Dünya 3 dk okuma

Çin'in Körfez diplomasisi ve Washington Tahran geriliminin jeopolitik yansımaları

Çin, Ortadoğu'daki diplomatik nüfuzunu artırmak için Körfez liderleriyle üst düzey temaslar gerçekleştirirken, ABD-İran geriliminden doğan boşluğu doldurmaya hazırlanıyor.

S
Editör
Selin Aras
Yayınlanma Tarihi
Paylaş
Pekin'de gerçekleştirilen diplomatik temaslardan kare
Çin ve Körfez ülkesi liderlerinin başkent Pekin'deki resmi temasları geniş yankı uyandırdı.

Pekin yönetimi, Ortadoğu'daki diplomatik nüfuzunu artırmak amacıyla Körfez liderleriyle bir dizi üst düzey temas gerçekleştirirken, bu hamle ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında kasım ayında yapılması beklenen kritik zirve öncesinde dikkat çekiyor.

Uluslararası ilişkiler uzmanları, Washington ile Tahran arasında yaşanan krizlerin Pekin'e stratejik bir alan açtığını belirtirken, Çinli yetkililerin bölgedeki diplomatik ve ekonomik varlığını derinleştirmek için yoğun bir mesai harcadığına dikkat çekiyor.

Umman Sultanı Haytim bin Tarık'ın Pekin ziyareti

Umman Sultanı Haytim bin Tarık, iki ülke arasında yaklaşık 50 yıl önce kurulan diplomatik ilişkilerden bu yana Çin'e resmi bir ziyaret gerçekleştiren ilk Umman devlet başkanı olarak tarihe geçti.

Pekin'deki törenin ardından gerçekleştirilen ikili görüşmelerde, iki liderin bölgesel meseleler ve ekonomik işbirliği imkanlarını kapsamlı bir şekilde ele aldığı resmi kaynaklar tarafından duyuruldu.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, görüşme sırasında yaptığı değerlendirmede, Ortadoğu'nun büyük güçlerin rekabetine ve jeopolitik çatışmalara sahne olmaması gerektiğinin altını çizdi.

Pekin'in bölgesel krizlerin çözümünde yapıcı bir rol oynamaya devam edeceğini vurgulayan Xi, güvenlik ikilemlerinin aşılması için ortak akıl vurgusu yaptı.

Çin dışişleri bakanı Wang Yi'nin diplomatik temasları

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Umman Sultanı'nın ziyaretine paralel olarak Suudi Arabistan Ulusal Güvenlik Danışmanı Musad bin Muhammed El Aiban ve İran Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreter Yardımcısı Ali Bagheri Kani ile ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirdi.

Bu kritik temaslarda, bölgesel istikrarın korunması ve küresel ticaret yollarının güvenliği gibi başlıkların masaya yatırıldığı bildirildi.

Wang Yi, İranlı yetkililerle yaptığı görüşmede Pekin yönetiminin İran'ın egemenliğini ve güvenliğini koruma çabalarını desteklediğini açık bir şekilde ifade etti.

İran tarafı ise Çin'in uluslararası ve bölgesel barışın tesisinde daha etkin ve önemli bir rol üstlenmesini beklediklerini dile getirdi.

Pekin'in bölgesel arabuluculuk rolü ve ekonomik manevraları

Şubat ayında ABD ve İsrail'in İran'a yönelik düzenlediği ortak saldırıların ardından Çin, Tahran'ı Pakistan'daki ateşkes görüşmelerine yönlendiren aktörler arasında öne çıkmıştı.

Uluslararası ilişkiler uzmanları, Çin'in bölgedeki etkisinin geçmiş yıllara kıyasla değiştiğini ancak devasa yatırımları ve ticaret hacmi göz önüne alındığında bu varlığın göz ardı edilemeyeceğini vurguluyor.

Pekin'in Tahran üzerindeki en büyük ekonomik kaldıracını, İran'ın ham petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90'ını satın alması oluşturuyor.

Yılın ikinci çeyreğinde Çin'in ham petrol ithalatını düşürmesi, küresel ekonomide yaşanabilecek büyük bir enflasyon şokunun önüne geçerken petrol fiyatlarındaki dalgalanmaları da dengeledi.

Hürmüz Boğazı krizi ve küresel ekonomi üzerindeki riskler

Dünyadaki petrol ve gaz akışının önemli bir kısmının geçtiği Hürmüz Boğazı'nda yaşanabilecek uzun süreli kesintiler, Çin ekonomisi için de ciddi riskler barındırıyor.

Enerji arzında yaşanabilecek sıkıntılar, küresel çapta enflasyonu tetikleyerek Çin mallarına olan dış talebi olumsuz etkileyebilecek temel etkenler arasında yer alıyor.

Tahran ile Washington arasında yürütülen müzakerelerin boğazın yeniden ulaşıma açılması gibi kritik başlıkları kapsadığı bilinirken, ABD'deki ara seçimlerin ardından olası askeri adımlar Pekin'de endişeyle takip ediliyor.

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mao Ning, kasım ayı ortalarında İran, Umman ve Suudi Arabistan'a özel elçi Zhai Jun'un gönderileceğini duyurarak diplomatik faaliyetlerin kesintisiz süreceğini belirtti.

Apec zirvesi öncesi stratejik dengeler ve gelecek senaryoları

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile ABD Başkanı Donald Trump'ın Shenzhen kentinde düzenlenecek Apec konferansında bir araya gelmesi beklenirken, bu buluşma öncesi atılan adımlar büyük önem taşıyor.

Trump'ın Ortadoğu'da hızlı bir anlaşmaya varma isteği, Çin'e kendisini bölgede güvenilir bir barış aktörü olarak konumlandırma fırsatı sunuyor.

Pekin'in daha önce Suudi Arabistan ile İran arasında sağladığı uzlaşı modelini tekrarlamak isteyip istemeyeceği önümüzdeki günlerde netleşecek.

Uzmanlar, Çin'in Körfez ülkeleriyle ilişkilerini geliştirme çabası ile ABD ile olan stratejik rekabetinin birbirini destekleyen süreçler olduğunun altını çiziyor.

Bu Haber Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?