay yerine varmalarının saatler sürdüğünden şikayet ediyor.

Ancak polis varlığını tamamen yitirmiş değil. Madrid merkezli Prisoners Defenders grubuna göre, siyasi tutuklu sayısı 1.306'ya yükseldi. Bu tutuklular arasında, Ciego de Ávila'da elektrik ve su kıtlığına karşı barışçıl bir gösteriye katıldıktan sonra gözaltına alınan Héctor Ochoa Vergara gibi isimler de bulunuyor. Küba'nın en ünlü siyasi tutuklusu, sanatçı Luis Manuel Otero Alcántara ise düzensiz davranıştan aldığı beş yıllık cezasını tamamladıktan sonra Cumartesi günü ABD'ye sürgüne gitmek üzere yola çıktı. Vizesi ayarlanırken bir hafta boyunca bilinmeyen bir yerde tutuluyor.

Küba hükümetinin birlik içinde görünme çabaları da zorlanıyor. ABD, aylardır siyasi ve ekonomik reformlar üzerine olası bir anlaşmaya yönelik görüşmelerini sızdırıyor. Bu müzakereler, Raúl Castro'nun torunu Raúl Guillermo Rodríguez Castro aracılığıyla yürütülüyor. Geçtiğimiz hafta 42 yaşındaki Rodríguez Castro, USA Today'e bir röportaj vererek muhabirleri dedesinin Havana'daki eski ofislerinden birine, ardından da lüks bir şehir restoranı olan Antojos'a davet etti. Röportajda Hermès spor ayakkabıları, Rolex saat ve Salvatore marka resmi belgeler taşıdığı belirtildi.

Küba-ABD İlişkilerinde Uzun Soluklu Gerilim

Küba ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ilişkiler, 1959 Küba Devrimi'nden bu yana derin bir gerilimle karakterize edilmiştir. ABD, Fidel Castro liderliğindeki komünist hükümeti devirmek amacıyla 1960'ların başından itibaren Küba'ya yönelik kapsamlı bir ekonomik ambargo uygulamaya başlamıştır. Bu ambargo, adanın uluslararası ticaretini, finansal erişimini ve temel ihtiyaç maddelerine ulaşımını ciddi şekilde kısıtlamıştır. Soğuk Savaş döneminde zirveye ulaşan bu gerilim, Küba Füze Krizi gibi olaylarla küresel çapta büyük bir endişe kaynağı olmuştur. Sonraki yıllarda zaman zaman yumuşama dönemleri yaşansa da, özellikle Donald Trump yönetimi altında ambargo ve yaptırımlar yeniden sertleşmiş, Küba ekonomisi üzerindeki baskı artırılmıştır. Bu uzun soluklu çatışma, Küba'nın ekonomik ve sosyal yapısını derinden etkilemiş, altyapı yetersizlikleri ve kaynak sıkıntılarını kronik hale getirmiştir.

Küba'daki Krizin Toplumsal ve Ekonomik Yansımaları

Küba'da yaşanan mevcut kriz, ülkenin toplumsal ve ekonomik dokusunda çok boyutlu etkiler yaratmaktadır. Uzun süreli elektrik kesintileri ve yakıt kıtlığı, günlük yaşamı felç ederek halkın yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürmektedir. Gıda bozulmaları, su pompalarının çalışmaması ve iletişim sorunları gibi temel ihtiyaçların karşılanamaması, geniş çaplı bir hoşnutsuzluğa ve protestolara yol açmaktadır. Ekonomik açıdan, ABD yaptırımları ve ambargo, Küba'nın dış ticaretini ve yatırımlarını kısıtlayarak hiperenflasyonu tetiklemiş, bu da halkın alım gücünü eritmiştir. Turizm, madencilik ve nakliye gibi kilit sektörlerdeki yabancı şirketlerin çekilmesi, istihdam kaybına ve ekonomik durgunluğa neden olmaktadır. Toplumsal düzeyde ise, bir zamanlar Latin Amerika'nın en güvenli ülkelerinden biri olan Küba'da suç oranlarının artması, güvenlik algısını zayıflatmakta ve halkın devlete olan güvenini sarsmaktadır. Bu durum, hükümetin meşruiyetini sorgulatan ve siyasi istikrarsızlık riskini artıran önemli bir faktördür.

Anlık Nokta Editoryal Değerlendirmesi:

Küba'daki mevcut durum, ABD'nin uzun süreli ambargosunun ve artan baskılarının bir sonucu olarak ülkeyi kritik bir eşiğe getirmiştir. Enerji altyapısındaki kronik sorunlar ve yakıt kıtlığı, toplumsal huzursuzluğu körüklerken, bu insani krizin bölgesel ve uluslararası yansımaları dikkatle izlenmelidir. Diplomatik çözüm yolları aranmadığı takdirde, Küba'nın içinde bulunduğu bu zorlu süreç, daha büyük istikrarsızlıklara yol açma potansiyeli taşımaktadır.

Küba'daki elektrik kesintilerinin temel nedenleri, ABD'nin uyguladığı altı aylık petrol ablukası nedeniyle yaşanan yakıt kıtlığı, ülkenin eskiyen ve bakımsız enerji santralleri ile termoelektrik üniteleri için yedek parça temininde yaşanan zorluklardır.

ABD ambargosu, Küba'nın uluslararası ticaretini ve finansal erişimini kısıtlayarak ekonomisini derinden etkilemektedir. Yakıt, yedek parça ve temel ihtiyaç maddelerinin temininde zorluklara yol açmakta, yabancı şirketlerin adadan çekilmesine neden olmakta ve ülkenin sanayilerini zayıflatmaktadır.

Raúl Castro hakkında cinayet suçlaması, Mayıs 2026'da Florida'daki bir mahkeme tarafından yapılmıştır. Bu suçlama, 30 yıl önce Miami'den Havana'ya broşür atan küçük uçakların düşürülmesi olayıyla ilgilidir ve Venezuela'daki gibi bir “çıkarma” operasyonunun olasılığını gündeme getirmektedir.

Küba hükümeti, Enerji Bakanı Vicente de la O Levy aracılığıyla, enerji krizinin temel nedeninin yakıt yokluğu ve termoelektrik üniteleri için yedek parça teminindeki sıkıntılar olduğunu belirtmektedir. Hükümet, bu durum karşısında elinde çok az seçenek olduğunu ifade etmektedir.

Madrid merkezli Prisoners Defenders grubuna göre, Küba'daki siyasi tutuklu sayısı 1.306'ya yükselmiştir. Ülkenin en ünlü siyasi tutuklusu sanatçı Luis Manuel Otero Alcántara ise düzensiz davranıştan aldığı beş yıllık cezasını tamamladıktan sonra 18 Temmuz 2026 Cumartesi günü ABD'ye sürgüne gitmek üzere yola çıkmış, vizesi ayarlanırken bir hafta boyunca bilinmeyen bir yerde tutulmaktadır.

Bu Haber Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?