Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde 15 yıl süren bilimsel çalışmaların ürünü olan ANT Systems'in geliştirdiği biyobozunur nano malzeme NANOTERN'in seri üretim tesisi, 17 Mayıs 2026 tarihinde İstanbul'da faaliyete geçti. Yıllık 3 bin ton kapasiteli bu tesis, tarımda su verimliliğini artırarak su kıtlığı ve iklim kriziyle mücadelede önemli bir adım atarken, Türkiye'yi nanoteknoloji üretiminde küresel ölçekte öne çıkaran birkaç ülkeden biri konumuna getiriyor.
ANT Systems'in amiral ürünü NANOTERN, toprağın suyu daha uzun süre tutmasını ve bitkinin ihtiyaç duyduğu anda kontrollü şekilde geri vermesini sağlayan yenilikçi bir nano malzeme olarak öne çıkıyor. Kendi ağırlığının 1800 katına kadar su tutabilen bu teknoloji, tarımda sulama suyu tüketimini yüzde 50'ye kadar azaltırken, tarımsal verimliliği yüzde 25'e kadar artırma potansiyeli taşıyor. Ayrıca gübre ve diğer tarımsal girdilerin etkinliğini yükselterek üretim maliyetlerini düşürmeye katkı sağlıyor.
NANOTERN teknolojisi, Türkiye'nin yanı sıra ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika'da aktif olarak kullanılıyor. Teknolojinin patent portföyünün küresel hakları Türkiye'de bulunuyor.
Yüksek Teknoloji ve Sürdürülebilirlik Vurgusu
Açılış töreninde konuşan Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Başkanı Ahmet Antalyalı, girişimin Türkiye'nin yüksek teknoloji üretme hedefinin tarım alanındaki somut örneklerinden biri olduğunu belirtti. Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici ise söz konusu girişimlerin arkasında güçlü bir vizyon ve uzun yıllara dayanan yoğun bir emeğin bulunduğunu, Sakıp Sabancı'nın desteğinin ve üniversitenin bu anlayışla kurulmasının sürece önemli katkı sağladığını kaydetti. Leblebici, dünyanın farklı kriz dönemlerinden geçmesine rağmen teknoloji üzerindeki çalışmalarını sürdürdüklerini de aktardı.
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve CEO'su Can Yurdakul, toprağın yalnızca savaşla değil, su kıtlığı, verimsizlik ve yanlış üretim modelleri nedeniyle de kaybedilebileceğine işaret etti. Yurdakul, 'Artık dünyanın en büyük meselelerinden biri enerji, su ve tarım. Tarım sektörü, dünya tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70'ini kullanıyor. Bu nedenle geleceğin en kritik sorularından biri, mevcut kaynaklarla nasıl daha sürdürülebilir üretim yapılacağı. ANT Systems'in hikayesi de tam olarak bu sorudan doğdu.' dedi. Teknolojinin dünyada büyük ölçüde AR-GE aşamasında olduğunu belirten Yurdakul, Türkiye'nin sahada doğrulanmış endüstriyel ölçekte üreten birkaç ülkeden biri olduğunu vurguladı. Hedeflerinin, ANT Systems'i Türkiye'den çıkan bir teknoloji şirketi olmanın ötesine taşıyarak küresel ölçekte standart belirleyen bir yapıya dönüştürmek olduğunu sözlerine ekledi.
Tarımda Gençleşme ve Su Yönetimi
TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, tarım sektöründe çalışanların yaş ortalamasının yükseldiğine dikkat çekerek, gençlerin bu alana ilgisini artırmak için tarımda teknoloji kullanımının kritik olduğunu ifade etti. Kirişci, nanoteknoloji dahil her düzeyde teknolojik entegrasyonun sektörü gençler için daha cazip hâle getireceğine işaret etti. Ayrıca, Türkiye'nin su zengini bir ülke olmadığını ve su stresi altında olduğundan, suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmanın gerekliliğini vurguladı.
Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı ve ANT Systems Yatırımcısı Güler Sabancı, dünyada ve Türkiye'de iklim kriziyle birlikte su stresinin giderek daha görünür hâle geldiğini, bu gerçek karşısında geleceğe duyulacak tek güvenin teknoloji ve bilime dayalı araştırmalar olduğunu belirtti. Sabancı, laboratuvar aşamasının ötesine geçilerek ilk üretim tesisinin hayata geçmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, iklim kriziyle mücadelede bu tür girişimlerin belirleyici olacağını vurguladı.
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO'su Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu ise sürdürülebilirlik kavramının yaklaşık 15 yıl önce öne çıkmaya başladığını hatırlattı. Hızlanan nüfus artışının kaynak tüketimini yükselterek küresel ısınmayı tetiklediğini ve bunun da su kıtlığına yol açtığını söyledi. Menceloğlu, 'Tarımda aslında hem su krizi hem ilaç krizi, özellikle pestisit problemi hem de hasat sonrası depolama pro' şeklinde konuştu.
Uzman Analizi:Bu gelişme, Türkiye'nin tarım sektöründe teknoloji odaklı dönüşüm potansiyelini ve küresel sürdürülebilirlik hedeflerine katkısını gözler önüne sermektedir. NANOTERN gibi yenilikçi çözümler, su kıtlığı ve iklim krizi gibi kritik sorunlara karşı somut bir yanıt sunarak, tarımsal üretimin geleceğini daha verimli ve çevre dostu bir yöne taşıma potansiyeli taşımaktadır. Aynı zamanda, gençlerin tarım sektörüne ilgisini artırma ve Türkiye'yi ileri teknoloji üretiminde bölgesel bir lider yapma vizyonunu desteklemektedir.