Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan makamlarının 'Pontus' iddialarına yönelik sert bir açıklama yaparak, siyasi kaygılarla tarihi çarpıtmaktan vazgeçmeleri çağrısında bulundu. Bakanlık, Yunanistan'ın 19 Mayıs 1919'da başlayan Milli Mücadele'nin yıl dönümünde bu tür asılsız iddialarla gerçekleri örtmeye çalıştığını belirtti.
Tarihi Gerçekler ve Yunanistan'ın İddiaları
Dışişleri Bakanlığı'ndan 19.05.2026 saat 18:01'de yapılan yazılı açıklamada, Yunanistan'ın 1994 yılında aldığı ve Türkiye aleyhine hukuki temeli olmayan 'Pontus' iddiasına ilişkin mevzuatıyla bu asılsız iddiaları sürekli genişlettiği ve bunları eğitim müfredatına dahil ettiği vurgulandı. Açıklamada, 'Megali Idea' hayaliyle başlatılan işgal teşebbüsünün başarısızlıkla sonuçlandığına dikkat çekilerek, Yunanistan'ın bu hezimetini ve işlediği ağır vahşet suçlarını örtmek amacıyla 'Pontus' iddiasını gündeme getirdiği ifade edildi. Yunan ordusunun işlediği savaş suçları ve mezalimlerin Müttefik Devletler Tahkikat Komisyonu raporları ve Lozan Barış Antlaşması'nın 59. maddesinde kayıt altına alındığı hatırlatıldı.
Türkiye'den Barış ve İşbirliği Çağrısı
Bakanlık, Yunan makamlarını siyasi kaygılarla tarihi istismar etmekten vazgeçmeye davet ederken, 1821 yılındaki Tripoliçe katliamından başlayarak Türklere ve diğer etnik gruplara karşı işlenen vahşet suçları ile 15 Mayıs 1919'da İzmir'in işgaliyle başlayan ve Batı Anadolu'daki Türklere yönelik mezalimi hatırlattı. Türkiye, Yunanistan'ı gerçekleri çarpıtarak husumet yaratmak yerine, ikili ilişkileri barış ve işbirliği içinde geliştirme yönünde bir tutum sergilemeye çağırdı.
Uzman Analizi:Dışişleri Bakanlığı'nın Yunanistan'a yönelik bu sert ve net açıklaması, Türkiye'nin ulusal çıkarlarını ve tarihi gerçekleri koruma konusundaki kararlılığını bir kez daha ortaya koymaktadır. Yunanistan'ın 'Pontus' iddiaları, tarihi gerçeklerden uzak, siyasi emeller güden ve geçmişte yaşanan acı olayları manipüle etme çabası olarak değerlendirilmektedir. Bakanlığın, bu iddiaların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve geçmişteki vahşet suçlarını örtme amacı taşıdığını vurgulaması, konunun uluslararası platformlarda da dikkatle takip edilmesi gerektiğini göstermektedir. Türkiye'nin barış ve işbirliği çağrısı ise, sorunların diyalog yoluyla çözülmesine yönelik yapıcı bir yaklaşım sergilediğini ancak aynı zamanda kendi kırmızı çizgilerinden taviz vermeyeceğini net bir şekilde ortaya koymaktadır.