Kültür

Dekolonize Film Günleri: Sinemanın Sömürgecilikten Kurtuluşu Tartışıldı

Dekolonize Film Günleri'nde sinemanın sömürgecilikten kurtuluşu, kültürel kimlik ve ekonomik denge gibi konular tartışıldı. Mecid Mecidi ve Mehmet Bozdağ, küresel sinemanın karşılaştığı zorlukları ve kültürel yozlaşmayı değerlendirdi.

Dekolonize Film Günleri etkinliğinden bir sahne
Dekolonize Film Günleri'nde sinemanın sömürgecilikten kurtuluşu üzerine söyleşi yapıldı.

İstanbul'da düzenlenen Dekolonize Film Günleri kapsamında, sinemanın küresel sömürgecilik mirası ve kültürel bağımsızlık temaları ele alındı. Enstitü Sosyal ve NUN Eğitim ve Kültür Vakfı iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlikte, küresel krizlerin kökenleri ve tarihsel sömürgeciliğin etkileri üzerine bir forum düzenlendi.

Sinemada Kimlik ve Ekonomi Dengesi

Etkinliğin ilk gününde Derviş Zaim'in "Mud (Çamur)", Philip Noyce'un "Rabbit Proof Fence", Mecid Mecidi'nin "Sun Children" ve Mustafa Akkad'ın "Lion of the Desert" filmleri gösterildi. "Sun Children" filminin ardından düzenlenen "Decolonizing the Screen (Ekranı Dekolonize Etmek)" başlıklı söyleşide, İranlı yönetmen Mecid Mecidi ve yapımcı Mehmet Bozdağ, sinemanın ekonomik gerçekleri ve kültürel kimlik arasındaki dengeyi masaya yatırdı.

Mecid Mecidi, sinemanın ekonomik zorluklarla başa çıkamadığında küçülmeye mahkum olduğunu belirterek, reytinglerin yanıltıcı olabileceği uyarısında bulundu. Mecidi, "Ekonomiyi sanatın üstünde tutmadan bir denge kurmalıyız. Eğer seyircinin gözü ve beyni kimliksiz, çok yüzeysel filmlere alışmışsa, ilk başta yaptığınız anlamlı filmler hoşlarına gitmeyecektir." dedi. Sinemanın kitlelere ulaşması gerektiğini vurgulayan Mecidi, devletlerin ve festivallerin sanatsal sinemanın devamlılığı için destekleyici rol oynaması gerektiğini ifade etti. Aksi takdirde, filmlerin sadece devlet için yapılmış olacağını belirtti.

Mecidi, modern yaşam tarzlarının sinema kültürünü etkilediğini ve insanların birbirinden uzaklaştığını dile getirerek, Türkiye ve İran gibi ülkelerin kendi kimlikleriyle dünyaya söyleyecek çok sözü olduğunu söyledi. Türk dizilerindeki kültürel öğelerin yabancılaşmasına dikkat çeken Mecidi, "Sürekli yüzeysel dizi ve filmler sunarsak izleyicinin zevki değişir. Bazı dizileri izlediğimde çok üzülüyorum ve 'Bu dizinin Türkiye'nin kültürüyle ne alakası var?' diye düşünüyorum." ifadelerini kullandı. Bu durumun, fakirliği gizleyip hayal satan Bollywood yapımlarına benzediğini belirten Mecidi, insanların sinemayı bir ağrı kesici gibi kullandığını savundu.

Mecidi, kültürel yozlaşmaya da değinerek, Türk dizilerinde gösterilen şiddet, ihanet ve boşanma gibi temaların Türk kültürünün özünde yer almadığını söyledi. Ekonomik başarı için bu tür unsurlara başvurmak yerine, kendi kültürel değerlerini ön plana çıkararak reyting kazanmanın önemini vurguladı.

Kültürel Bağımsızlık ve Sömürgeciliğin Etkileri

Yapımcı Mehmet Bozdağ ise sömürgeciliğin kültürel tahribatına dikkat çekerek, toplumların kültürel bağımsızlık konusunda kendi kendilerini sorgulaması gerektiğini belirtti. Emperyalist devletlerin kendi kültürlerini bir norm olarak dayattığını vurgulayan Bozdağ, "Sömürgecilik bizim gündelik hayatımızı, müziğimizi, yemeğimizi, örfümüzü, kültürümüzü esir alıyor ve bizde bir yabancılaşma başlıyor." dedi. Televizyon yöneticilerinin naif aile hikayelerine 'tutmayabilir' demesinin, sömürgeleştirilmiş bir zihniyetin göstergesi olduğunu savundu.

Bozdağ, dünya genelinde kültürel bir yozlaşma yaşandığına ve sosyal medyanın insanların dikkatini azalttığına işaret etti. Günümüzde bir yönetmenin veya yapımcının başarı ölçüsünün reyting ve gişe haline geldiğini belirten Bozdağ, Yunus Emre gibi değerlerin eserlerini sadece okunmak için yazmadığını hatırlattı.

Yönetmen Faysal Soysal da sömürgeci anlayışın taklit edilmesinin zararlarına değinerek, sosyal medya ve sömürgeci anlayışın malzemesini yutarak ona hizmet eder hale gelindiğini ve bu taklitlerin kalitesinin orijinali kadar iyi olmadığını ifade etti.

Uzman Analizi:

Dekolonize Film Günleri'ndeki tartışmalar, küresel sinemanın karşı karşıya olduğu kimlik ve ekonomik baskıları net bir şekilde ortaya koymaktadır. Özellikle Mecid Mecidi'nin vurguladığı gibi, kültürel özgünlükten ödün vermeden ekonomik sürdürülebilirliği sağlamak, hem yapımcılar hem de izleyiciler için önemli bir denge gerektirmektedir. Bu tür etkinlikler, sinemanın sadece bir eğlence aracı olmanın ötesinde, kültürel direnişin ve kimlik inşasının bir parçası olabileceğini göstermesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Ece Erken

Sanat akımları, kültürel miras ve modern yaşam trendleri üzerine estetik perspektifler sunan, küratör kimliğiyle öne çıkan kültür sanat editörü.