Washington ve Tahran arasındaki ilişkiler, bir yandan barış umutlarını canlı tutarken diğer yandan savaş riskini yeniden gündeme getiriyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile müzakere edilen anlaşmanın şartlarından henüz memnun olmadığını belirtmesi ve Körfez'deki patlamalar, iki ülke arasındaki durumu karmaşık hale getiriyor.
Ateşkes İnce Bir Çizgide, Diplomatik Süreç İlerliyor
8 Nisan'da yürürlüğe giren ve öncesindeki çatışma döneminden daha uzun süren ateşkes, bu hafta yaşanan gelişmelerle test edildi. İran, ABD'nin Bandar Abbas liman şehrindeki bir "kara kontrol sahasını" vurduğunu belirttiği son ABD saldırılarına, "saldırganlığın cevapsız kalmayacağı" uyarısıyla yanıt verdi. İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) ise bir Amerikan hava üssüne saldırdığını duyurdu. Centcom, Kuveyt üzerinde bir balistik füzenin önlendiğini ve bunun "ciddi bir ateşkes ihlali" olduğunu belirtti. Bu gelişmeler, ilk beş buçuk haftadaki şiddetli çatışmaların ardından bir geri dönüş sinyali olarak yorumlanıyor. ABD, Hürmüz Boğazı çevresinde tehdit oluşturan beş İran insansız hava aracını düşürdüğünü açıklayarak, ticari ve askeri gemilerin güvenliğinin tekrar öncelikli endişe kaynağı olduğunu gösterdi. Ancak iki taraf da bu tür karşılıklı hamlelerin topyekûn bir savaşa dönüşüm olarak görmüyor.
İran'dan ABD Üssüne Saldırı İddiası, Trump'tan Anlaşma Tepkisi
Tüm bu gelişmeler yaşanırken, çok sayıda aktörün dahil olduğu karmaşık bir diplomatik süreç arka planda ilerliyor. Çarşamba günü İran devlet medyası, 14 maddelik bir mutabakat önerisinin taslağını yayınladı. Bu taslakta Tahran'ın beklentileri yer alıyordu: Washington'ın İran limanlarına yönelik deniz ablukasının kaldırılması, ABD güçlerinin "İran yakınlarından" çekilmesi ve Hürmüz Boğazı üzerinden sivil trafiğin yeniden başlatılması, bu sürecin İran ve Umman tarafından yönetilmesi. Raporda, özellikle nükleer konu başta olmak üzere İran'ın herhangi bir taviz vermesi gerektiğine dair bir ifade bulunmuyordu. Beyaz Saray ise bu taslağı "tamamen uydurma" olarak nitelendirdi. Daha sonra ABD Başkanı Donald Trump, anlaşma tekliflerinden henüz memnun olmadığını belirterek, İran'ın "vermesi gereken şeyleri vermeye başladığını" ancak uyulmaması halinde savaşın geri döneceği uyarısını yineledi. Trump, İran ve Umman'ın gemi hareketlerini kontrol etme girişimlerine ilişkin olarak ise Umman'a yönelik sert bir uyarıda bulundu.
ABD Hazine Bakanlığı İran'ın Yeni Kurumuna Yaptırım Uyguladı
Bu arada, ABD Hazine Bakanlığı Çarşamba günü İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki trafiği denetlemek üzere kurduğu "Basra Körfezi Boğaz Otoritesi"ni yaptırım listesine aldı. Hazine Bakanlığı'nın Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), bu girişimi "İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun devlet destekli terör kampanyasından para kazanma çabası" olarak nitelendirdi. Trump, savaşın planlandığı gibi gittiği izlenimini verme çabasında olsa da, tatmin edici bir anlaşmanın henüz ulaşılamaz olduğu ve kendi partisinden bazı isimlerin savaşa dönülmesini istediği belirtiliyor. Benzer baskılar Tahran'da da mevcut; ülkenin en sert sesli figürleri, İran'ın boyun eğdirilemeyeceğini savunarak maksimalist hedefler talep ediyor. Pakistan öncülüğündeki diplomatik çabalar son derece karmaşık bir hal alırken, iki taraf arasındaki temel sorunlar İran'ın nükleer programı, Hürmüz Boğazı'nın gelecekteki yönetimi, yaptırımların kaldırılması ve varlıkların serbest bırakılması gibi konuları kapsıyor. Bu gelişmeler, iki ülke arasındaki tansiyonun yüksek seyrettiğini ve barış ile savaş arasındaki ince çizginin belirsizliğini koruduğunu gösteriyor.
Uzman Analizi:ABD ve İran arasındaki mevcut durum, hem diplomatik çözüm arayışlarının karmaşıklığını hem de askeri gerilimin devam eden riskini gözler önüne seriyor. Trump yönetiminin çelişkili açıklamaları ve yaptırım hamleleri, müzakerelerin kırılganlığını artırırken, İran'ın tepkisel adımları da tansiyonu yükseltiyor. Bu gelişmeler, bölgesel istikrar açısından önemli sonuçlar doğurabilecek bir belirsizlik ortamı yaratmaktadır.