Sağlık 5 dk okuma

Yumurtalık Kanseri Erken Teşhisinde Çığır Açan Yerli Biyosensör Sistemi Geliştirildi

Çankırı Karatekin ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversiteleri'nden akademisyenler, yumurtalık kanserinin erken teşhisini 20-30 saniyede yapabilen, düşük maliyetli ve hasta başında kullanılabilir elektrokimyasal biyosensör sistemleri geliştirdi. Bu yenilikçi sistem, evde kullanım imkanı sunarak sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştıracak ve tedavi süreçlerinin takibinde de önemli bir rol oynayacak.

A
Editör
Ahmet Yılmaz
Yayınlanma Tarihi
Paylaş
Yumurtalık kanseri erken teşhis biyosensör sistemi
Türk akademisyenlerin geliştirdiği biyosensör sistemi, yumurtalık kanseri teşhisinde devrim yaratıyor.

Yumurtalık Kanseri Teşhisinde Kritik Gelişmeler

  • Çankırı Karatekin ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversiteleri iş birliğiyle, yumurtalık kanserinin erken teşhisini hızlandıracak ve kolaylaştıracak elektrokimyasal biyosensör sistemleri geliştirildi.
  • Geliştirilen tek kullanımlık biyosensörler, laboratuvar ortamına ihtiyaç duymadan, hasta başında veya evde 20-30 saniye gibi kısa sürede birden fazla biyobelirteci eş zamanlı olarak ölçebiliyor.
  • Sistem, sadece erken teşhis için değil, aynı zamanda kemoterapi etkinliğinin izlenmesi ve nörolojik süreçlerin takibinde de önemli bir potansiyel sunarak sağlık hizmetlerine erişimi ve maliyet etkinliğini artırmayı hedefliyor.

Ankara – Çankırı Karatekin Üniversitesi (ÇAKÜ) ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) akademisyenlerinin yürüttüğü ortak çalışmalar sonucunda, yumurtalık kanserinin erken teşhisini önemli ölçüde hızlandıracak ve kolaylaştıracak yenilikçi elektrokimyasal biyosensör sistemleri geliştirildi. Bu çığır açan teknoloji, hastaların kendi başlarına evde test yapabilmesine olanak tanıyarak sağlık hizmetlerinde yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.

Gelişmenin Detayları

ÇAKÜ Fen Fakültesi Analitik Kimya Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Melike Bilgi Kamaç ve ekibi ile ÇOMÜ Mühendislik Fakültesi Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kemal Sezgintürk, 2018 yılında TÜBİTAK 1001 Programı desteğiyle yumurtalık kanserinin erken teşhisine yönelik kapsamlı bir araştırma başlattı. Yıllar süren titiz çalışmalar neticesinde, yumurtalık kanserinin erken evrelerinde kritik rol oynayan biyobelirteçleri eş zamanlı olarak ölçebilen elektrokimyasal biyosensör sistemleri başarıyla geliştirildi.

Proje ekibinin geliştirdiği bu sistem, sağlık alanında “hasta başı testler” olarak bilinen, laboratuvar ortamına gereksinim duymadan kısa sürede sonuç alınmasını sağlayan bir teknoloji sunuyor. Doç. Dr. Kamaç, geliştirilen biyosensör sistemleriyle hastaların, tıpkı şeker ölçümünde olduğu gibi, evde tek bir damla kanla 20-30 saniye içinde ölçüm yapabildiğini belirtti. Bu hız, geleneksel laboratuvar testlerinin günlerce süren ve yüksek maliyetli süreçlerine kıyasla önemli bir avantaj sağlıyor.

Kamaç, açıklamasında, “Geleneksel yöntemlerde uzman kişiler tarafından laboratuvarlarda uzun saatler ve pahalı tekniklerle aynı gün değil, ertesi gün veya bir sonraki gün sonuçlar çıkarken, burada daha düşük maliyetle ve hızlı sonuç veren bir sistem geliştirmiş olduk.” ifadelerini kullandı. Ayrıca, sistemin sadece erken teşhisle sınırlı kalmayıp, yumurtalık kanseri teşhisi konulan hastaların kemoterapi tedavisinin etkinliğini izlemede de kullanılabileceğini vurguladı. Doktorların kendi kliniklerinde de hızlı ölçüm yapabilmesine imkan tanıyan bu biyosensörlerin ticarileşmesi halinde eczanelerde satılarak hastaların evde kendi kontrollerini yapabilmesinin önü açılacak.

2022 yılında kabul edilen ikinci TÜBİTAK 1001 projesi kapsamında ise yumurtalık kanseriyle ilişkili potansiyel dört farklı biyobelirtecin aynı anda ölçülmesine yönelik çalışmalar yürütüldü. Kamaç, glikometrelerde kullanılan ve genellikle yurt dışından yüksek maliyetlerle temin edilen test çubuklarının (stripler) bu projede ekip tarafından laboratuvarda üretildiğini aktardı. Üretilen elektrotlar hem yumurtalık kanseri biyobelirtecini hem de aynı anda dört farklı biyobelirteci ölçebilecek şekilde tasarlandı. Elektrot üretim süreçleri ve yumurtalık kanseri biyobelirteçlerinin teşhisi için geliştirilen tek kullanımlık, düşük maliyetli elektrokimyasal panel sistemleri için patent başvurusunda bulunuldu.

Doç. Dr. Kamaç, çalışmalarının sadece yumurtalık kanseri biyobelirteçleriyle sınırlı olmadığını, nörolojik biyobelirteçlerin teşhisine yönelik de araştırmalar yürüttüklerini dile getirdi. Yaptığı çalışmaların 2023 ve 2026 yıllarında yüksek etki faktörlü uluslararası indeksli dergilerde yayımlanması üzerine, bilim ve mühendislik alanında dünyanın en büyük multidisipliner onur topluluğu olan Sigma Xi Araştırma Bilimsel Onur Topluluğu'ndan tam üyelik daveti aldı. Kamaç, bu üyeliğin uluslararası düzeyde çalışmalarının değer gördüğünü ve bilimsel motivasyonunu artırdığını belirtti.

Yumurtalık Kanserinde Erken Teşhisin Hayati Önemi

Yumurtalık kanseri, kadın üreme sisteminin en ölümcül kanser türlerinden biri olup, genellikle ileri evrelerde teşhis edilmesi nedeniyle tedavi başarısı düşüktür. Hastalığın “sinsi” doğası, erken evrelerde belirgin semptomlar göstermemesinden kaynaklanır; karın şişliği, hazımsızlık, iştahsızlık gibi belirtiler genellikle hastalığın yayılmış olduğu durumlarda ortaya çıkar. Bu nedenle, erken teşhis, yumurtalık kanseriyle mücadelede hayati bir rol oynamaktadır. Erken evrede tanı konulan kadınlarda hayatta kalma oranları %90'lara kadar çıkabilirken, ileri evrede bu oran %30'un altına düşebilmektedir. Mevcut tarama yöntemleri arasında transvajinal ultrason (TVUS) ve CA-125 kan testi bulunsa da, bu testlerin her zaman erken evre tümörleri tespit etmede yeterli olmadığı bilinmektedir. Bu bağlamda, ÇAKÜ ve ÇOMÜ akademisyenlerinin geliştirdiği biyosensör sistemi, yumurtalık kanserinin erken ve doğru teşhisine yönelik mevcut boşluğu doldurarak hastaların yaşam kalitesini artırma potansiyeli taşımaktadır.

Sağlık Hizmetlerine Çok Boyutlu Katkı

Geliştirilen bu yenilikçi biyosensör sistemi, toplumsal, ekonomik ve sağlık sektörü açısından çok boyutlu olumlu etkiler yaratma potansiyeline sahiptir. Toplumsal düzeyde, hastaların evde kendi kendilerine test yapabilme imkanı, sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştıracak ve özellikle kırsal bölgelerde yaşayan veya sağlık kuruluşlarına ulaşımda zorluk çeken bireyler için büyük bir avantaj sağlayacaktır. Ekonomik açıdan, geleneksel laboratuvar testlerinin yüksek maliyetlerine kıyasla daha düşük maliyetli olması, hem sağlık sistemlerinin üzerindeki yükü hafifletecek hem de hastaların cebinden çıkan masrafları azaltacaktır. Sağlık sektörü özelinde ise, erken teşhis oranlarının artmasıyla yumurtalık kanserine bağlı ölüm oranlarının düşürülmesine katkıda bulunulacak, tedavi süreçlerinin daha etkin yönetilmesi sağlanacak ve hastaların yaşam kalitesi önemli ölçüde yükselecektir. Ayrıca, yerli üretim test çubukları sayesinde dışa bağımlılığın azalması da ulusal sağlık teknolojileri açısından stratejik bir önem taşımaktadır.

Anlık Nokta Editoryal Değerlendirmesi:

Türk akademisyenler tarafından geliştirilen bu biyosensör sistemi, yumurtalık kanseriyle mücadelede küresel çapta önemli bir adım niteliğindedir. Erken teşhisin hayati önemi göz önüne alındığında, bu tür yenilikçi ve erişilebilir teknolojilerin yaygınlaşması, halk sağlığına doğrudan ve olumlu bir etki yapacaktır. Yerli bilim insanlarımızın uluslararası alandaki başarıları, Türkiye'nin bilimsel araştırma ve geliştirme potansiyelini bir kez daha gözler önüne sermektedir.

Bu sistem, yumurtalık kanserinin erken teşhisi için önemli olan biyobelirteçleri eş zamanlı olarak ölçen elektrokimyasal biyosensörler içerir ve laboratuvar ortamına ihtiyaç duymadan hızlı sonuçlar alınmasını sağlar.

Geliştirilen test, geleneksel yöntemlere kıyasla 20-30 saniye gibi çok kısa sürede sonuç verir, daha düşük maliyetlidir ve hastaların evde kendi başlarına bir damla kanla ölçüm yapabilmesine olanak tanır.

Hayır, biyosensörler sadece yumurtalık kanserinin erken teşhisi için değil, aynı zamanda kemoterapi tedavisinin etkinliğini izlemek ve nörolojik süreçlerin takibinde de önemli rol oynayacak potansiyele sahiptir.

Doç. Dr. Melike Bilgi Kamaç, bilim ve mühendislik alanında dünyanın en büyük multidisipliner onur topluluğu olan Sigma Xi Araştırma Bilimsel Onur Topluluğu'ndan tam üyelik daveti alarak kabul edilmiştir.

Bu Haber Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?