Sağlık 5 dk okuma

Dizilerdeki organ nakli sahneleri bağışları nasıl baltalıyor

Organ Nakli Koordinatörleri Derneği, dizilerde ve filmlerde yer alan gerçeğe aykırı sahnelerin organ bağışını olumsuz etkilediğini belirterek yapımcılara ücretsiz danışmanlık çağrısında bulundu.

D
Editör
Dr. Mehmet Özcan
Yayınlanma Tarihi
Paylaş
Organ nakli koordinatörleri basın açıklaması ve bilgilendirme toplantısı
Sağlık otoriteleri medya yapımlarındaki organ nakli kurgularının düzeltilmesi için çağrıda bulundu.

Türkiye'de organ bağışı oranlarını artırmak ve toplumsal bilinci yükseltmek amacıyla bir araya gelen sağlık otoriteleri, kurgusal yapımların gerçeği yansıtmayan sahnelerine karşı ortak bir mücadele başlatma kararı aldı.

3 ila 9 Kasım Organ Bağışı Haftası vesilesiyle Türk Nefroloji Derneği, Türk Yoğun Bakım Derneği ve Organ Nakli Koordinatörleri Derneği tarafından yayımlanan ortak bildiri, medya organlarında yer alan organ nakli senaryolarının yarattığı büyük bilgi kirliliğini gözler önüne serdi.

Televizyon Yapımlarında Sergilenen Yanlış Algılar ve Toplumsal Yansımaları

Televizyon ekranlarında ve sinema salonlarında izleyiciyle buluşan pek çok yapım, dramatik etkiyi artırmak uğruna organ nakli süreçlerini tamamen gerçeğe aykırı bir biçimde kurgulamaktadır. Özellikle çocuk kaçırma, rıza dışı ameliyatlar ve yasa dışı organ ticareti temalı kurgular, izleyiciler üzerinde silinmesi güç travmatik korkular bırakmaktadır. Bu durum, hayatta kalma mücadelesi veren binlerce hastanın umudu olan kadavra bağış oranlarının doğrudan düşmesine sebep olmaktadır.

Organ Nakli Koordinatörleri Derneği Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Koordinatörü Uzmanı Öğr. Gör. Nilgün Bilal, bu konudaki rahatsızlıklarını dile getirerek televizyon yapımcılarına sayısız kez çağrıda bulunduklarını belirtmiştir. Senaristlerin ve yönetmenlerin dramatik kurgu yaratırken tıbbi gerçekliği göz ardı etmesi, toplumun en hassas damarlarından biri olan yardımlaşma kültürünü derinden zedelemektedir. Kurgusal anlatımların gerçek hayatla bağdaşmadığı gerçeği, ne yazık ki ekran başındaki kitleler tarafından fark edilememektedir.

Sektördeki bu bilgi kirliliğinin önüne geçmek amacıyla uzmanlar ellerini taşın altına koymaktan çekinmemektedir. Yapımcılara yapılan ücretsiz danışmanlık teklifleri, bu yanlış algının kökten kazınması için en önemli adımlardan biri olarak öne çıkmaktadır. Bilim insanları ile sanatçılar arasında kurulacak sağlıklı bir iletişim köprüsü, hem dizilerin kalitesini artıracak hem de binlerce hayatın kurtulmasına vesile olacaktır.

  • Televizyon dizilerinde ve filmlerde yer alan organ nakli sahnelerinin çok büyük bir kısmının tıbbi gerçeklikle bağdaşmadığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
  • Kurgusal yapımlarda işlenen çocuk kaçırma ve küvette organ alınması gibi senaryoların emniyet kayıtlarında hiçbir karşılığı bulunmamaktadır.
  • Uzman dernekler, senaristlerin hatalı kurgu yapmaması için tamamen ücretsiz editoryal ve tıbbi danışmanlık hizmeti sunmaya hazırdır.

Otuz Yıllık Deneyim Işığında Medyadaki Komplo Teorilerinin Gerçeklik Payı

Otuz yılı aşkın süredir organ nakli koordinatörlüğü görevini yürüten ve Türkiye'nin en büyük merkezlerinden birinde çalışan uzmanlar, bugüne kadar emniyete yansıyan tek bir zorla organ alınması vakasına dahi rastlamadıklarını net bir şekilde ifade etmektedir. Adalet Bakanlığı ile yürütülen koordineli çalışmalar ve resmi yazışmalar, bu tür korkunç senaryoların tamamen hayal ürünü olduğunu defalarca kanıtlamıştır. Dünyanın farklı coğrafyalarında istisnai suç şebekeleri varlığını korusa da, Türkiye'nin sağlık altyapısı bu tür illegal faaliyetlere hiçbir surette alan tanımamaktadır.

Geçmiş yıllarda popüler televizyon kanallarında yayınlanan bir çocuk kaçırma senaryosu, uzmanların en çok mücadele etmek zorunda kaldığı olayların başında gelmektedir. Yetiştirme yurdundan kaçırılan bir çocuğun evde organ nakli için tutulduğunu gösteren o sahneler, halkın sağlık sistemine duyduğu güveni sarsmakla kalmamış, bağış oranlarında da ciddi kırılmalara yol açmıştır. Toplumun en savunmasız kesimlerini hedef alan bu tür korkutucu kurgular, gerçekte var olmayan bir tehdit algısını körüklemektedir.

Benzer şekilde, Türk sinemasının kült yapımları arasında yer alan bazı popüler filmlerdeki küvette ameliyat sahneleri de sektöre vurulan en büyük darbelerden biri olarak kayıtlara geçmiştir. Türkiye'nin önde gelen oyuncularının rol aldığı bu sahneler, izleyicide organ naklinin arka sokaklarda, antiseptik olmayan ortamlarda yapılabileceği yönünde yanlış bir kanaat oluşturmuştur. Oysa ki bir organ nakli operasyonu, devasa bir tıbbi altyapı, onlarca uzman hekim, gelişmiş yoğun bakımlar ve çok sayıda yasal denetim mekanizması olmadan asla gerçekleştirilemez.

Afet Dönemlerinde Ortaya Atılan Asılsız İddialar ve Devletin Sıkı Denetim Mekanizmaları

Ülke genelinde yaşanan büyük deprem felaketlerinin ardından sosyal medyada ve bazı mecralarda yayılan çocuk kaçırma ve organ ticareti iddiaları, tamamen gerçeğe aykırı spekülasyonlardan ibarettir. Afet anlarında enkaz altından saatler sonra çıkarılan kişilerin ve özellikle çocukların bedenlerindeki ezilme sendromu nedeniyle organlarının tıbben kullanılması imkansızdır. Devletin ilgili kurumları tarafından titizlikle kayıt altına alınan bu süreçler, suistimale kapalı bir şekilde yürütülmektedir.

Canlı vericili organ nakillerinde zaman zaman karşılaşılan yasadışı girişimler ise Sağlık Bakanlığının katı mevzuatı ve emniyet birimlerinin kararlı duruşu sayesinde bertaraf edilmektedir. Akrabalık bağları, reşit olma şartları ve etik kurullar, menfaat karşılığı organ ticareti yapmak isteyen kişilere hiçbir şekilde geçit vermemektedir. Sahte kimlikler veya evraklarla kurula başvuran şahıslar, sistemin çok katmanlı denetim süzgecinden kaçamamaktadır.

Mevzuatın ne denli sıkı işlediği, organ nakli koordinatörlerinin emniyetle kurduğu güçlü iş birliği sayesinde her geçen gün daha da pekişmektedir. Canlı vericilerin psikolojik ve hukuki açıdan detaylı incelemelerden geçmesi, zorlama veya maddi çıkar ilişkilerinin önüne geçen en büyük güvencedir. Toplumun bu süreçlerin şeffaflığı konusunda kafasında soru işaretleri barındırmaması, binlerce hastanın hayata tutunması adına hayati bir önem taşımaktadır.

Sanat Dünyası ile Sağlık Otoriteleri Arasında Kurulacak Yeni İş Birliği Köprüleri

Kurgusal yapımların toplumsal algıyı dönüştürmedeki gücü göz önüne alındığında, sanat dünyası ile tıp camiasının ortak çalışması kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir. Önümüzdeki günlerde vizyona girecek olan ve organ nakli temasını merkezine alan yeni sinema projeleri, bu iş birliğinin en somut ve umut verici örneklerini teşkil etmektedir. Gerçek hastaların ibretlik hikayelerini ve organ nakli sonrasında yeniden hayata tutunan bireylerin gerçek deneyimlerini yansıtan bu filmler, yanlış algıların yıkılmasında büyük rol oynamaktadır.

Filmlerin final sahnelerinde organ nakli olan gerçek hastaların kendi hikayelerini bizzat anlatması, izleyiciler üzerindeki duygusal etkiyi doğru bir zemine oturtmaktadır. Kurgunun ötesinde yaşanan bu hakiki sevinçler, bağış yapma kararının ne kadar kutsal ve hayat kurtarıcı olduğunu gözler önüne sermektedir. Sanatın evrensel dili ile tıbbın bilimselliği harmanlandığında, toplumdaki bağış oranlarının hızla artacağı ve ön yargıların ortadan kalkacağı açıkça görülmektedir.

Önümüzdeki dönemde sinema ve dizi sektörünün önde gelen isimleriyle düzenlenecek çalıştaylar ve bilgilendirme toplantıları, senaryo aşamasında yapılan hataların önüne geçecektir. Sağlık otoritelerinin sunduğu ücretsiz danışmanlık mekanizmasının aktif olarak kullanılmaya başlanması, medya etiği açısından da devrim niteliğinde bir adım olacaktır. Toplumun her kesiminin bu sürece destek vermesi, yarın başka bir hayata umut olmak isteyen milyonlarca insan için en büyük güvenceyi oluşturacaktır.

Bu Haber Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?