Yerel 6 dk okuma

Karadeniz serbest fındık piyasasında hareketlilik sürüyor

Karadeniz fındık piyasasında serbest piyasa rakamları 131 TL ile 190 TL arasında değişirken, üreticiler maliyetler karşısında daha yüksek fiyat beklentisini koruyor.

A
Editör
Ahmet Yılmaz
Yayınlanma Tarihi
Paylaş
Karadeniz bölgesinde taze fındık hasadı ve serbest piyasa fiyatları
Karadeniz serbest fındık piyasasında fiyat hareketliliği ve üreticilerin güncel beklentileri sürüyor.

Türkiye'nin stratejik ihraç ürünleri arasında yer alan fındıkta serbest piyasa hareketliliği, 6 Kasım 2026 tarihi itibarıyla üreticilerin ve tüccarların en önemli gündem maddesi olmaya devam ediyor. Düzce merkezli olmak üzere tüm Karadeniz kuşağında şekillenen fiyatlar, ürünün randıman derecesine, kalitesine ve işlem gören şehre göre ciddi farklılıklar gösteriyor. Serbest piyasada rakamlar 131,50 TL ile 190 TL bandında değişkenlik gösterirken, üreticilerin maliyet artışları karşısında beklentileri ile piyasadaki fiili gerçekleşmeler arasındaki makas açılıyor.

Mevcut ekonomik koşullarda tarımsal girdi maliyetlerinin tırmanması, üreticinin eline geçen net gelirin değerini doğrudan etkiliyor. Özellikle gübre, ilaç, işçilik ve nakliye masraflarının katlanması, üretici kesiminin her bir randıman artışını titizlikle takip etmesine zemin hazırlıyor. Serbest piyasanın kendi dinamikleri içerisinde şekillenen bu tablo, Doğu Karadeniz ile Batı Karadeniz illeri arasında da belirgin fiyat farklarının doğmasına neden oluyor.

Karadeniz kuşağında illere göre güncel serbest piyasa rakamları

Batı Karadeniz'in tarımsal ticaret merkezlerinden Düzce'de serbest piyasa işlemleri 131,50 TL ile 160 TL aralığında işlem görüyor. Bölgede 50 randıman üzerinden değerlendirilen Levant kalite ürün 131,50 TL ile 154,50 TL arasında alıcı bulurken, tombul ve yağlı fındık çeşitleri 138,75 TL ile 160 TL seviyelerine ulaşıyor. Sivri fındık türünde ise 129 TL ile 151,50 TL arasında değişen rakamlar serbest piyasa ekranlarına yansıyor.

Komşu illerde ise tablonun rengi coğrafi konuma ve tüccar rekabetine bağlı olarak değişiklik gösteriyor. Bolu'da serbest piyasa 132,25 TL ile 165 TL aralığında seyrederken, Sakarya'da işlemler 140 TL ile 160 TL bandında gerçekleşiyor. Kocaeli özelinde ise zaman zaman yapılan bazı özel alımlarda rakamların 180 TL seviyelerine kadar tırmandığı görülüyor. Bu durum, il bazındaki arz-talep dengesinin fiyatlar üzerinde ne denli belirleyici olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.

Doğu Karadeniz'e doğru hareket edildiğinde fiyat seviyelerinin kademeli olarak yukarı yönlü bir ivme kazandığı dikkat çekiyor. Ordu'da serbest piyasa 160 TL ile 180 TL arasında dalgalanırken, Giresun kalite ürünün başkenti Giresun'da rakamlar 163,25 TL ile 190 TL seviyelerini görüyor. Samsun'da 157,75 TL ile 172,25 TL arasında alım yapılırken, Trabzon'da 132,50 TL ile 180 TL aralığı öne çıkıyor. Zonguldak ve Kastamonu gibi illerde de benzer şekilde 140 TL ile 180 TL arasında değişen geniş bir fiyat aralığı göze çarpıyor.

Nitekim sürecin perde arkasına bakıldığında, coğrafi bölgeler arasındaki bu fiyat farkının temelinde yalnızca kalite unsuru yer almıyor. Aynı zamanda bölgedeki tüccar sermayesi, ihracatçı firmaların depo doluluk oranları ve üreticinin ürünü pazara indirme hızı da fiyatların illere göre farklılaşmasında başrol oynuyor. Doğu Karadeniz'deki bazı coğrafi işaretli ürünlerin global pazardaki özel konumu, bu illerdeki alt taban fiyatlarının batı illerine nazaran bir adım önde tutunmasını sağlıyor.

“

Fındık piyasasındaki serbest piyasa dalgalanmaları, üreticinin yalnızca duyurulan rakamlara değil, eline geçecek net tutara odaklanmasını zorunlu kılıyor; zira randıman kesintileri ve çürük oranları nihai kazancı doğrudan belirliyor.

Alıntıyı Paylaş

Üreticinin maliyet baskısı ve serbest piyasa gerçekleri

Fiyatlar arasındaki bu geniş spektrum, fındığını depodan çıkarıp serbest piyasaya sunmayı planlayan üreticinin karar mekanizmasını doğrudan kilitliyor. Özellikle Düzce ve çevresindeki serbest piyasa seviyelerinin üreticinin beklentilerinin gerisinde kalması, çiftçilerin ürünlerini elinde tutma eğilimini güçlendiriyor. Tarım sektörünün paydaşları, açıklanan brüt fiyatların her zaman üreticinin cebine giren net rakamı yansıtmadığının altını çiziyor.

Üretici açısından satış anındaki randıman tespiti, ürünün nem oranı ve tüccarın uyguladığı çürük kesintileri, eldeki geliri doğrudan manipüle eden unsurlar arasında bulunuyor. Bu nedenle bilinçli üreticiler, tek bir tüccara bağlı kalmak yerine bölgedeki farklı alıcıların kapısını çalarak en avantajlı teklifi değerlendirmeye çalışıyor. Piyasada oluşan bu rekabet ortamı, küçük ölçekli üreticilerin hak ettikleri değeri alabilmesi adına alternatif pazarlama kanallarını zorunlu kılıyor.

Bununla birlikte kararın zemininde yatan en temel etken, üreticinin yıl boyunca katlandığı bakım, ilaçlama, çapa ve hasat maliyetlerinin enflasyon karşısında erimesidir. Ürününü hemen satmak zorunda olanlar ile finansal dayanıklılığı sayesinde ürünü depoda muhafaza edebilen üreticiler arasında stratejik bir ayrışma yaşanıyor. Bekleme lüksü olan üreticiler fiyatların daha da yukarı tırmanmasını umut ederken, borç ödeme yükümlülüğü bulunan kesim ilk fırsatta ürününü elden çıkarmak durumunda kalıyor.

Öte yandan konulu uzmanların özellikle dikkat çektiği bir diğer boyut ise serbest piyasa ile taban fiyat politikası güden kurumların hamleleridir. Serbest piyasada oluşan bu hareketlilik, tarım politikaları ve üretici örgütlenmelerinin piyasa üzerindeki regülasyon gücünü yeniden tartışmaya açıyor. Üreticinin serbest piyasadaki dalgalanmalardan en az düzeyde etkilenmesi için kooperatifleşme bilincinin artırılması gerektiği her fırsatta dile getiriliyor.

Kurumsal alım fiyatları ile serbest piyasa arasındaki makas

Serbest piyasa rakamları 131 TL ile 190 TL arasında dalgalanırken, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ve Fiskobirlik gibi köklü yapıların açıkladığı alım fiyatları piyasada farklı bir kulvar oluşturuyor. Paylaşılan kurumsal verilere göre TMO'nun Levant kalite fındık alım fiyatı 250 TL gibi dikkat çekici bir seviyede bulunuyor. Aynı şekilde Fiskobirlik cephesinde de ortak dışı alımlarda 205 TL, kooperatif ortaklarına yönelik alımlarda ise 210 TL gibi iddialı rakamlar öne çıkıyor.

Kurumsal alım fiyatları ile serbest piyasada oluşan rakamlar arasında görülen bu belirgin uçurum, ilk bakışta üretici için cazip bir alternatif gibi dursa da işin uygulama boyutu farklı dinamikleri barındırıyor. TMO ve Fiskobirlik'in ürün alımında uyguladığı randıman barajları, teslimat randevu süreçleri, ürünün nem ve kalibre standartları serbest piyasaya göre çok daha katı kurallara dayanıyor. Bu nedenle her üreticinin doğrudan bu kurumsal fiyatlar üzerinden satış yapabilmesi teknik olarak her zaman mümkün olamayabiliyor.

Masadaki bu tablonun sahadaki pratik karşılığı incelendiğinde, kurumların belirlediği yüksek fiyatların aslında serbest piyasada bir tür denge unsuru oluşturmaya çalıştığı görülüyor. Ancak kurumların alım kapasitelerinin sınırlı olması veya üreticinin parayı tahsil etme süresindeki vade farkları, serbest piyasanın hâlâ ana ticaret damarı olmaya devam etmesini beraberinde getiriyor. Üreticiler bir yandan yüksek kurumsal fiyatların sağladığı umutla hareket ederken, diğer yandan nakit akışı ihtiyacı nedeniyle serbest tüccarın kapısını çalmak zorunda kalıyor.

Gelişmelerin bir sonraki aşamasında ise kurumların alım politikalarında yapacağı olası esnemeler veya serbest piyasadaki arz baskısının azalması gibi faktörler kritik rol oynayacak. Özellikle tüccarların elindeki stok miktarı ve ihracatçı birliklerinin dış pazar bağlantıları, önümüzdeki haftalarda fiyatların yönünü tayin edecek ana parametreler arasında yer alıyor. Üreticiler ise tüm bu karmaşık mekanizmaların ortasında, emeğinin karşılığını eksiksiz alabileceği istikrarlı bir piyasa düzeninin tesis edilmesini talep ediyor.

Sezonun ilerleyen döneminde piyasayı bekleyen olası senaryolar

Kasım ayının ortalarına yaklaşılan bu günlerde, fındık piyasasının önümüzdeki aylarda nasıl bir seyir izleyeceği tarım ekonomistleri ve sektör temsilcileri tarafından yakından izleniyor. Serbest piyasadaki mevcut fiyatların üretici maliyetlerini tam anlamıyla karşılamadığına yönelik eleştiriler sürerken, ihracat cephesinden gelecek talepler fiyatların kaderini belirleyecek. Özellikle Avrupa merkezli çikolata ve şekerleme üreticilerinin Türkiye'den yapacağı hammadde alımları, piyasadaki hareketliliğin hızını artırabilir.

Önümüzdeki süreçte depolarındaki ürünü elinde tutan üreticilerin piyasaya aynı anda mal indirmesi, serbest piyasa fiyatlarında geçici bir baskı yaratma riski taşıyor. Buna karşılık, ürünün tüccar ellerinde konsolide olması ve arzın kontrollü sağlanması durumunda, fiyatların yukarı yönlü bir direnç kırılması yaşayabileceği öngörülüyor. Sektör paydaşları, üreticilerin ani fiyat dalgalanmalarına karşı panik satışlarından kaçınmaları ve piyasa verilerini soğukkanlılıkla analiz etmeleri gerektiği konusunda uyarılarda bulunuyor.

Sonuç olarak Düzce'den Giresun'a kadar tüm Karadeniz şeridinde fındık üreticisi, bir yandan 130 TL ile 190 TL arasında değişen serbest piyasa rakamlarıyla bütçesini dengelemeye çalışırken, diğer yandan 250 TL'ye varan kurumsal alım opsiyonlarının pratik şartlarını değerlendiriyor. Önümüzdeki günlerde yaşanabilecek gelişmeler, hem üreticinin yıllık kazancını hem de ülkenin tarımsal ihracat dengelerini doğrudan şekillendirecek kritik bir eşikte bulunuyor.

Bu Haber Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?