Gündem 4 dk okuma

Bakan Şimşek İstanbul Kongre Merkezi'nde Orta Doğu Ekonomisini Değerlendirdi

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TRT World Forumu'nda yaptığı konuşmada Orta Doğu'daki savaşın bölgeyi temelden değiştireceğini ve ülkeleri yerli kabiliyetler ile güçlü iş birliklerine yönelteceğini belirtti.

A
Editör
Ahmet Yılmaz
Yayınlanma Tarihi
Paylaş
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek TRT World Forum'da konuşma yapıyor
Bakan Mehmet Şimşek, İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen forumda ekonomik değerlendirmelerde bulundu.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen TRT World Forumu kapsamında gerçekleştirilen son oturumda küresel ekonomiyi ve savaşların etkilerini masaya yatırdı. Etkinliğin ana gündem maddesini oluşturan bölgesel krizler ve ulusal ekonomiler üzerine yapılan değerlendirmeler, uluslararası arenada geniş yankı uyandırdı. İstanbul'da bir araya gelen dünyanın önde gelen isimleri, kuralların geçerliliğini yitirdiği bir dünyada liderlik ve merkezsizleşme konularını tartıştı.

Bakan Şimşek, oturumda yaptığı konuşmada çatışmaların kısa vadede yarattığı enerji arzı şoklarına dikkat çekerek küresel ekonominin bu denli ağır bir yüke dayanmakta zorlandığını ifade etti. Savaşın özellikle cephe hattındaki ülkelerin dış ticaret hacimlerini doğrudan vurduğunu belirten Şimşek, küresel büyüme oranlarındaki yavaşlamanın ve finansal koşullardaki sıkılaşmanın getirdiği riskleri detaylıca aktardı.

Trt World Forum Kapsamında Yapılan Stratejik Değerlendirmeler

2017 yılından bu yana geleneksel olarak düzenlenen forumun bu yılki teması olan merkezsiz dünya ve kuralların geçersiz kalması olgusu, jeopolitik risklerin ekonomik verilere yansımasını net bir şekilde gözler önüne serdi. Bakan Şimşek, ekonomik toparlanmanın ancak ve ancak kalıcı barışın tesisiyle mümkün olabileceğini, aksi senaryoda belirsizliklerin katlanarak artacağını dile getirdi. KİK ülkelerinin sahip oldukları güçlü mali kaynaklar sayesinde bir hareket alanına sahip olduğunu vurgulayan Şimşek, İran cephesindeki belirsizliklerin ise bölgesel piyasaları baskılamaya devam ettiğini kaydetti.

Sürecin geçmişindeki dönüm noktaları incelendiğinde, enerji güvenliğinin ve tedarik zincirlerinin ne denli kırılgan olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Geçmişteki benzer kriz dönemlerinde olduğu gibi mevcut konjonktür de ülkeleri kendi iç dinamiklerini gözden geçirmeye zorluyor. Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktalarına olan aşırı bağımlılığın azaltılması, önümüzdeki dönemin en temel ekonomik stratejileri arasında yer alıyor.

Bölgesel ekonomik entegrasyonun güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Şimşek, altyapı yatırımlarının ve enerji güvenliği ekseninde şekillenecek yeni ticaret yollarının hayati önem taşıdığını belirtti. Nitekim ticaretin çeşitlendirilmesi ve alternatif güzergahların oluşturulması, ülkelerin krizlere karşı bağışıklık kazanmasında kilit rol oynamaktadır.

“

Savaşın bölgeyi temelden değiştireceğini düşünüyorum. Bölge artık eskisi gibi olmayacak. Ülkeler öncelikle kendi yerli ve milli kabiliyetlerine yatırım yapmak zorunda kalacaklar.

Alıntıyı Paylaş

Küresel Ticaret Dinamikleri ve Yeni Serbest Ticaret Anlaşmaları

Türkiye'nin uluslararası ticaretteki duruşunu net bir şekilde özetleyen Bakan Şimşek, artan küresel korumacılık eğilimlerine rağmen kurallara dayalı ticarete olan inancın sürdüğünü belirtti. Gümrük Birliği üyeleri dahil olmak üzere toplam 54 serbest ticaret anlaşmasının bulunduğunu hatırlatan Şimşek, bu anlaşmaların ihracatın yaklaşık yüzde 70'lik kısmını kapsadığını ifade etti. Japonya, Endonezya, KİK ülkeleri ve Kanada gibi ekonomik devlerle yürütülen yeni nesil anlaşma görüşmelerinin aralıksız devam ettiği bilgisi paylaşıldı.

Mevcut ekonomik koşulların tüm dünyayı daha korumacı politikalara ittiği gerçeğine rağmen Türkiye'nin serbest piyasa ilkelerinden sapmadığı vurgulandı. Bölgesel ticaretin düşük seviyelerde seyrettiği Orta Doğu ve Kuzey Afrika coğrafyasında, ekonomik çeşitlendirmenin uzun vadeli kazanımlar sağlayacağı öngörülüyor. Savaşın getirdiği zorunluluklar, ülkeleri rekabet ortamından uzaklaştırıp daha güçlü iş birliği mekanizmaları kurmaya sevk ediyor.

Bu bağlamda Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanan Mekke Anlaşması, Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye üçlüsünün savunma sanayi ve güvenliğinde atacağı adımlar için somut bir model teşkil ediyor. Savunma alanındaki bu tür ortaklıkların, gelecekteki ekonomik entegrasyonun da katalizörü olması bekleniyor.

Bölgesel Bağlantısallık Projeleri ve Savunma Sanayisinin Yükselişi

Türkiye'nin hayata geçirdiği mega projelerin bölgesel istikrara katkısı, uluslararası uzmanlar tarafından da yakından takip ediliyor. Pekin'den Londra'ya uzanan Orta Koridor'un vazgeçilmez bir bileşeni olan Türkiye, Basra Körfezi'ni ülkesi üzerinden Avrupa ve Çin'e bağlayacak Kalkınma Yolu Projesi için de diplomatik ve ekonomik girişimlerini hızlandırdı. Tarihi demir yolu hatlarının canlandırılması ve enerji hatlarının entegrasyonu, masadaki en sıcak başlıklar arasında bulunuyor.

Diğer yandan Türkiye'nin savunma sanayisinde kaydettiği teknolojik ve endüstriyel yetkinlikler, ülkenin caydırıcı gücünü artırırken ekonomik katma değer de üretiyor. Sektörde faaliyet gösteren yaklaşık 4 bin şirket ve milyar dolar sınırını aşan projeler, ülkenin sanayi altyapısının gücünü kanıtlıyor. Yaklaşık 18 milyar dolarlık yeni sipariş hacmi, Türk mühendisliğinin küresel pazardaki ağırlığını açıkça ortaya koymaktadır.

Yakın coğrafyada süregelen çatışmaların ardından doğacak olan yeniden imar ihtiyacının önümüzdeki on yıl içinde 1 trilyon doları bulması bekleniyor. Küresel müteahhitlik sektöründe Çin'in ardından ikinci sırada yer alan Türk şirketlerinin, bu devasa yeniden yapılanma sürecinde başrol oynaması kesin bir ihtimal olarak değerlendiriliyor.

Ekonomik Gelecek Beklentileri ve İyimserlik Tablosu

Bakan Şimşek'in çizdiği vizyon, savaşların yıkıcı etkilerinin ötesinde, doğru stratejik hamlelerle bölgenin nasıl yeniden inşa edilebileceğini gözler önüne seriyor. Son yirmi yılda altyapıya yapılan 260 milyar dolarlık devasa yatırımlar, Türkiye'yi bu süreçte en avantajlı konuma taşıyan etkenlerin başında geliyor. Dünyanın en büyük 14'üncü sanayi altyapısına sahip olan ülke, hizmetler sektöründeki 120 milyar doları aşan ihracatıyla da gücüne güç katıyor.

Turizmden dijital oyun sektörüne ve dizi ihracatına kadar geniş bir yelpazede çeşitlenen hizmet ekonomisi, ülkeye krizler karşısında esneklik kazandırıyor. Savaşların hiçbir ülkenin çıkarına olmadığını ve Türkiye'nin refahtan en çok istifade eden konumda bulunduğunu yineleyen Şimşek, bölgesel barışın sağlanmasıyla birlikte sermayenin yeniden bu coğrafyaya akacağını belirtti.

Yaklaşık 660 milyar dolara ulaşması beklenen alternatif ticaret koridoru yatırımlarının, hem savunma harcamalarının finansmanında hem de ticari altyapının güçlendirilmesinde aktif olarak kullanılacağı öngörülüyor. Önümüzdeki dönemin ana teması olan risklerin azaltılması ve entegrasyonun artırılması, Türkiye'nin liderliğinde yeni bir bölgesel refah dalgasının kapılarını aralayacaktır.

Bu Haber Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?