ABD enflasyon verilerinin beklentileri aşması ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştirdiği zirve, emtia piyasalarında haftanın belirleyici unsurları oldu. ABD yönetiminin İran'ın sunduğu ateşkes teklifini reddetmesi ve Orta Doğu'daki gerilimin sürmesi, petrol ve doğal gaz akışına ilişkin endişeleri artırdı. Bu gelişmeler, özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan taşımacılığa yönelik risk algısını yükseltti.
ABD Enflasyon Verileri ve Para Politikası Beklentileri
ABD'de nisan ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yıllık bazda yüzde 3,8 artarak Mayıs 2023'ten bu yana en güçlü yükselişini kaydetti. Enerji fiyatlarındaki artış TÜFE'deki yükselişin yüzde 40'ından fazlasını oluştururken, gıda fiyatlarındaki baskı da güçlendi. Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ise nisan ayında aylık yüzde 1,4, yıllık ise yüzde 6 artışla son dönemlerin en yüksek seviyelerine ulaştı. Bu veriler, ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığına Kevin Warsh'ın onaylanmasıyla birlikte para politikasına ilişkin belirsizlikleri artırdı. Analistler, yüksek enflasyonun faiz indirim beklentilerini öteleyebileceğini ve bu durumun altın gibi faiz getirisi olmayan varlıkların cazibesini azaltabileceğini belirtti.
ABD-Çin Zirvesi ve Jeopolitik Etkiler
Donald Trump'ın üst düzey iş insanlarından oluşan bir heyetle Pekin'e yaptığı ziyaret ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştirdiği zirve, emtia piyasalarında enerji ve tarım fiyatlamaları üzerinde etkili oldu. Beyaz Saray'ın zirve bildirisinde, iki tarafın Hürmüz Boğazı'nın enerji akışını destekleyecek şekilde açık kalması gerektiği konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Bu açıklama petrol ve doğal gaz fiyatlarında kısa süreli geri çekilmeye neden olsa da, somut bir mekanizma öngörülmemesi ve ABD-İran müzakerelerindeki tıkanıklığın sürmesi, Brent petrol üzerindeki jeopolitik risk priminin korunmasına yol açtı. Trump'ın, Çin'in soya fasulyesi, enerji ve uçak alımını artırmayı kabul ettiğini belirtmesi de piyasalarda yakından izlendi.
Değerli ve Baz Metallerdeki Dalgalanmalar
Değerli metaller, ABD enflasyon verileri sonrası Fed'in para politikasına ilişkin beklentilerin yeniden şekillenmesiyle haftayı düşüşle tamamladı. Gümüşün ons fiyatı, hem değerli hem de sanayi metali özelliği nedeniyle satış baskısından en fazla etkilenen ürün oldu. Dolar endeksindeki güçlenme ve sanayi talebine yönelik zayıflama beklentileri, gümüşü baskıladı. İsviçre bankası UBS'in gümüş piyasasında daha küçük açık beklentisine işaret etmesi de fiyatlar üzerinde ek baskı oluşturdu. Bu gelişmelerle birlikte gümüşte yüzde 5,5, paladyumda yüzde 5,2, altında ve platinde yüzde 3,8 değer kaybı yaşandı.
Baz metallerde ise jeopolitik arz riskleri ve Çin talebine ilişkin beklentilerle karışık bir seyir izlendi. Hürmüz Boğazı'na ilişkin belirsizlikler ve bölgedeki lojistik akışlara yönelik riskler fiyatları desteklerken, ABD enflasyon verilerinin Fed'in faiz indirim beklentilerini zayıflatması sanayi metalleri üzerinde baskı oluşturdu. Alüminyumda Körfez Bölgesi'ndeki üretim kapasitesine yönelik riskler ve Hürmüz kaynaklı lojistik riskler fiyatları destekledi. Bakır fiyatları, Hürmüz kaynaklı sülfürik asit ve sülfür arz darlığına ilişkin endişelerle destek bulsa da ABD enflasyon verileri sonrası kazançlarını sınırladı. Hafta boyunca çinkoda yüzde 2,6, alüminyumda yüzde 1,9, kurşunda yüzde 0,3 ve bakırda yüzde 0,1 artış yaşanırken, nikelde yüzde 1,9 gerileme kaydedildi.
Enerji Emtialarındaki Gelişmeler
Enerji emtialarındaki fiyatlamalarda Hürmüz Boğazı'na ilişkin belirsizlikler, ABD-İran ateşkes sürecindeki tıkanma ve küresel arz endişeleri etkili oldu. Hafta içinde ABD-İran ateşkes sürecine yönelik haber akışı petrol piyasalarında jeopolitik risk primini artırdı. ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın son karşı önerisini kabul edilemez bulduğuna ilişkin açıklamaları ve ateşkes sürecinin kırılgan seyrini koruması, arz kesintilerinin sürebileceği endişelerini destekledi. Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) küresel petrol arzına ilişkin uyarıları da fiyatlar üzerinde etkili oldu.
Uzman Analizi:Emtia piyasalarındaki bu hafta yaşanan hareketlilik, makroekonomik verilerin ve jeopolitik gelişmelerin birbirini nasıl etkilediğini net bir şekilde ortaya koymuştur. Yüksek enflasyon verileri, merkez bankalarının para politikalarına yönelik beklentileri değiştirerek finansal varlıklar üzerinde baskı oluştururken, bölgesel gerilimler enerji ve temel metaller üzerindeki arz risklerini gündemde tutmaya devam etmektedir. ABD ve Çin arasındaki diplomatik temasların somut sonuçlara dönüşüp dönüşmeyeceği, önümüzdeki dönemde piyasaların yönünü belirlemede kritik bir faktör olacaktır.