Kenya mahkemesi, Shakahola Ormanı'nda yüzlerce kişinin ölümüne yol açan kıyamet tarikatının lideri Paul Mackenzie'yi 190'ı çocuk olmak üzere 191 kişinin ölümünden suçlu bularak toplam 200 yıl hapis cezasına çarptırdı. Eski taksi şoförü olan Mackenzie, kurduğu Good News International Kilisesi kisvesi altında müritlerine kendilerinin ve çocuklarının cennete gidebilmesi için açlıktan ölme talimatı vermişti. Küresel çapta modern tarihin en büyük tarikat facialarından biri olarak kayıtlara geçen davanın karar duruşması, ülkenin kıyı kentindeki Mombasa mahkemesinde görüldü ve adalet sisteminde tarihi bir emsal oluşturdu.
Yargıç Diana Kavedza-Mochache tarafından açıklanan karar, sekiz saatten uzun süren kapsamlı bir duruşma maratonunun ardından kamuoyuyla paylaşıldı. Mahkeme heyeti, sanığın işlediği suçların vahametini göz önünde bulundurarak açlıktan ölümlere sebep olmaktan 100 yıl, doğrudan cinayetten ise 100 yıl olmak üzere cezayı iki ayrı kalemde 200 yıl olarak hükme bağladı. Savcılık makamı, tarikat üyelerinin sistematik bir şekilde manipüle edildiğini, çocukların tecrit edilerek gıdadan mahrum bırakıldığını ve bazı kurbanların henüz hayattayken toplu mezarlara gömüldüğünü adli tıp raporlarıyla kanıtladı.
Shakahola Ormanı'ndaki Toplu Mezarların Ortaya Çıkış Süreci
Facianın boyutları, 2023 yılının Mart ayında polise gelen bir ihbar sayesinde tam anlamıyla gün yüzüne çıktı. Bir vatandaşın, kardeşinin ve eşinin Mackenzie'nin talimatıyla çocuklarını ormanda açlıktan ölüme terk ettiğini bildirmesi üzerine güvenlik güçleri bölgede geniş çaplı arama başlattı. İlk operasyonlarda gözaltına alınan ve kısa süreliğine kefaletle serbest bırakılan tarikat liderinin, bu süreçte müritlerine kıyamet tarihini öne çektiğini söylediği tespit edildi. Polis ekiplerinin ormanlık alanı sistematik olarak taramasıyla birlikte, ağaç altlarında ve derin çukurlarda yüzlerce ceset gün ışığına çıkarıldı.
Güvenlik birimlerinin Shakahola Ormanı'nda yürüttüğü kazı çalışmalarında bugüne kadar 400'den fazla cesede ulaşıldı. Bölgedeki cesetlerin ileri derecede çürümesi ve iskelet haline gelmesi nedeniyle kimlik tespiti yapmak son derece güç bir süreç haline geldi. Adli tıp uzmanları, şu ana kadar sadece 26 cesedin kimliğini kesin olarak tespit edebildi. Yargılamaya konu olan ilk karar dalgası, 191 kişinin ölümünü kapsarken, geri kalan 200'den fazla cesedin kimlik tespiti ve ölüm nedenlerine ilişkin soruşturma dosyaları ayrı ayrı yürütülmeye devam ediyor. Sanık Paul Mackenzie ise hakkındaki tüm suçlamaları reddederek müritlerini oruç tutmaya zorlamadığını savundu.
- Mahkeme, açlıktan ölüme sebep olmaktan 100 yıl hapis cezası verdi.
- Doğrudan cinayet suçlamasıyla ek 100 yıl hapis cezası hükme bağlandı.
- Toplamda 190 çocuk ve bir yetişkinin ölümü mahkeme kararında yer aldı.
Eski Taksi Şoföründen Sözde Peygambere Uzanan Karanlık Yol
Paul Mackenzie'nin tarikat liderliğine uzanan yaşam öyküsü, sıradan bir meslekten radikal bir radikalizme geçişin çarpıcı bir örneğini teşkil ediyor. Geçmişte taksi şoförlüğü yapan Mackenzie, kurduğu sözde kilise yapılanması üzerinden müritlerinin modern toplumsal hayatla tüm bağlarını koparmasını sağladı. Tarikat üyelerine çocuklarını okula göndermeyi, hastanelere gitmeyi ve tıbbi yardım almayı, bu kurumları şeytani ilan ederek kesin bir şekilde yasakladı. Orman içinde polietilen örtülerden ve çitlerden kurulan derme çatma barakalarda yaşayan müritler, Kudüs ve Yahudiye gibi İncil'e atıfta bulunan isimlerle ayrılmış bölgelerde tecrit altında tutuldu.
Sistemin işleyiş mekanizması, müritlerin varlıklarını tamamen tarikat merkezine devretmesini ve dış dünya ile iletişimlerini tamamen kesmelerini zorunlu kılıyordu. Mackenzie'nin yakın çevresindeki suç ortakları, liderin emirlerine uymayan veya açlık grevinden vazgeçmek isteyen müritleri şiddetli darp ve tehditlerle kontrol altında tuttu. Toplu mezarlardan çıkarılan kurbanların fiziksel durumları, aylarca süren açlık ve yetersiz beslenmenin yanı sıra doğrudan fiziksel şiddete de maruz kaldıklarını net bir şekilde ortaya koydu. Savcılık, sanığın sadece Shakahola ile sınırlı kalmayıp, tutukluluk halindeyken bile farklı köylerde benzer ölümleri organize etmeye devam ettiğini belirtti.
Kenya'nın Dini Yapısı ve Denetimsizlik Tartışmaları
Yaşanan bu benzeri görülmemiş facia, Kenya genelinde toplumsal yaşamda son derece baskın olan dini inançlar ve kilise denetimleri konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Ülkede resmi kayıt altında binlerce kilise ve dini kuruluş bulunmasına rağmen, bu yapıların mali kaynakları, liderlerin geçmişleri ve topluluk içi faaliyetleri uzun süredir yeterince denetlenmiyordu. Uzmanlar, devlet kurumlarının denetim mekanizmalarındaki boşlukların, Mackenzie gibi radikal figürlerin yıll boyunca faaliyetlerini gizleyerek sürdürmesine zemin hazırladığını vurguluyor. Nitekim yetkililerin radarına ilk kez 2017 yılında giren tarikat liderinin, o dönem yapılan aramalara rağmen faaliyetlerine devam edebilmesi idari ihmal tartışmalarını beraberinde getirdi.
Kamuoyunda ve hukuk çevrelerinde yükselen sesler, benzer trajedilerin bir daha yaşanmaması adına dini kurumların ruhsatlandırılması, mali denetimleri ve faaliyet raporlamaları konusunda çok daha sert yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesini talep ediyor. 2019 yılında devlete ait güçler tarafından kilisesi kapatılan Mackenzie'nin Shakahola Ormanı'na yerleşerek faaliyetlerini yer altından yürütmeye başlaması, güvenlik birimlerinin radikal dini yapılarla mücadele kapasitesini gözden geçirmesine neden oldu. Sivil toplum kuruluşları ve insan hakları örgütleri, özellikle yoksul ve dezavantajlı kesimlerin bu tür istismar ağlarına karşı korunması için devletin önleyici sosyal politikalar geliştirmesi gerektiğinin altını çiziyor.
Devam Eden Yargılamalar ve Terör Suçlamaları
Paul Mackenzie aleyhindeki hukuki süreç, 200 yıllık hapis cezasıyla sınırlı kalmayıp çok daha geniş bir suç yelpazesini kapsıyor. Sanık, ormandaki ölümlerin yanı sıra terörizm suçlamalarıyla da yargılanıyor ve bu iddiaları da reddediyor. Savcılık makamı, Mackenzie'nin cezaevinde tutulduğu dönemde bile Shakahola'ya yaklaşık 18 mil uzaklıktaki Kwa Binzaro köyünde 52 kişinin ölümünü organize ettiğini öne sürerek yeni iddianameler hazırladı. Bu davanın yargılama süreçleri önümüzdeki aylarda mahkeme salonlarında ele alınmaya devam edecek.
Hukukçular, Kenya yargı tarihinin en büyük toplu katliam davalarından biri olan bu sürecin, benzer suçlar işleyen diğer tarikat liderleri için caydırıcı bir emsal teşkil edeceğini belirtiyor. Kurban yakınları ve hayatta kalan az sayıdaki mağdur ise adaletin tecelli etmesini memnuniyetle karşılamakla birlikte, kaybettikleri yakınlarının acısının taze olduğunu ifade ediyor. Önümüzdeki dönemde hem kimlik tespiti tamamlanamayan cesetlerin defnedilmesi hem de devam eden terör davalarının sonuçlanmasıyla birlikte, Shakahola faciasının hukuki ve toplumsal artçı sarsıntılarının uzun süre devam etmesi bekleniyor.