İstanbul, 31 Ekim 2026 – Sağlıkta 'Sağlıklı Türkiye Yüzyılı' vizyonuyla devrim niteliğinde adımlar atan Türkiye, Cumhurbaşkanlığı himayesinde düzenlenen 12. Türk Tıp Dünyası Kurultayı'nda, bilim ve teknolojideki küresel liderliğini perçinleyen tarihi gelişmelere sahne oldu. Nobel ödüllü bilim insanımız Prof. Dr. Aziz Sancar'ın beyin tümörlerine yönelik geliştirdiği çığır açıcı projeyi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne emanet etmesi, Kovid-19 aşısının mimarları Prof. Dr. Uğur Şahin ve Dr. Özlem Türeci gibi Türk dehalarının katılımıyla, ülkemizin sağlıkta sadece tüketen değil, aynı zamanda üreten ve dünyaya ihraç eden bir güç olma iddiasını en üst seviyeye taşıdı.
Bu yılki teması “Türk Tıp Dünyasında Üreten Sağlık: Küresel Sağlık Tehditleri Karşısında Dirençli Sağlık Sistemleri” olarak belirlenen kurultay, 20'ye yakın ülkenin Sağlık Bakanı ve üst düzey yöneticilerini İstanbul'da bir araya getirerek, Türkiye'nin sağlık diplomasisindeki etkin rolünü de gözler önüne serdi. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu'nun vurguladığı gibi, Türkiye, 1500'ü aşkın hastanesi ve 1.5 milyonluk devasa sağlık ordusuyla sadece kendi vatandaşlarına değil, tüm mazlumlara da umut olan küresel bir şifa üssü haline gelmiştir.
Küresel Sağlık Diplomasisi ve Türk Dehaları
12. Türk Tıp Dünyası Kurultayı, 29-31 Ekim 2026 tarihleri arasında İstanbul'da gerçekleştirildi ve bilimsel oturumlar, açılış töreni ve TÜSEB Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Töreni gibi önemli etkinliklere ev sahipliği yaptı. Bu zirve, Türk bilim insanlarının uluslararası alandaki başarılarını ve Türkiye'nin sağlık teknolojilerindeki yükselişini kutlayan bir platform olmanın ötesinde, küresel sağlık tehditlerine karşı ortak çözümler üretme iradesini de ortaya koydu.
Kurultayın en dikkat çekici anlarından biri, Nobel Kimya Ödülü sahibi Prof. Dr. Aziz Sancar ile Kovid-19 aşısını geliştiren BioNTech'in kurucuları Prof. Dr. Uğur Şahin ve Dr. Özlem Türeci'nin bir araya gelmesiydi. Bu buluşma, Türk bilim insanlarının dünya çapındaki etkisini ve sağlık alanında sahip olduğumuz insan kaynağının paha biçilmez değerini bir kez daha gözler önüne serdi. Bakan Memişoğlu, bu tür bilimsel buluşmaların, bilginin ürüne ve teknolojinin insanlığa faydaya dönüşmesi için kritik olduğunu belirtti.
Üretim ve İhracat Odaklı Büyüme
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, kurultaydaki konuşmasında Türkiye'nin sağlıkta geldiği noktayı ve gelecek hedeflerini detaylandırdı. Bakan Memişoğlu, "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı'nda 'koruyan, geliştiren ve üreten sağlık' diyoruz" ifadeleriyle, ülkenin sağlık politikasının temel felsefesini özetledi. Bu vizyon, sadece hastalıkları tedavi etmekle kalmayıp, aynı zamanda sağlığı koruyan, geliştiren ve bu alanda teknoloji üreten bir ekosistem inşa etmeyi amaçlıyor.
Türkiye'nin son çeyrek asırda sağlık hizmetlerinde muazzam bir gelişime imza attığını vurgulayan Memişoğlu, güçlü altyapının bilimsel araştırmalar ve üretimle daha ileriye taşındığını belirtti. Bu stratejik yaklaşım, ülkenin sağlıkta dışa bağımlılığını azaltırken, yerli ve milli imkanlarla geliştirilen ürünlerin dünya pazarlarına açılmasının da önünü açıyor.
Solunumdan Kalp-Akciğer Makinesine Uzanan Başarı Hikayeleri
Bakan Memişoğlu, Türkiye'nin sağlık teknolojileri alanındaki somut başarılarını da paylaştı. "Kendi tıbbi cihazlarımızı, aşı ve ilaçlarımızı geliştiriyor, yerli ürünlerimizi dünyaya ihraç ediyoruz" sözleriyle, ülkenin bu alandaki kararlılığını ortaya koydu. Yerli solunum cihazlarının 45 ülkeye, otomatik şok cihazlarının ise 16 veya 18 ülkeye ihraç edilmesi, Türkiye'nin tıbbi cihaz üretimindeki yetkinliğini kanıtlar nitelikte.
Uluslararası üç ödüle sahip yerli kalp-akciğer makinesinin ameliyatlarda kullanılmaya başlanması, Türkiye'nin yüksek teknoloji gerektiren alanlardaki başarısının önemli bir göstergesi. Ayrıca, yerli mobil dijital röntgen cihazları ve ileri özelliklerle donatılan yoğun bakım monitörlerinin kamu hastanelerinde hizmete alınması, sağlık hizmetlerinin kalitesini artırırken, yerli ultrason cihazları için üretim tesisinin kurulması ve iki yıl içinde üretime başlanacak olması, bu alandaki dışa bağımlılığı tamamen ortadan kaldırma hedefini güçlendiriyor.
CAR-T Hücre Tedavisi ve Aziz Sancar'ın Paha Biçilmez Mirası
Aşı, ilaç ve biyoteknoloji alanındaki çalışmalar da hız kesmeden devam ediyor. Yerli hepatit ve suçiçeği aşılarının kullanıma sunulmasıyla birlikte, 8 ayrı aşı için proje çalışmalarının sürdüğü açıklandı. Ancak asıl devrim niteliğindeki gelişmeler, hücre ve gen tedavileri alanında yaşanıyor. Türkiye, hücre ve gen tedavilerini kendi imkanlarıyla geliştirip uygulayabilir hale geldi.
Özellikle yerli CAR-T hücre tedavisinin birçok hastaya başarıyla uygulanması, kanser tedavisinde yeni bir dönemin kapılarını araladı. Bu alandaki üretim ve araştırma kapasitesini geliştirerek, kendi tedavilerimizi dünyaya sunma hedefi, Türkiye'yi küresel bir sağlık inovasyon merkezine dönüştürme potansiyeli taşıyor.
Kurultayın en çarpıcı anlarından biri ise Nobel ödüllü bilim insanımız Prof. Dr. Aziz Sancar'ın, beyin tümörlerine yönelik geliştirdiği çığır açıcı çalışmayı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne vermesiydi. Bu projenin klinik çalışmaları, Aziz Sancar'ın liderliğinde TÜSEB Kanser Enstitüsü bünyesinde yürütülecek. Sancar'ın "EdU" adlı molekül üzerine yaptığı keşif, özellikle glioblastoma gibi tedavisi zor beyin tümörü türleri için umut vadediyor ve mevcut ilaçlara direnç geliştiren tümörlerle mücadelede yeni bir kapı aralıyor. Bu gelişme, Türkiye'nin kanser araştırmaları ve tedavisindeki uluslararası konumunu güçlendirecek paha biçilmez bir miras olarak değerlendiriliyor.
TÜSEB ve Teknoloji Transfer Ofislerinin Rolü
Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB), bilimsel araştırmaları ve girişimciliği destekleme konusunda aktif rol oynuyor. Bakan Memişoğlu, TÜSEB aracılığıyla araştırmacılara ve girişimcilere sağlanan desteklerin önemini vurguladı. Şehir hastanelerinde kurulan 29 Teknoloji Transfer Ofisi (TTO), sahadaki ihtiyaçları bilimsel çalışmalarla buluşturarak, fikirlerin ürüne dönüşmesini kolaylaştıran bir köprü görevi görüyor.
Bu ofisler, sağlık alanında yenilikçi bir fikri olan herkesi desteklemeye hazır olduklarını belirterek, Türkiye'nin sağlık inovasyon ekosistemini güçlendirmeyi hedefliyor. Kamu, sanayi ve özel sektör iş birliği çerçevesinde aşı ve antikor bileşenlerine yönelik yeni projelerin desteklenmesi, AR-GE ve ÜR-GE altyapısının güçlendirilmesi, Türkiye'nin sağlık teknolojilerinde tam bağımsızlık hedefine ulaşmasında kilit rol oynuyor.