Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Avrupa Konseyi Spordan Sorumlu Bakanlar Konferansı'na katılarak Türkiye'nin sporda güvenlik, kapsayıcılık ve çocuk hakları vizyonunu uluslararası platformda paylaştı.
Monako Prensi II. Albert ve Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Alain Berset'in de katıldığı üst düzey zirvede, güvenli ve sağlıklı spor ekosistemleri inşa edilmesi amacıyla kritik oturumlar gerçekleştirildi.
Uluslararası Zirvede Güvenli ve Kapsayıcı Spor Vizyonu
Avrupa Konseyi çatısı altında düzenlenen konferansa 17 ülkeden bakan ve 7 ülkeden devlet bakanı düzeyinde katılım sağlanırken, programın ana eksenini "Daha Güvenli ve Daha Sağlıklı Spor için Ortak Bir Taahhüt Oluşturma" ile "Taahhütten Eyleme: Daha Güvenli ve Daha Sağlıklı Sporu Hayata Geçirmek" başlıklı paneller oluşturdu. Temmuz 2016 tarihinde imzalanan ve spor alanında bütünleşik güvenliği merkeze alan Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nin 10. yıl dönümü vesilesiyle bir araya gelen üye ülkeler, sahadaki pratik uygulamalarını masaya yatırdı.
Bakan Osman Aşkın Bak, zirve kapsamında yaptığı "Tüm Çocuklar İçin Daha Güvenli ve Daha Sağlıklı Spor" başlıklı konuşmasında, Türkiye'nin son çeyrek yüzyılda spor altyapısına yaptığı devasa yatırımlara ve genç odaklı devlet politikalarına dikkat çekti. Hiçbir çocuğun ekonomik, sosyal ya da fiziksel engellerle sporun dışında kalmadığı bir ekosistem inşa etmeyi amaçladıklarını belirten Bak, bu vizyonun 12. Kalkınma Planı ve Bakanlığın 2024-2028 Stratejik Planı ile somut projelere dönüştürüldüğünü vurguladı.
Konferans boyunca Türkiye'nin 81 ilde hayata geçirdiği gençlik merkezleri, genç ofisleri, kamplar ve modern spor tesisleri ağı detaylı bir şekilde anlatıldı. Bakanlık eliyle yürütülen projelerin dezavantajlı grupları, engelli bireyleri ve mülteci misafirleri de kapsayan geniş bir yelpazede ele alındığı ifade edilerek, uluslararası kuruluşlarla kurulan ortaklıkların sahadaki yansımaları paylaşıldı.
81 İlde Gençlik Merkezleri ve Kapsayıcı Projeler
Türkiye'nin son yıllarda spor tesisi altyapısında yakaladığı ivme, ülke genelindeki milyonlarca çocuğun güvenli spor ortamlarıyla buluşmasını sağladı. Bakan Bak'ın paylaştığı verilere göre, "Spor Okulları", "Sokaklar Bizim" ve "Yüzme Bilmeyen Kalmasın" gibi kitlesel projeler sayesinde her yaştan gence ücretsiz sportif faaliyet alanları açılırken, dezavantajlı kesimlerin spora erişimi en üst düzeye çıkarıldı.
Engelli bireyler için tasarlanan özel spor okulları ve pilot kamp uygulamaları, devletin kapsayıcılık politikasının en somut örnekleri arasında yer alıyor. Öte yandan, mülteci misafirlerin toplumsal uyumunu ve sportif faaliyetlere katılımını artırmak amacıyla Avrupa Birliği, UNHCR, UNICEF ve Olimpik Mülteci Vakfı gibi uluslararası kurumlarla ortak projeler yürütülmeye devam ediyor.
Bu projelerin sadece sportif başarıyı değil, aynı zamanda toplumsal barışı ve entegrasyonu destekleyen birer sosyal politika aracı olduğu, zirvedeki uluslararası katılımcılar tarafından da yakından takip edildi ve örnek alınan uygulamalar arasında gösterildi.
Çatışma Bölgelerindeki Çocuk Hakları ve Gazze Vurgusu
Konuşmasında uluslararası krizlere ve çatışma coğrafyalarındaki hak ihlallerine de geniş yer veren Bakan Osman Aşkın Bak, sporun evrensel değerlerinin savunulduğu bir zeminde yaşanan acılara sessiz kalınamayacağının altını çizdi. İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının çocukları yalnızca eğitim ve spor imkanlarından değil, en temel yaşam haklarından bile yoksun bıraktığına dikkat çekti.
Çocukların, gençlerin ve sporcuların korunmasının coğrafi veya siyasi koşullara göre değişiklik gösteremeyeceğini savunan Bakan Bak, Gazze Şeridi'ndeki ağır insani tablonun tüm uluslararası platformlarda dile getirilmesi gerektiğini vurguladı. BM kararlarına atıfta bulunarak yapılan bu çağrı, konferans salonunda geniş yankı uyandırdı.
Türkiye'nin ısrarlı girişimleri ve diğer üye ülkelerin desteğiyle, Gazze'deki çocukların eğitim, temel ihtiyaçlar, güvenli spor ve psikolojik destekten mahrum bırakılmalarına ilişkin hususların Avrupa Konseyi Spor Bakanları Kararı metnine dahil edilmesi sağlandı. Bu adım, çatışmalardan etkilenen tüm çocukların esenliğinin gözetilmesi yönündeki ortak sorumluluğun teyidi olarak değerlendirildi.
Dopingle Mücadele ve Psiko-Sosyal Riskler
Modern spor dünyasının en büyük tehditlerinden biri olan erken yaşta performans baskısı ve dopingle mücadele konusuna da değinen Bakanlık yetkilileri, çocuk sporcuların korunması için bütüncül bir yaklaşımın şart olduğunu belirtti. Erken yaşlardaki yanlış yönlendirmelerin sporcuların fiziksel ve ruhsal sağlığını riske attığına işaret edilerek, doğru eğitimin önemi vurgulandı.
Fiziksel risklerin yanı sıra dijital dünyanın getirdiği tehlikeler, bağımlılık riskleri ile iklimsel ve çevresel değişimlerin yarattığı psiko-sosyal sınamalara karşı gençlerin korunması gerektiği ifade edildi. Bu kapsamda hayata geçirilen "Adım Adım El Ele: Bağımlılıkla Mücadele Programı" ve koruyucu kamplar aracılığıyla ülke genelinde 494 bini aşkın genç ve sporcuya ulaşıldığı bilgisi paylaşıldı.
Gençlerin kendilerini güvende, değerli ve ait hissettikleri bir ekosistem yaratmanın devlet politikalarının merkezinde yer aldığı, bu tür uluslararası platformlarda paylaşılan en önemli tecrübelerden biri olduğu yinelendi.
Gelecek Dönem Yol Haritası ve Uluslararası İşbirliği
Avrupa Konseyi Spordan Sorumlu Bakanlar Konferansı'nda varılan mutabakatlar ve alınan kararlar, önümüzdeki dönemin spor politikaları açısından kritik bir yol haritası niteliği taşıyor. Türkiye'nin öncülük ettiği insan odaklı ve kapsayıcı spor yaklaşımı, üye ülkeler arasında yeni ortaklıkların kurulmasına zemin hazırlıyor.
Konferansın sonunda yapılan değerlendirmelerde, iyi uygulamaların paylaşılmasının ve ortak sorumluluk bilincinin artırılmasının önemi bir kez daha teyit edildi. Bakan Osman Aşkın Bak, zirveye ev sahipliği yapan ve yapıcı yaklaşımlarıyla sürece katkı sunan tüm üye ülkelere teşekkür ederek Türkiye'nin bu alandaki kararlı duruşunu sürdüreceğini belirtti.