Tutuklu İBB Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu, 24 Mayıs 2026 Pazar günü, CHP Genel Merkezi'ne yönelik polis müdahalesi ve partinin 38. Olağan Kurultayı'na dair alınan 'mutlak butlan kararı' sonrası sosyal medya hesabından sert bir açıklama yayımladı. Yoğun biber gazı eşliğinde parti binasının kapısının kırıldığı müdahalenin ardından İmamoğlu, yaşananları 'saray darbesi' olarak nitelendirerek, Türk milletini 'ayağa kalkmaya' çağırdı ve 'Ya bugün ya hiç!' ifadelerini kullandı.
Detaylar: Milli İradeye Başkaldırı ve Demokrasiye Yönelik Tehdit İddiası
CHP Genel Merkezi'nde yaşanan olaylar, siyasi gündeme bomba gibi düştü. 24 Mayıs 2026 tarihinde, polis ekiplerinin parti binasına müdahalesi sırasında yoğun biber gazı kullanıldığı ve kapının kırılarak içeri girildiği bildirildi. Bu müdahale, CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin alınan 'mutlak butlan kararı'nın hemen ardından gerçekleşti.
Tutuklu İBB Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu, bu gelişmeler üzerine sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, kararı ve müdahaleyi sert bir dille eleştirdi. İmamoğlu'nun açıklamalarından öne çıkan başlıklar şu şekilde:
- 'Saray Darbesi' İddiası: İmamoğlu, 'Partimizin 38. Olağan Kurultayına yönelik mutlak butlan kararı bir saray darbesidir.' diyerek, talimatı verenlerin ve uygulayanların belli olduğunu vurguladı.
- Milli İradeye Saygısızlık: 'Yok hükmünde' dedikleri CHP yönetiminin değil, Türk milletinin kutsal iradesi olduğunu belirten İmamoğlu, 'Milli egemenliğe mahkemeler yoluyla baş kaldırılmıştır.' ifadelerini kullandı.
- Cumhuriyet ve Demokrasiye Tehdit: 'Türk milleti adına' karar alan mahkemenin, milli iradeyi yok hükmünde sayarak 'Cumhuriyeti ve demokrasiyi imha etmekte' olduğunu savundu.
- Hesap Sorma Çağrısı: Yaptıkları hukuksuzlukların hesabının verileceğini belirten İmamoğlu, 'Bu millete kader tayin etmeye kalkanlar, bu ulusun iradesini teslim almaya çalışanlar sizden önce ne yaşadıysa aynısını yaşayacaksınız.' dedi.
- Darbeci ve İşbirlikçi Suçlaması: 'Darbeci, yargı kolları başkanı, kukla ve dahili bedhah kayyım! Hepiniz aynı yerdesiniz!' diyerek sert ithamlarda bulundu.
- Baskın Seçim ve İşgal İddiaları: İmamoğlu, 'Darbecilerin hukuksuz manevralarının, baskın seçim hazırlıklarının, ana muhalefeti işgal çalışmalarının, hepsinin farkındayız.' diyerek, yaşananların daha geniş bir planın parçası olduğunu öne sürdü.
- Korku İktidarı ve Mücadele Vurgusu: 'Koltuğunu terk etmemek için millete her türlü acıyı yaşatanlar, bu operasyonlarla korku iktidarlarının son aşamasına geçiş yapmıştır.' diyen İmamoğlu, Genel Başkan Özgür Özel ile birlikte azim ve kararlılıkla mücadeleye devam edeceklerini belirtti.
- 'Ayağa Kalkın!' Çağrısı: Ulu Önder Atatürk'ün 'Umutsuz zamanlar yoktur, umutsuz insanlar vardır' sözlerini hatırlatarak, Türk milletini 'İstikbali, Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve geleceğimizi korumak için yaşadığımız zorlukları dert etmeyin. AYAĞA KALKIN!' diyerek direnişe çağırdı.
- Siyasi Parti Liderlerine Sesleniş: 'Mesele CHP meselesi değildir! Hattı müdafa değil, sathı müdafa yapmak zorundayız!' diyerek tüm siyasi parti liderlerini Cumhuriyet, demokrasi ve adaleti savunmaya davet etti.
- Milli Birlik ve Beraberlik Vurgusu: 'Hiçbir çılgın, Türk milletine zincir vuramaz!' ve 'Damarlarımızdaki asil kan 86 milyona bunu emretmektedir!' ifadeleriyle milli iradenin gücüne dikkat çekti.
- Sonuç: 'Ya Bugün, Ya Hiç!': Açıklamasını 'BÜYÜK TÜRK MİLLETİ DARBEYE TESLİM OLMAYACAKTIR! YA BUGÜN, YA HİÇ!' sözleriyle tamamladı.
CHP Genel Merkezi'ne yönelik polis müdahalesi ve ardından Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun 'saray darbesi' nitelemesiyle yaptığı sert açıklamalar, Türkiye siyasetinde tansiyonu zirveye taşıdı. Bu olay, sadece bir parti içi mesele olmaktan çıkarak, milli egemenlik, hukuk devleti ilkeleri ve demokrasi tartışmalarını yeniden alevlendirdi. İmamoğlu'nun 'ayağa kalkın' çağrısı, geniş kitleleri sokağa ve siyasi eyleme davet eden, oldukça radikal bir söylem olarak öne çıkıyor. Bu durum, önümüzdeki günlerde siyasi kutuplaşmanın daha da derinleşebileceğine ve toplumsal gerilimin artabileceğine işaret ediyor. Özellikle 'baskın seçim hazırlıkları' ve 'ana muhalefeti işgal çalışmaları' iddiaları, siyasi arenada yeni gerilim noktaları yaratma potansiyeli taşıyor. Siyasi parti liderlerine yapılan 'sathı müdafa' çağrısı, muhalefet cephesinde geniş bir birleşme arayışını tetikleyebilirken, iktidar kanadından gelecek tepkiler de sürecin seyrini belirleyecek. Bu gelişmeler, Türkiye'nin yakın siyasi geleceği açısından kritik bir dönemeç teşkil etmektedir.