Dünya

ABD-Küba Hattında Yeni Gerilim: Rubio'nun 'Tehdit' İddiasına Havana'dan 'Yalan' Karşılığı

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Küba'yı 'ulusal güvenlik tehdidi' olarak nitelerken, Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez bu iddiaları 'yalan' olarak reddetti. Gerilim, eski Küba Devlet Başkanı Raúl Castro'ya yönelik cinayet suçlamalarının ardından tırmandı.

ABD ve Küba bayrakları önünde gergin bir atmosferde konuşan diplomatlar

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, eski Küba Devlet Başkanı Raúl Castro'ya yönelik cinayet suçlamalarının ardından Perşembe günü yaptığı açıklamada, Küba'yı ABD için 'ulusal güvenlik tehdidi' olarak tanımlarken, barışçıl bir anlaşma olasılığının 'yüksek olmadığını' belirtti. Bu sert açıklamalara Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez, Havana'dan 'yalan' suçlamasıyla yanıt vererek, adanın ABD için hiçbir zaman tehdit oluşturmadığını savundu.

Rubio, Washington'ın tercihinin 'diplomatik bir çözüm' olduğunu ifade ederken, Başkan Donald Trump'ın ülkesini her türlü tehdide karşı koruma hakkı ve yükümlülüğü bulunduğunu vurguladı. Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez ise Rubio'yu 'yalan söylemekle' itham ederek, adanın ABD için hiçbir zaman tehdit oluşturmadığını belirtti.

Bu açıklamalar, ABD'nin bir gün önce eski Küba Devlet Başkanı Raúl Castro'yu, 1996'da iki uçağın düşürülmesi sonucu ABD vatandaşlarının öldürülmesiyle ilgili olarak cinayetle suçlamasının ardından geldi.

Perşembe günü gazetecilere konuşan Rubio, diplomasi 'Küba ile tercihimiz olmaya devam ediyor' dese de, 'Size dürüst oluyorum, şu anda muhatap olduğumuz kişiler göz önüne alındığında bunun gerçekleşme olasılığı yüksek değil' diye ekledi. Ayrıca Küba'yı 'tüm bölgedeki önde gelen terör destekçilerinden biri' olmakla suçladı. Rodríguez ise X platformundaki bir gönderisinde bu iddiayı şiddetle reddetti.

Küba Dışişleri Bakanı, Rubio'yu 'askeri bir saldırıyı kışkırtmaya çalışmakla' eleştirirken, ABD hükümetini ülkesine 'acımasızca ve sistematik olarak' saldırmakla suçladı. Küba, etkili bir ABD petrol ablukasıyla şiddetlenen bir yakıt kriziyle boğuşurken, Trump yönetiminin bir anlaşma yapması yönündeki baskısı altında bulunuyor. Ülke vatandaşları son birkaç aydır uzun süreli elektrik kesintileri ve gıda kıtlığı yaşıyor. Rubio, ülkenin ABD'nin 100 milyon dolarlık (74,4 milyon sterlin) insani yardım teklifini kabul ettiğini söyledi.

Başkan Trump, Küba üzerinde defalarca baskı kurmaya çalışmış ve komünist rejimini devirmeyi açıkça tartışmıştı. Eski Küba Devlet Başkanı'na Çarşamba günü yöneltilen suçlama, bazı çevrelerce Trump'ın Ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu ele geçirmesini anımsattığı şeklinde yorumlandı.

Gazetecilerin, hükümetinin Castro'yu suçlamalarla yüzleşmek üzere ABD'ye nasıl getireceği sorusuna Rubio, 'Onu buraya nasıl getireceğimizden bahsetmeyeceğim, eğer onu buraya getirmeye çalışsaydık, planlarımızı medyaya neden söyleyeyim ki?' yanıtını verdi. Çarşamba günü Miami'de suçlamaları açıklayan Vekil Başsavcı Todd Blanche ise ABD'nin 'kendi isteğiyle veya başka bir yolla buraya geleceğini beklediğini' belirtti.

Oval Ofis'te gazetecilere konuşan Trump, Küba'nın 'başarısız bir ülke' olduğunu ve yönetiminin onlara 'insani temelde' yardım etmeye çalıştığını söyledi. Küba-Amerikalıların 'ülkelerine geri dönmek' ve Küba'nın başarılı olmasına yardım etmek istediklerini belirten Trump, 'Diğer başkanlar 50, 60 yıldır bu konuya bakıyorlar ve bunu yapan ben olacağım gibi görünüyor, bu yüzden bunu yapmaktan mutlu olurum' dedi.

Uzman Analizi:

Eski Küba lideri Raúl Castro'ya yönelik cinayet suçlaması ve ABD Dışişleri Bakanı Rubio'nun sert açıklamaları, Washington ile Havana arasındaki gerilimi yeni bir boyuta taşımıştır. Bu durum, Trump yönetiminin Küba üzerindeki baskısını artırma stratejisinin bir parçası olarak görülmekte olup, insani krizle boğuşan ada ülkesi için siyasi ve ekonomik sonuçları derinleştirebilir. Diplomatik çözüm olasılığının düşük olduğunun belirtilmesi, iki ülke arasındaki ilişkilerin yakın gelecekte daha da karmaşık bir hal alabileceğine işaret etmektedir.

Bu Haber Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?