Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Antalya'da düzenlenen 3. Ulusal Biyomedikal Kongresi'nde yaptığı açıklamada, Türkiye'nin sağlık hizmetlerinin yanı sıra teknoloji, cihaz ve malzeme üretiminde de önemli bir insan gücüne sahip olduğunu vurguladı. Ülkenin son çeyrek asırda yakaladığı altyapı ve insan kaynağı kapasitesinin küresel ölçekte örnek teşkil ettiğini belirten Bakan Memişoğlu, bu birikimin artık katma değerli üretime dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti.
Biyomedikal Teknolojileri Derneği tarafından gerçekleştirilen organizasyonda konuşan Memişoğlu, Türkiye'nin yaklaşık 1.5 milyonluk sağlık çalışanı ordusu ve 275 bin hasta yatağı kapasitesiyle yalnızca ulusal sınırlarda değil, uluslararası alanda da referans bir sağlık üssü haline geldiğine dikkat çekti.
Türkiye Sağlık Sektöründe Küresel Pazar Konumundan Üretici Konumuna Geçiyor
Son 25 yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde tesis edilen yönetsel ve fiziki altyapı kalitesi, Türkiye'yi sağlık alanında bambaşka bir lige taşıdı. Geleneksel olarak dışa bağımlı olunan tıbbi cihaz ve malzeme tedarik zincirinde, yerli imkanların devreye sokulması için stratejik adımlar atılıyor. Bakan Memişoğlu'nun dile getirdiği 'Üreten Sağlık' kavramı, bu dönüşümün omurgasını oluşturuyor.
Küresel sağlık endüstrisinde Türkiye'nin artık sadece tüketen ve hazır ürün satın alan bir pazar olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin altı çiziliyor. Ülkenin sahip olduğu nitelikli mühendis, teknisyen ve hekim profili, uluslararası ortaklıklar için cazip bir zemin hazırlıyor. Uzmanlar, bu vizyonun hayata geçirilmesiyle birlikte dış ticaret açığının kalıcı olarak kapanmasında sağlık teknolojilerinin kilit rol oynayacağını belirtiyor.
Sektörel paydaşların ortak bir akıl ve hedef doğrultusunda kenetlenmesi, dışa bağımlılığın kırılarak yerli inovasyon merkezlerinin kurulmasını hızlandırıyor. Türkiye'nin genç ve dinamik nüfusu ile güçlü sanayi altyapısı, bu süreçte en büyük rekabet avantajı olarak öne çıkıyor. Bakanlık düzeyinde yürütülen koordinasyon çalışmaları, yerli üreticilerin önünü açan yasal ve idari düzenlemelerle destekleniyor.
TÜSEB Aracıyla Fikirler Ticari Ürüne ve Küresel Pazara Dönüşüyor
Sağlık Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB), 'Fikirden Ürüne, Türkiye'den Dünyaya' mottosuyla araştırmacılara ve girişimcilere kritik bir kuluçka merkezi sunuyor. Sahadaki sağlık çalışanlarının, mühendislerin ve teknisyenlerin günlük operasyonlarda yaşadığı deneyimler, yeni nesil tıbbi cihazların tasarlanmasında birinci elden veri kaynağı işlevi görüyor.
Üreten Sağlık Portalı üzerinden iletilen projeler, patent süreçlerinden geçirilerek doğrudan finansman kaynakları ve sanayi temsilcileriyle buluşturuluyor. Bu mekanizma sayesinde, masabaşında kalan teorik fikirlerin hızlı bir şekilde prototip aşamasına geçmesi sağlanıyor. Kurumlar arası iş birliğinin artması, bürokratik engellerin asgari seviyeye indirilmesine zemin hazırlıyor.
Biyomedikal alanında görev yapan personelin sadece bakım ve onarım odaklı konumlandırılması anlayışı bu süreçte tamamen bertaraf ediliyor. Sahadaki her bir çalışanın potansiyel bir mucit ve geliştirici olduğu kabul edilerek, Ar-Ge faaliyetlerine katılımı teşvik ediliyor. Böylece üniversite-sanayi-kamu üçgeninde entegre bir ekosistem inşa ediliyor.
Yerli Solunum Cihazı ve Kalp Akciğer Makinesi Başarılı Sonuçlar Veriyor
Yerli ve milli imkanlarla geliştirilen sağlık teknolojilerinin sahadaki somut karşılıkları uluslararası alanda da takdir topluyor. COVID-19 pandemisi döneminde acil ihtiyaç duyulan ve seri üretime alınan solunum cihazları, bugün Batman'da üretilerek dünya genelinde 45 farklı ülkeye ihraç ediliyor. Bu başarı, kriz durumlarında Türkiye'nin kendi kendine yetebilme kapasitesini kanıtlayan en net örnek olarak tarihe geçti.
Benzer şekilde yerli imkanlarla tasarlanıp üretilen kalp-akciğer makinesi, bugüne kadar 60 hastada başarıyla kullanılarak klinik güvenilirliğini tescilledi. Oksijenatör üretimindeki Ar-Ge çalışmaları hız kesmeden devam ederken, yerli aşı ve ilaç geliştirme projelerinde de son aşamalara gelindi. Özellikle ilk yerli immünolojik akıllı ilacın klinik çalışma evresine geçmesi, biyoteknoloji alanında atılan dev adımlardan biri olarak kayıtlara geçti.
Ürün çeşitliliğini artırma stratejisi kapsamında ultrason cihazı üretimi için uluslararası anlaşmalar imzalandı ve iki yıl içinde yerli ultrason cihazlarının seri üretim hatlarından çıkması hedeflendi. Savunma sanayisinin kazandırdığı teknolojik altyapı ve disiplin, sağlık sektörüne de doğrudan transfer ediliyor.
Robotik Cerrahi ve Geleceğin Sağlık Teknolojilerinde Yeni Hedefler
Türkiye'nin önümüzdeki dönemdeki en büyük teknolojik hamlelerinden biri de robotik cerrahi sistemlerinin yerli imkanlarla geliştirilmesi olacak. Hem yazılım hem de donanım altyapısının tamamen yerli mühendisler tarafından tasarlanması için küresel ölçekteki firmalarla temaslar sürüyor. Hekimlerin, mühendislerin ve teknisyenlerin ortak ortaklığıyla şekillenen bu projeler, ülkeyi tıbbi robotik teknolojilerinde üst üste katma değer üreten bir konuma taşıyacak.
Bakanlık tarafından hazırlığı yapılan yeni yapılanma ve stratejik hamleler, gelecek yıl tüm sağlık endüstrisine ilan edilecek. Sektörün tüm aktörlerini ortak bir çatı altında toplayacak olan bu yeni vizyon, Türkiye'yi bölgesel bir sağlık teknolojileri üssü yapmayı amaçlıyor. Uzmanlar, atılan bu adımların orta vadede hem ekonomik hem de stratejik anlamda ülkeye çok katma değerli geri dönüşler sağlayacağını öngörüyor.
Türkiye'nin nitelikli insan gücüne duyulan güvenin altını çizen yetkililer, en iyisini üretme iradesinin kararlılıkla sürdürüleceğini belirtiyor. Sağlıkta dönüşümün ikinci fazı olarak nitelendirilen bu üretim hamlesi, ülkenin küresel rekabet gücünü en üst seviyeye çıkarmaya aday görünüyor.