Yerel 5 dk okuma

Bolu Belediyesi ihalelerinde milyonluk farklar ve bilirkişi raporunun detayları

Bolu Belediyesi'ne yönelik soruşturma dosyasındaki 52 sayfalık bilirkişi raporu, ilaçlama ve kıyafet alımlarında milyonluk farklar ile üst yönetim denetim sorumluluğunu gözler önüne serdi.

A
Editör
Ahmet Yılmaz
Yayınlanma Tarihi
Paylaş
Bolu Belediyesi bina önü ve ihale soruşturması dosyası
Bolu Belediyesi'ne yönelik yürütülen ihale soruşturması ve bilirkişi raporu detayları yankı uyandırmaya devam ediyor.

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan 52 sayfalık bilirkişi raporu, belediyenin gerçekleştirdiği kritik ihale süreçlerindeki milyonluk fiyat farklarını ve idari sorumlulukları gözler önüne serdi. 13 Ekim 2026 tarihli raporda, özellikle kıyafet alımları ile ilaçlama hizmetlerinin maliyetleri titizlikle incelenirken, piyasa araştırmaları ve ödeme süreçlerindeki hukuki uyumsuzluklar detaylı bir şekilde ele alındı. Soruşturma dosyasında yer alan bu kapsamlı bulgular, yerel yönetim harcamalarındaki denetim mekanizmalarının ve yaklaşık maliyet hesaplamalarının nasıl yapıldığını, idarenin tüm katmanlarıyla birlikte masaya yatırdı.

Sürecin arka planına bakıldığında, 2023, 2024 ve 2026 yıllarını kapsayan ihale dosyalarının adli makamlarca titizlikle tarandığı görülüyor. Yürütülen operasyonlar ve ardından gelen tutuklama kararları, yerel yönetim bütçelerinin harcanmasında şeffaflık ile kamu yararı ilkelerinin ne denli kritik bir hukuki zemin oluşturduğunu bir kez daha hatırlattı. Raporun somut verileri, sadece rakamsal bir sapmayı değil, aynı zamanda idari denetim zincirindeki olası aksaklıkları da adım adım ortaya koymaktadır.

Bolu Belediyesi ihale dosyalarında tespit edilen milyonluk farklar

Bilirkişi raporunun en çok dikkat çeken bölümlerinden birini, farklı yıllarda gerçekleştirilen kıyafet alımlarının karşılaştırmalı maliyet analizleri oluşturdu. İncelemede, 2024 yılında yapılan kıyafet alımının toplam bedeli ile karşılaştırma amacıyla ele alınan başka bir ihale bedeli arasında 4 milyon 263 bin 297 TL'lik devasa bir fark bulunduğu hesaplandı. Bu kapsamda, söz konusu alımla bağlantılı olarak KDV dahil 5 milyon 115 bin 956 lira 40 kuruş tutarında bir kamu zararı hesabı da rapora yansıtıldı.

Benzer bir tablo 2026 yılındaki alımlarda da kendini gösterdi ve iki ihale bedeli arasında 2 milyon 875 bin 800 TL'lik bir fark tespit edildi. Bu alımla ilgili olarak ise raporda ayrıca KDV dahil 1 milyon 463 bin 40 TL tutarında ek bir kamu zararı hesabı yer aldı. Bilirkişiler, ihale bedelleri arasındaki farklar ile hesaplanan kamu zararı tutarlarının birbirine karıştırılmaması gerektiğinin altını özellikle çizdi.

  • 2024 yılındaki kıyafet alımlarında iki ihale arasında 4.263.297 TL fark hesaplandı.
  • 2026 yılındaki alımlarda ise karşılaştırılan bedeller arasında 2.875.800 TL fark bulundu.
  • Söz konusu alımlarla bağlantılı olarak toplamda milyonlarca liralık kamu zararı hesaplarına rapora işlendi.

Bu rakamsal veriler, belediye bütçesinden yapılan harcamaların piyasa rayiçleriyle olan uyumsuzluğunu ve yaklaşık maliyet tespitlerindeki soru işaretlerini net bir şekilde ortaya koydu. Uzmanlar, bu denli yüksek fiyat farklarının rekabet koşullarının oluşup oluşmadığı yönünde ciddi idari soru işaretleri doğurduğunu belirtiyor.

Yaklaşık maliyet hazırlık süreçlerinin hukuki analizi

Raporun sadece sonuç bedelleriyle sınırlı kalmayıp, yaklaşık maliyetlerin nasıl hazırlandığını da sorgulaması incelemenin teknik boyutunu derinleştirdi. Bilirkişiler, piyasa fiyatı araştırmalarının niteliğini, tekliflerin rekabetçi koşullarda sunulup sunulmadığını ve yaklaşık maliyet cetvellerini oluşturan personelin sorumluluklarını tek tek inceledi. Benzer ürünlerin diğer kamu ihalelerinde çok daha düşük bedellerle temin edildiği yönündeki mukayeseler, maliyet hesaplarındaki metodolojik tartışmaları da beraberinde getirdi.

İhale sürecinde fiyatların belirlenmesi ve alımların yürütülmesi aşamasında görev alan idari personelin sorumlulukları da raporda genişçe yer buldu. Yaklaşık maliyet cetvellerini hazırlayan ve ödeme belgelerine imza atan görevlilerin yetki sınırları, soruşturma makamlarının dikkate alacağı temel unsurlar arasında gösterildi. Bu durum, ihale süreçlerinin sadece üst yönetim nezdinde değil, teknik hazırlık kademelerinde de hukuki bir süzgeçten geçirildiğini kanıtlıyor.

İdarenin piyasa araştırması yaparken hangi kriterleri baz aldığı, fiyat tekliflerinin yeterli rekabeti sağlayıp sağlamadığı ve harcama talimatlarının mevzuata uygunluğu dosyanın en kritik alt başlıklarını oluşturdu. Bu teknik detaylar, kamuda kaynak verimliliği ilkesinin ihale hazırlık safhasından itibaren ne kadar hassasiyet gerektirdiğini gözler önüne seriyor.

İlaçlama hizmetlerinde 4734 sayılı kanun uyumsuzluğu

Bilirkişi raporunun bir diğer önemli odak noktası ise Park ve Bahçeler Müdürlüğü tarafından yürütülen ilaçlama ve yabani ot kontrolü hizmetleri oldu. Raporda, 2023, 2024 ve 2026 yıllarına ait toplam üç ihale kayıt numarası üzerinden ayrıntılı bir inceleme gerçekleştirildi. Bu hizmetlerin personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı yöntemiyle temin edilmesinin mevzuata uygunluğu hukuki açıdan masaya yatırıldı.

Yapılan değerlendirmede, söz konusu hizmetlerin bu yöntemle ihale edilmesinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleriyle uyumlu olmadığı yönünde tespitlere yer verildi. İlaçlama ve yabani ot mücadelesi gibi düzenli olarak tekrarlanan hizmetlerin temin türünün doğru belirlenip belirlenmediği, denetim raporunun idari boyutunu güçlendirdi. Bu tespitler, soruşturmanın sadece alım maliyetleriyle değil, ihale türünün seçimi gibi temel usul kurallarını da kapsadığını gösterdi.

Hizmet alımı ihalelerindeki bu tür usuli tartışmalar, yerel yönetimlerin operasyonel faaliyetlerini yürütürken karşılaştığı hukuki sınırları bir kez daha hatırlattı. Uzmanlar, ihale usulü seçimindeki hataların hem idari sorumluluk doğurduğunu hem de kamu kaynaklarının etkin kullanımı açısından sakıncalar barındırdığını vurguluyor.

Üst yönetim gözetim sorumluluğu ve Rasim Özdemir detayı

Soruşturma dosyasının idari sorumluluk zincirindeki en üst halkasını ise Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Rasim Özdemir oluşturdu. Bilirkişi raporunda, Özdemir'in 2024 ve 2026 yıllarındaki ihalelerde üst yönetim onayı veren başkan yardımcısı olduğu vurgulandı. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu hükümleri çerçevesinde, üst yöneticilerin sahip olduğu genel gözetim ve denetim sorumluluğu detaylıca ele alındı.

Raporda yer alan değerlendirmelere göre, Rasim Özdemir'in üst yönetici sıfatından kaynaklanan denetim ve gözetim yükümlülüğünün adli makamlarca değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Bu gelişmeyle birlikte, incelemenin sadece teknik çalışanlarla sınırlı kalmayıp, siyasi ve idari karar verici mekanizmalara kadar uzandığı netlik kazandı. Park ve Bahçeler Müdürü Neşe Esen ile birlikte diğer soruşturma şüphelilerinin pozisyonları da bu idari zincirin ayrılmaz bir parçası olarak rapora yansıdı.

Yargı süreçlerinin bu aşamasında, üst yönetimin onay mekanizmalarındaki sorumluluk sınırlarının mahkeme huzurunda nasıl şekilleneceği merakla bekleniyor. İdari sorumluluk ilkeleri ile mali denetim mekanizmalarının kesiştiği bu nokta, dosyanın en kritik hukuki tartışma alanını oluşturuyor.

Soruşturma dalgası ve adli sürecin sonraki adımları

Bolu Belediyesi'ne yönelik olarak 26 Ekim tarihinde düzenlenen operasyonlar ve ardından 27 Ekim'de hâkim karşısına çıkan şüphelilerin durumu, dosyanın sahadaki yansımalarını hızlandırdı. Operasyonlar sonucunda aralarında Belediye Başkan Yardımcısı Rasim Özdemir, Neşe Esen ve Tural Ateş'in bulunduğu isimler tutuklanarak cezaevine gönderilirken, bir şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Tutuklama kararlarının ardından 13 Ekim tarihli bilirkişi raporunun içeriğinin kamuoyuna yansıması, soruşturmanın seyrini değiştirdi.

Önümüzdeki hukuki süreçte, bilirkişi raporundaki tespitlerin iddianameye nasıl yansıyacağı ve mahkemenin bu milyonluk fiyat farkları ile kamu zararı iddialarını hangi deliller ışığında değerlendireceği yakından takip edilecek. Savcılığın yürüttüğü soruşturmanın derinleşmesiyle birlikte, ihale süreçlerinde imzası bulunan diğer personel ve yöneticilerle ilgili yeni adımların atılıp atılmayacağı da merak konusu olmaya devam ediyor.

Yerel yönetimler tarihindeki bu tür mali soruşturmalar, kamu kaynaklarının korunması ve denetim mekanizmalarının işleyişi açısından emsal niteliği taşıyor. Bolu'daki bu hukuki süreç, tüm belediyeler adına ihale hazırlıkları ve harcama yetkilerinin ne denli titizlikle yürütülmesi gerektiğini gösteren somut bir uyarı niteliği taşımaktadır.

Bu Haber Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?