İstanbul'un Şile ilçesinde kentsel dönüşüm süreci nedeniyle evini kaybeden bir vatandaşın, en yakın dostları olan tavuk ve horozuyla birlikte huzurevine yerleşmesiyle başlayan hikaye, kısa sürede onlarca yaşlı insanı hayata bağlayan devasa bir rehabilitasyon projesine dönüştü.
Aİle ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğüne bağlı Prof. Dr. Fahrettin Kerim-Nilüfer Gökay Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi'nde hayata geçirilen bu sıra dışı girişim, modern bakım anlayışına yepyeni bir soluk getirirken, kurum sakinlerinin günlük yaşam kalitesini kökten değiştirdi.
Huzurevi Bahçesinde Yükselen Doğal Yaşam Alanının Kurulum Süreci
Yılmaz Sayın isimli huzurevi sakininin sevdiği hayvanlarından ayrılmamak adına onları kucağına alarak kuruma gelmesiyle fitili ateşlenen süreç, diğer yaşlıların da ortak katılımıyla hızla büyüdü. Bahçenin belirli bir bölümünün hayvanlar için ayrılması fikri, kısa sürede tüm sakinler arasında benimsendi ve imece usulü bir çalışma başlatıldı.
Kurum yönetimi ve personelin de tam desteğiyle atıl durumdaki malzemeler değerlendirilerek hayvanlar için uygun barınma alanları tasarlandı. Yaşlı bireylerin fiziksel kapasiteleri ve sağlık durumları gözetilerek planlanan bu yapılandırma sürecinde, her bir sakinin yetenekleri doğrultusunda görev üstlenmesi sağlandı.
Eski paletler ve ahşap atıklar değerlendirilerek oturma banklarına ve kümeslere dönüştürüldü. Kullanılmayan ev eşyaları ve stor perdeler hayvanların barınaklarında yalıtım ve perde olarak kullanıldı. Emekli bir öğretmenin önerisiyle alanın adı oy birliğiyle Huzur Çiftliği olarak tescillendi.
Sıfır Atık ve Sürdürülebilirlik İlkeleriyle Şekillenen Çevre Dostu Model
Çiftliğin inşasında tamamen geri dönüştürülmüş malzemelerin tercih edilmesi, projenin ekolojik boyutunu gözler önüne serdi. Emine Erdoğan'ın himayelerinde yürütülen Sıfır Atık Projesi ile uyumlu bir şekilde tasarlanan alan, sıfır maliyetle ve tamamen el emeğiyle ortaya çıkarıldı.
Mutfaktan artan organik gıdaların hayvanların beslenmesinde değerlendirilmesi, kurum içinde örnek bir döngüsel ekonomi modeli yarattı. Yaşlıların kendi elleriyle diktiği minderler, boyadığı duvarlar ve ürettiği ekipmanlar, onların üretim sürecinin dışına itilmediğini, aksine hayatın tam merkezinde yer aldıklarını kanıtladı.
Yaşlıların Ruhsal İyilik Haline ve Rehabilitasyon Sürecine Katkıları
Uzmanların ve kurum yöneticilerinin özellikle vurguladığı üzere, ileri yaş grubundaki bireylerin fiziksel tedavilerinden ziyade ruhsal iyilik hallerinin desteklenmesi iyileşme sürecini doğrudan hızlandırıyor. 70 yaş ve üzerindeki sakinlerin günün belirli saatlerinde hayvanlarla vakit geçirmesi, aralarındaki sosyal bağları güçlendirdi.
Geçmişte çeşitli anlaşmazlıklar yaşayan bazı sakinlerin aynı hayvanları besleme ortak paydasında buluşması, projenin psikolojik iyileştirici gücünü somut bir şekilde gözler önüne serdi. Hayvan sevgisi ve sorumluluk bilinci, yaşlıların güne erken başlamasını ve sosyal hayata aktif olarak tutunmasını sağladı.
Genişleyen Hayvan Popülasyonu ve Günlük Yaşam Rutinleri
Bugün gelinen noktada Huzur Çiftliği bünyesinde 11 tavuk, 8 horoz, takla atan cins güvercinler, keçi, tavşanlar ve serbestçe dolaşan kediler yer alıyor. Sabah kahvaltısının ardından tekerlekli sandalye veya yürüteç kullanan sakinler bile personel eşliğinde çiftliğe gelerek hayvanların bakımını üstleniyor.
Gün içinde bahçede özgürce gezinen hayvanlar, akşam saatlerinde özel olarak hazırlanan güvenli barınaklarına alınırken, yaşlılar da bu süreçlerin her aşamasında bizzat görev alıyor. Bu durum, huzurevini sadece yaşanılan bir kurum olmaktan çıkarıp sıcak bir aile yuvasına dönüştürüyor.
Gelecek Vizyonu ve Bakanlık Projeleriyle Entegrasyon Süreci
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yürütülen toplumsal projelerle uyumlu bir şekilde geliştirilen bu modelin, Türkiye genelindeki diğer huzurevleri için de örnek teşkil etmesi bekleniyor. Kurum yönetimi, yaşlıların talepleri doğrultusunda çiftliği daha da zenginleştirmeyi ve sosyal faaliyetleri artırmayı hedefliyor.
Elde edilen bu başarı, yaşlı bakım hizmetlerinde standartları yükseltirken, yaşlı bireylerin toplumla bağlarını koparmadan üretken bir yaşam sürebileceğinin en net kanıtı olarak kayıtlara geçti.