Yerel 4 dk okuma

Osmangazi belediyesi dijital çağda yapay zeka ve felsefe buluşmalarına ev sahipliği yaptı

Osmangazi Belediyesi'nin düzenlediği söyleşide, dijital çağın insan üzerindeki epistemolojik ve ontolojik etkileri felsefi bir bakış açısıyla masaya yatırıldı.

A
Editör
Ahmet Yılmaz
Yayınlanma Tarihi
Paylaş
Osmangazi'de dijital çağ ve yapay zeka konulu felsefe söyleşisi
Yaşar Kemal Medeniyetler Kütüphanesi'nde gerçekleştirilen söyleşide yapay zekanın felsefi boyutları ele alındı.

Osmangazi Belediyesi tarafından Bursa Uludağ Üniversitesi ve Açık Seçik Felsefe iş birliğiyle hayata geçirilen Hisar Arkeoparkı Kültür Buluşmaları, teknoloji ve felsefe eksenindeki derinlemesine tartışmalarla devam ediyor.

Yaşar Kemal Medeniyetler Kütüphanesi Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen Uludağlı Kadın Filozoflar söyleşilerinin ikincisi, son dönemin en kritik entelektüel tartışmalarına sahne oldu.

Hisar Arkeoparkı Kültür Buluşmalarının Felsefi Boyutu

Kültür buluşmaları kapsamında düzenlenen etkinlikler, yerel yönetimlerin akademik dünya ile kurduğu köprünün en somut örneklerinden birini oluşturuyor. Bursa'da felsefe ve bilim meraklılarını bir araya getiren bu platform, sadece güncel meseleleri ele almakla kalmıyor, aynı zamanda köklü akademik sorgulamalara da zemin hazırlıyor.

Söyleşinin moderatörlüğünü üstlenen Prof. Dr. Kadir Çüçen, oturumun açılışında yaptığı değerlendirmelerde, dijitalleşme dalgasının akademi ve toplum üzerindeki dönüştürücü etkilerine dikkat çekti. Üniversite ve yerel yönetim iş birliğinin toplumsal bilinçlenmedeki rolü, bu tür nitelikli organizasyonlarla her geçen gün daha fazla hissediliyor.

Etkinliğin konuğu olan Kilis 7 Aralık Üniversitesi Felsefe Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Özgül Ekinci, katıldığı programda modern dünyanın en baskın unsuru olan dijitalleşmeyi felsefi bir süzgeçten geçirdi. Program boyunca katılımcılar, teknolojinin getirdiği yenilikleri sadece teknik birer araç olarak değil, insan doğasını kökten sarsan olgular olarak ele alma fırsatı buldu.

Dijital Çağın Epistemolojik ve Ontolojik Dönüşümleri

Günümüz dünyasında bilginin üretimi, saklanması ve paylaşımı, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar hızlı bir değişim sürecinden geçiyor. Geleneksel epistemolojik formlar, yapay zeka algoritmaları ve büyük veri havuzları karşısında yeniden tanımlanıyor.

Dr. Öğr. Üyesi Özgül Ekinci, 21'inci yüzyılda yaşanan dijitalleşme sürecinin geriye dönük köklerinin Sanayi Devrimi'ne hatta daha öncesine kadar uzandığını belirtti. İlk çağlardan itibaren insanın temel amacının hayatı kolaylaştırmak ve konfor alanı oluşturmak olduğunun altını çizen Ekinci, günümüzde bu durumun evrildiğini vurguladı.

Teknolojinin artık yalnızca hayatı kolaylaştıran bir unsur değil, bizzat hayatı dönüştüren devasa bir alan haline geldiği gerçeği masaya yatırıldı. Zaman ve mekan algısının bu dönüşümden doğrudan etkilendiği, bilginin gerçeklik ve hakikatle kurduğu bağın ise yapay zeka eliyle yeniden şekillendirildiği detaylıca incelendi.

Teknolojik Hızın İnsan Psikolojisi Üzerindeki Yansımaları

Teknolojik gelişmelerin hızı, bireylerin bu değişimleri sindirme kapasitesini zorlayan bir eşiği çoktan geride bıraktı. İnsan kendi dünyasında yaşanan bu devasa dönüşümleri uzaktan izleyemezken, sürecin doğrudan bir öznesi olmak zorunda kalıyor.

Günümüzde artış gösteren psikolojik rahatsızlıkların temelinde, bireylerin teknolojik dönüşümlere ayak uydurmakta yaşadığı kronik zorluklar yatıyor. Bu değişimi kabullenemeyen insan, yaşadığı uyum sorununu genellikle kendi içinde bir şiddete dönüştürüyor ve suçu kendisinde arıyor.

Değişimin hızı karşısında yetersiz hissetme psikolojisi, modern insanın ruhsal dünyasında derin kırılmalara yol açıyor. Uzmanlar, bireylerin bu yoğun baskı altında kendi varoluş anlamlarını yeniden sorgulamak zorunda kaldığını ve bunun toplumsal yaşamda yeni yabancılaşma biçimleri doğurduğunu ifade ediyor.

Yapay Zeka ve İnsan Emeğinin Geleceği

Yapay zekanın yazılım ve kodlama süreçlerinde insan emeğinin yerini almaya başlaması, istihdamın ötesinde felsefi bir tartışmayı tetikliyor. İnsanın bilgi üretimindeki merkezi rolünün sarsılması, geleceğin dünyasında nasıl bir insanlık anlayışıyla karşılaşacağımız sorusunu gündeme getiriyor.

Söyleşide dile getirilen temel sorulardan biri, yapay zekanın insan eliyle gerçekleştirilen son büyük değişim olup olmayacağıydı. Algoritmaların kendi kendine öğrenme yeteneği kazandığı bir dünyada, insanın gelecekte kendine nasıl bir yer bulacağı konusu katılımcılar tarafından tartışıldı.

Kaotik senaryoların ve yeni insanlık formülasyonlarının konuşulduğu oturumda, teknolojinin insanı dışlayan değil, onunla uyumlanan bir çizgide kalabilmesi için etik sınırların çizilmesinin elzem olduğu vurgulandı.

Geleceğin dünyasında insanın anlam arayışı, teknolojik ilerlemenin gölgesinde kalma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor. Bu durum, felsefenin ve sosyal bilimlerin dijital çağda rehberlik misyonunu her zamankinden daha kritik hale getiriyor.

Anlam Arayışı ve Varoluşsal Sorgulamalar

Dijital çağın getirdiği bu karmaşık tablo, insanı varoluşsal bir boşluğa sürüklerken aynı zamanda yeni bir anlam arayışına da itiyor. Birey, teknolojinin sunduğu sonsuz bilgi akışı içinde kendi öz benliğini ve hakikat algısını koruma mücadelesi veriyor.

Programda ele alınan epistemolojik, ontolojik ve varoluşsal dönüşümler, insanın gelecekteki konumunu belirleyecek ana unsurlar olarak öne çıktı. Katılımcılar, yapay zekanın tarihsel gelişimi ve bugünkü sınırları hakkında derinlemesine bir bakış açısı kazanarak etkinlikten ayrıldı.

Osmangazi Belediyesi'nin öncülüğünde gerçekleştirilen bu tür akademik buluşmalar, kentin kültürel ve entelektüel hayatına zenginlik katmaya devam ediyor. Teknoloji ile felsefenin kesişim kümesinde yapılan bu tartışmalar, önümüzdeki dönemde yaşanacak dönüşümlere ışık tutacak nitelikte veriler sunuyor.

Bu Haber Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?